Podcast

93 - Frontier Lisesi Baskını: Barry Loukaitis | Tekrar Dosyası

Karanlık Dosyalar

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Barry, liseye giden, içe kapanık ve asosyal 14 yaşında bir çocuktu. Okul arkadaşlarına ve öğretmenlerine olan öfkesi aile içi sorunlarla birleştiğinde patlamaya hazır bir bombaya dönüşmüştü. 2 Şubat 1996 sabahına uyandığında, yaşadığı şehri kaplayan karlar ne kadar beyazsa aklından geçenler o kadar karanlıktı...

*Bu bölümdeki bazı unsurlar rahatsız edici olabilir*

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Ant Arın Şermet
Ses Tasarımı ve Kurgu: Can Birgehan
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar:
Barry Loukaitis: Kaan Sertdemir
Jonathan Lane: Berkant Gültekin
Leona Caires: Hazal Beril Çam



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.201 kelime · ~11 dk okuma

Sevgili Karanlık Dosyalar dinleyicileri, Semin Oğlu ve Çumra Canavarı serilerimizden sonra bunun gibi seriler yapmamızı çok istediğinizi biliyorum ve aylardır tam da böyle bir serinin üzerinde çalışıyoruz. Bu serinin bölümleri önümüzdeki haftalarda sizlerle buluşacak. Yine Türkiye'den bir davadan bahsedeceğiz ve gerçekten paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Serinin bölümleriyle uğraştığımız için ve önünüze en iyi şekilde çıkarabilmek için bu hafta bir tekrar dosyası yayınlayacağız ama gelecek hafta bomba gibi bir seriyle karşınızda olacağız. Haftaya çarşamba günü kulaklıklarınızı takıp burada olmayı unutmayın. Şimdiden iyi dinlemeler dilerim.

İnsanı yaşadıkları mı katil yapar yoksa bazı insanlar katil ruhuyla mı doğar? Bunu anlamak erken yaşlarda güç olsa da bazı örneklerde insanların katil ruhuyla doğduğu ortaya çıkar. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün size 14 yaşındayken okulunu basıp sınıf arkadaşlarının canına kasteden Barry Lukaitis davasını anlatacağım. Hazırsanız başlayalım mı?

Washington eyaletine bağlı Moses Lake şehrinde yer alan Frontier Lisesi'nde ikinci sınıfa giden Barry Loukaitis, 2 Şubat 1996 sabahına uyandığında hayatındaki hiçbir şeyin aynı kalmayacağını biliyordu. Anne! Baba! Hey! Kimse yok mu? Barry, annesiyle babasının evde olmadığını fark etti.

Transkriptin tamamını oku

Odasından çıkan Barry önce mutfakta kendine kahvaltı hazırladı. Kahvaltısını yaparken Barry'nin aklından geçen düşünceler dışarıda karla kaplı hava ne kadar beyazsa tam zıttı olacak kadar karanlıktı. Kahvaltısını bitirip bulaşıkları yıkadı ve boşanmak üzere olan ebeveynlerin yatak odasına çıktı. babasının birçok ruhsatlı silahı olduğunu biliyordu. Barry'nin bildiği bir diğer şey ise, hava koşulları sebebiyle okulun normal saatinden iki saat daha geç açılacaktı. Bu gecikme, ona babasının silahlarıyla daha fazla vakit geçirme şansı tanıdı. Babasının silah koleksiyonundan iki tabanca ve bir tüfek seçen Barry, o güne kadar hiç olmadığı kadar dikkat çeken bir kıyafet giydi.

O sabaha kadar lise çağındaki çocukların giydiği tarzda kıyafetler giyen Barry'nin 2 Şubat sabahı evden çıkmadan önce giydiği kıyafetler siyah bir pantolon, siyah gömlek, siyah kovboy çizmeleri ve siyah bir kovboy şapkasıydı. Bununla da yetinmeyen Barry göğsüne ve beline mermi kemerleri taktı. Her yerinde silah ve mermi olduğu için dışarıdan çok dikkat çekeceğine akıl etmişti. Bu sebeple ailesinin ona yılbaşında hediye ettiği trençkotun iç ceplerini yırtıp silahları kamufle edebileceği bir olanak buldu. Kısacası dışarı çıkmaya hazırdı. Dışarıda öyle bir soğuk vardı ki havadan resmen uğultu sesi yükseliyordu.

Barry, evine çok da uzak mesafede olmayan Front Yer Lisesi'ne yürümeye başladı ve okulun önüne geldiğinde son kez sigarasını yakıp okuldan içeri adım attı. İlk dersin başladığını biliyordu ama derse geciktiği için özür dilemek gibi bir niyeti yoktu. Peki adeta yürüyen bir cephaneliğe dönüşen Barry Locitis kimdi? Niye silahlarını kuşanıp okula gitmişti?

Barry, 26 Şubat 1981'de Joanne ve Terry çiftinin oğlu olarak dünyaya geldi. Ailesi, iş ve ekonomik yetersizlikler sebebiyle sürekli taşınırdı. Minnesota ve Iowa gibi eyaletlerde kısa süreli geçen zamanları yüzünden, Barry de kimseyle arkadaşlık kuramıyordu. Çünkü ne zaman tam birileriyle arkadaşlık kurma isteği oluşsa, oradan taşınma zamanları geliyordu. Buna rağmen Barry, arkadaş canlısı bir çocuktu.

Ancak kadın düşkünü, sadakatsiz, alkolik bir babayla, intihara meyilli depresif bir anneyle yaşamak onun kişiliğini tahmin ettiğinden çok daha fazla etkiliyordu. İlkokula gittiği yıllarda yaşadığı öğrenme sorunları sebebiyle annesi Joanne, Barry'i hastaneye götürdü. Yapılan tetkikler sonucunda Barry'de ADHD yani dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olduğu ortaya çıktı. ADHD'nin etkisini azaltmak için kullandığı Ritalin, Barry'i olumsuz etkiledi. İlaca başladıktan kısa bir süre sonra panik atak krizleri geçirmeye başlayan Barry, okulda da çok fazla akran zorbalığına maruz kalıyordu. Onu dövüp üstüne çiş de yaparlardı. Kafasını kızların gözü önünde klozete de sokarlardı. Hatta en sonunda okulda adını eşcinselle çıkarmışlardı.

Ki o dönem yaşadığı yerlerin hepsi Orta Batı'da olması ve eğitim seviyesinin düşüklüğü sebebiyle eşcinsellik o yaşlardaki çocuklar için korkulan bir olguydu. Evet, özünde arkadaş canlısı biriydi Barry. Ama yaşıtlarının Barry'i kucaklamak gibi bir isteği yoktu. Bu da Barry'i zamanla içine kapanık biri haline getirdi ve ortaokul eğitimini tamamlayıp liseye başladı.

Lisede geçirdiği ilk sene boyunca Barry kimseyle arkadaşlık kurmaya çalışmadı. Onun yanına gelenleri ise sert bir şekilde tersliyor ya da attığı tekinsiz bakışlarla insanları kaçırıyordu. Ancak karşı koyamadığı biri vardı. İsmini yasal sebeplerden dolayı bilmediğimiz bu sınıf arkadaşına kör kütük aşık olan Barry'nin şansı yanında değildi. Çünkü bu kız onlarla aynı sınıfta okuyan Latin Amerika kökenli Manuel Vela'yla sevgiliydi.

Manuel, Barry'nin kız arkadaşına karşı tavırlarından rahatsız olduğu için birkaç kez onu uyardı. Ancak ortaokulda yaşadıklarının aksine medeni uyarılardı bunlar. Barry'e normal bir tonla konuşuyor ve kız arkadaşını rahat bırakmasını istiyordu. Barry'nin cevabı Manuel'in tavrının aksi yönündeydi. Manuel'in bol giyinen tarzını çete üyelerine benzetiyor ve onun bir Latin dölü olduğunu düşünüyordu.

Hatta bir gün yemekhanede Manuel ile aynı masaya denk geldiğinde onun duyabileceği bir sesle, ''Bu dünyayı Latinler sikip attı. Hepsinin gebermesi lazım. Elimde olsa bugün o piçlerin hepsini gebertmeye başlardım.'' Bu cümle sadece ırkçılık ve nefret içermiyordu. Barry'i Manuel'e takmıştı ve açık açık tehdit ediyordu.

Bu dönemde silahlara karşı ilgisi artan Barry, boş vakitlerinde sadece silahlarla ilgilenirdi. Onları araştırır, nasıl kullanılacağını öğrenmeye çalışırdı. Babası Terry'nin bir oda dolusu silahı olduğu için, Barry'nin pratik yapmak istediğinde ailesinin evde olmadığı bir anı bulması yetiyordu. Lise 2'ye geçtiğinde ise çevresindeki herkese insanlardan nefret ettiğini, bu kadar çok insanın yaşamasının gereksiz olduğunu ve toplu katliamlara olan ihtiyacı anlatıyordu. Not defterlerine ölüm ve cinayetlerle ilgili notlar alıp şiirler yazıyordu. Sorun şu ki ne sınıf arkadaşları ne de öğretmenleri onun durumunun vehametini kavrayamadı.

Ta ki 2 Şubat 1996 günü saat 13 sularında geometri dersine gecikmesine rağmen kapıyı bir tekme ile açışına kadar. Burada bölüme ufak bir ara vereceğiz ardından tekrar birlikteyiz. Derse geciktiğim için kusura bakmayın hocam ama bugün dersi Ben veriyorum, siz değil. Ve inanın bana benim dersim sizin o sikik geometri dersinizden çok daha eğlenceli olacak. Barry, oğlum tamam bir sakin ol, bir konuşalım. Kes lan! Evet, herkes hazırsa başlıyorum. Sen! Şimdi o masadan kalkıyorsun, duvara yürüyorsun. Hadi, hadi, hadi! Ellerini de daya duvara! Dedikten sonra Barry, geometri öğretmeni olan Leona Caires'e tüfeğini doğrultup onu sırtından vurdu.

Leona Kaires yakın mesafeden vurulduğu için oracıkta hayatını kaybetti. Sınıftaki herkes avazı çıktığı kadar bağırıyor ve korku içinde sıralarının altına girmeye çalışıyordu. Barry öğretmenini vurduktan sonra kapının hemen yanında oturan Manuel Vela'nın üzerine yürüdü. Manuel'i tişörtünün yakasından tutup ayağa kaldıran Barry, tüfeğinin tabzasını tüm gücüyle Manuel'in suratına vurdu.

Manuel yere düştüğünde burnunun kırıldığını fark etti. Bu onun fark ettiği son şey olacaktı. ''Ne demiştim ben yemekte? Ne demiştim ha? O latin piçlerin hepsini yok edeceğim demiştim değil mi?'' dedi ve tüfeğiyle Manuel'i göğsünden ve başından vurarak öldürdü. Manuel'in ölümünden sonra sınıf arkadaşları sıranın onlara gelmesini beklemek istemedikleri için sınıfın kapısına yöneldiler. Daha doğrusu yönelmeyi hayal ettiler.

Sınıftaki hareketlenmeyi fark eden Barry, üç el ateş etti. Bu mermiler Natalie Hintz ve Arnold Prince'i buldu. İki öğrenci de şanslı değildi ve orada hayatlarını kaybettiler. Barry dahil sınıftaki herkes şoka girmişti. Okuldaki öğretmenler ve öğrenciler ise ne olduğunu anlayamamıştı. Frontier Lisesi'nin beden eğitimi öğretmeni olan Jonathan Lane, olayın yaşandığı sınıfın önüne koştu.

karşılaştığı manzarayı tanımlamak imkansızdı. Üç öğrenci ve bir öğretmenin cansız bedenleri sınıfın farklı köşelerinde kan omuzları oluştururken diğer öğrenciler duvar dibinde hıçkırı hıçkırı ağlıyor, şeker hastası olan birkaç öğrenci ise kriz geçiriyordu. Jonathan Lane bu durumda panik yapıp kaosu iyice geri dönülemez hale getirmektense Barry ile iletişim kurmaya çalıştı. Barry. Barry. Tamam. Tamam bak. Öğretmenini öldürdün. Arkadaşlarını öldürdün. Diğerlerini bırak en azından. Bırak gitsinler. Cynthia ile Paul'e baksana. Kriz geçiriyorlar. Hepsinden nefret ediyorum. Bu sınıfta kimse sağ çıkmayacak. Kimse. Barry. Barry. Bak. Dinle beni. Bak polisler gelecek zaten. Buradan çıkamayacaksın. Şu kriz geçirenleri bırak en azından.

Beni al. Rehin olarak beni al. Polis geldiğinde beni rehin aldığını söylersin. Seni tutuklayamazlar. Hadi ya. Çok akıllısın sen. Sakın yaklaşma. Ağzına kurşun yersin. Ben seni niye rehine alacakmışım ha? Öldürürüm seni de. Dört kişiyi zaten öldürdüm. Hepinizi gebertirim. Olur biter. Beri. Beri. Buradan birileri sağ çıkmazsa sen de sağ çıkmayacaksın. O yüzden arkadaşlarını bırak. Onların yerine beni al.

Barry biraz düşündükten sonra kafasını sallayarak onayladı. Bu sınıftan sağ ve özgür çıkmak istiyorsa tek şansı öğretmenini rehin almaktı. Böylelikle kriz geçiren arkadaşlarının çıkması için kapıyı açtı. Açılan kapının ardında okulun müdür yardımcısı Stephen Kyres vardı. Stephen, eşi Leona'yı yerde kan içinde ve cansız halde görünce bedeninin yanına koşup fenalaştı.

Barry silahını Stephen Kyres'e doğrulttu. Ancak o anda tereddüt edip müdür yardımcısına değil tahtaya ateş etti. Bu sayede sınıftan kaçmayı başaran Stephen Kyres hemen yetkilileri aradı. Sınıfta Barry Locitis, Jonathan Lane ve birkaç öğrenci kalmıştı. Müdür yardımcısı Stephen'ın çağrısından sonra dakikalar içinde okulun etrafında polis trenleri duyulmaya başlandı.

Barry, duvara yaslanmış beden eğitimi öğretmeni Jonathan Lane'i kıyafetinden tutup yanına çekti. Gel buraya! Gel! Şimdi bu silahı senin ağzına dayıyorum. Rehinem olacaksın benim. Sonra da buradan çıkıp gideceğiz. Anlaşıldı mı?

Canat'ın ona karşı koymak istiyordu ama sınıfta kendisi gibi rehine olan öğrenciler olduğu için Fevri davranamıyordu. O an aklına bir fikir geldi. Barry'nin suyuna giderek onu oyalayacak ve boşluğunu arayacaktı. Barry, Canat'ın arkasına geçti ve silahı ağzına dayayarak kapıya doğru yürüdü. Sınıfın etrafı polisler tarafından sarılmıştı.

O anda rehine öğrencilerden birkaçı hızla cama doğru koştular. Ayak seslerini duyan Barry kafasını öğrencilere çevirdi. Barry'nin dikkatini dağıldığını fark eden Jonathan Lane, Barry'nin silah tutan eline boştaki eliyle sert bir şekilde vurdu. Barry elimdeki silahı düşürdü. Jonathan bunun iyi bir fırsat olduğunu fark edip, o yeni bir silaha yeltenmeden Barry ile boğuşmaya başladı.

Yerdeki silahı tekme atıp uzaklaştırırken Barry'i yere düşürmeyi başarmıştı. Tam bu esnada kapıyı açan polisler etkisiz hale getirilmiş Barry Lukaitis'i hemen orada kelepçeleyip okuldan çıkardılar. Barry polis aracında sessizdi. Hatta daha doğru bir tanımla ifadesizdi. Sanki gözleri açıkken rüya görüyordu. Araç karakola geldi ve Barry'e eşlik eden görevliler onu sorgu odasına götürdüler.

Dedektifler Barry'i sorgulamaya başlamadan önce ona bir avukat çağırma fırsatı verseler de, Barry onlara avukatlardan pek hoşlanmadığını ve avukat çağırmanın bir anlamı olmadığını söyledi. Dedektifler sonrasında Barry'i sorgulamaya başladı ve itiraflar gecikmedi. 5 Şubat'ta Barry, 3 adet ağırlaştırılmış birinci derece cinayetle, 16'sı birinci derece adam kaçırma da dahil olmak üzere 22 ek suçla daha suçlandı. Barry 14 yaşında olduğu için yetişkin olarak yargılanmama hakkına sahipti. Yetişkin olarak yargılanmazsa sadece 7 sene sonra hapisten çıkacaktı.

Davaya bakan savcı, bu durumun önüne geçmek için Berry'nin bir yetişkin olarak yargılanmasını talep etti mahkemeden. Yargıç da bu talebi tereddüt etmeden kabul etti. Bu, Berry'nin hüküm giymesi halinde şartlı tahliye olasılığı olmadan ömür boyu hapis cezasına çarptırılabileceği anlamına gelmekteydi. Davada görevli psikiyatri uzmanlarının tümü, saldırının Barry'nin akıl hastalığı tarafından hızlandırıldığı konusunda hemfikirdi. Ve onun müebbet hapis yerine rehabilitasyon cezası almasının daha uygun olabileceğini söylediler. Danışmanlığın ve doğru ilaçların Barry'nin gelecekte tekrar şiddete başvurmasını engelleyeceğine inanıyorlardı. Barry'nin avukatı da, jüriye cinayetlerin Barry'nin zihnindeki bir hastalıktan kaynaklandığını söyledi.

24 Eylül'de jüri bir karara vardı. Barry, 3 adet birinci derece cinayet, 1 adet ikinci derece cinayet, 1 adet birinci derece cinayete teşebbüs ve 16 adet adam kaçırma suçundan suçlu bulundu. Barry, karar okunurken başını eğdi ve hiçbir duyuru göstermedi. Yargıç, Barry'i iki kez müebbet ve 205 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Ancak 2012'de Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi yeni bir kararı aldı. Bu yasaya göre suç işlediklerinde 16 yaşından küçük olan kişiler, şartlı tahliye imkanı olmaksızın müebbet hapis cezasına çarptırılamazlardı. Böylelikle Berry'nin cezasının yeniden belirlenmesi için bir duruşma yapılması gerektiği ortaya çıktı. 2017 yılının Nisan ayında Frontier Lisesi katliamından 21 sene sonra Berry Leukitis hakim karşısına çıktı.

Dört insanı öldüren, sınıf arkadaşlarını yaralayan lise öğrencisiyle hiçbir benzerliği kalmamıştı. Uzun sayılabilecek siyah saçları gitmiş, yerine kısa saçlarını hapishanede geçirdiği yıllarla beraber beyazlar gelmişti. Mahkemedeki ilk sözleri, ''Yaptıklarım için, çocuklarınızı sizden kopardığım için hepinizden özür dilerim.'' olmuştu. Yorgun ve pişmandı. Gözlerinde umuda dair hiçbir belirti yoktu. 2 Şubat 1996 sabahına uyandığında hayatındaki hiçbir şeyin aynı kalmayacağını biliyordu. Ama bunu yaşamaya hazır olmadığı aradan geçen 21 yılda belli olmuştu. Cinayetlerin neden işlediğini ilk kez o gün itiraf etti. Manuel Vela'ya karşı olan kıskançlığı, katliamın altında yatan temel motivasyondu.

Ayrıca kendisinin ergenlik şahı ile baş edememiş zavallı bir genç olduğunu da dile getirdi. Öldürdüğü insanların ailesine dönüp... Ben burada ne söylersem söyleyeyim, ne kadar pişman olduğumu anlatırsam anlatayım hiçbir şey değişmeyecek. Bunu biliyorum. O gün bilmiyordum. Ama artık biliyorum. Ben aradan geçen zamanda bunu öğrendim.

Her gece kabuslarla uyanmak. Öldürdüğün insanların cesetlerini görmek. Çok, çok kötüydü. Gerçekten hepinizden özür dilerim. Hiçbir anlamı olmayacağını bilsen de özür dilerim. Demişti. Kurbanlardan bazılarının aile üyeleri onun söylediklerindeki samimiyetini görüp biraz da olsa teselli bulabilmişti.

Arnold Fritz'in annesi Alice, olaydan yaklaşık 15 yıl sonra Barry'i hapishanede ziyaret etmişti. Ve yaptığı şeyden gerçekten pişman olduğuna inanıyordu. Yargıç bile Barry'nin sözlerine inanmış gibi görünüyordu. Evet, özrü çok gecikmişti. Ancak dürüst şeydi. Barry Lukaitis, Frontier Lisesi'nde yaptığı katliamdan her bir zerresiyle pişmandı. Barry yargıca döndü ve ağlamaklı bir sesle

Benim hak ettiğim ceza müebbet. Ben özgür olmayı hak etmiyorum. Bu insanlar benim yüzümden zaten çok acı çekti. Çocuklarının katilini dışarıda rahat rahat gezdiğini bilerek nasıl yaşayacaklar? Ben sizin bana vereceğiniz cezalara itiraz etmeyeceğim Sayın Yargıç. Benim hakkımdaki kararınız neyse kabul ediyorum. Ama lütfen bu insanları tekrar tekrar mahkemeye getirip daha fazla acı çektirmeyin.

dedi ve sakin bir şekilde yerine oturdu. Yargıç, Barry'nin konuşmasından etkilenip isteğini kabul etti ve Barry'e 189 yıl hapis cezası verdi. Evet, bazı insanlar katil olmayı sonradan öğrenirler. Bazıları ise katil olarak doğarlar.

Ancak unutulan bir grup var. Katil olarak doğup yaptıklarının bedelini ödeyenler. Yine de özellikle Amerika'daki insanların kolaylıkla silah sahibi olup zihnen henüz tam olarak gelişmemiş çocukların bu silahları kolaylıkla ailelerinden alabilmesi Frontier Lisesi'ndeki olay gibi örneklere kapı açıyor. Barry hayatının geri kalanını hapiste geçirip kendi şeytanlarıyla boğuşacak.

Moses Lake'te yaşayanlar ve Frontier Lisesi katliamında çocuklarını kaybeden insanlarsa Barry ne kadar pişman olursa olsun hayatları boyunca aşamayacakları bir yazla yaşayacaklar. Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasını ziyaret ettik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Allah Allah! Allah Allah!

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)