Podcast

135 - Stuart Ailesinin Kıyameti

Karanlık Dosyalar

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Stuart ailesi dışarıdan oldukça mutlu ve başarılı görünüyordu. Ancak bu görüntünün ardında gizlenen karanlık sonsuza dek örtülü kalamayacaktı. Kıyamet korkusu bir ailenin sonunu nasıl getirdi? Ailesini korumak isteyen bir anne evinin kapılarını ölüme nasıl açtı? Davetle gelen ölümü kimse fark etmeyecekti.

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Uğur Yıldırım
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar:
Lauren Stuart: Kevser Biçici
Rahip: Metin Bozkurt
Daniel Stuart: Uğur Yıldırım
Joyce Taylor: Gülşah Dim



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.984 kelime · ~10 dk okuma

İncil'e göre Armageddon, Yehova'nın şeytana ve kötülüğe karşı nihai zaferidir. Bu büyük savaşa hazırlanırken, ruhumuzu temiz tutmalıyız. Armageddon öncesinde ölmek bir ceza değil, aslında bir lütuftur. Çünkü bu, Tanrı'nın huzuruna günahlarımızdan arınmış olarak çıkma fırsatıdır.

Ancak Yehova'ya sadık kalırsak sonsuz yaşama kavuşacağız. Bu yüzden günahlarımızdan arınmak için tövbe edelim ve doğru yolda yürüyelim. Yehova'nın ışığı hepimizin üzerine olsun. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar.

Bugün sizlerle dini cemaatinden ayrılmasıyla hayatı zindana dönen Lauren Stewart'ın trajik hikayesine tanıklık edeceğiz. Ne dersiniz? Stewart ailesinin başına gelen korkunç olayları dinlemeye hazırsanız başlayalım mı? Lauren Stewart ve ailesi Keego Harbo'da Detroit Gölü'nün batı kıyısında renkli, çiçekli bahçeli bir evde yaşıyorlardı. Şehir yeşil alanları ve göl manzarasıyla insana huzur veriyordu.

Transkriptin tamamını oku

Lauren, eşi Daniel ve iki çocukları Bethany ve Steven'dan oluşan bu dört kişilik ailenin bir de köpekleri vardı. Lauren, modellik kariyerine devam etmeye çalışan güzel bir kadındı. Kendisi hakkında yazdığı sosyal medya gönderisinde modelliği ne kadar sevdiğinden ve macera presto oluşundan bahsediyordu. Eşi Daniel ise üniversitede çalışıyordu. Çocukları ise üniversite mezunu gençlerdi.

Ailenin özenilesi bir hayata sahip gibi görünen yüzü, ev içindeki bazı gerçekleri gizlemeye yetiyordu. Ancak bu böyle devam etmeyecekti. Lauren 6 Şubat sabahı uyandı, aynanın karşısına geçip bir süre kendine baktı. Hala güzel olduğunu düşündü. Ancak içinden bir ses, ne kadar da üzgün bir kadın diye ekledi. Daniel hala uyuyordu. Zaten uyansa da içindeki sesi duyamayacaktı.

Lauren hem ailesine hem de komşularına ruhsal durumunu belli etmemeye gayret ediyordu. Son aylarda öfke nöbetleri geçirdiğini görenler olmuştu. Zaten az sayıdaki yakın arkadaşları ve ailesi onun iyi olmadığını biliyorlardı. Ama büyük bir şey olmadığını düşünüyorlardı. Onları tedirgin etmeye gerek yoktu. Lauren ve Daniel 5 yıl öncesine kadar Jehova şahitleriydiler.

oldukça içine kapanık bir komünite olduğundan tüm dostları buradandı. Herhangi bir sorunda onlara yardım ele uzatanlar cemaattendi. Daniel ve Lauren onlara minnettardı. Ancak bu yakınlık bazen boğucu olabiliyordu. Yehova şahitlerinden olmak katı kurallara boyun eğmeyi de gerektiriyordu. Ayrılanlara acımasız bir dışlama uygulanıyor ve cemaatten kimsenin onlarla görüşmemesi tembihleniyordu.

Buna rağmen Stewart ailesiyle cemaatin arası gittikçe açılmaya başladı. Cemaat üniversite eğitimini hoş karşılamıyor, hatta ruhsal açıdan zararlı buluyordu. Stewart'larsa çocuklarını iyi üniversitelere göndermek istiyorlardı. Sonunda Daniel ve Lauren çocuklarının geleceği için bu zor kararı alıp cemaatten ayrıldılar. Daniel hiç pişman değildi.

İki çocukları da gayet başarılı ve insanların imreneceği gençler olup çıkmışlardı. Yine de Lauren bazen tüm bu iyi aile imajının, iyi bir anne olma çabasının arkasında kendisiyle boğuşuyordu. Çocukları için yaptıkları acaba kendisi için de doğru muydu? Lauren'ın modellik kariyeri gayet iyi şekilde devam ediyordu. Ama tüm arkadaşlarını kaybetmişti.

Sadece Joyce Taylor kalmıştı. Fakat o da kendisi gibi cemaatten ayrılmış ve dışlanmıştı. Sorgulamaları, öfkesi ve yalnızlığı onu oldukça yoruyordu. Devam etmeliyim diye düşünüp elini yüzünü yıkadıktan sonra aşağı indi. Salondaki kitaplığa doğru yöneldi. Oradan İncil'ini eline aldı. Matta'nın 24. suresinden şu dizeleri okudu.

O zaman birçok kişi imandan sapacak. Birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler. Birçok sahte peygamber türüyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak. Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.

Sonuna kadar dayanamadım diye düşündü. O sırada gözü yakınlardaki vitrine gitti. Orada çocuklarının diplomaları ve mezuniyet fotoğrafları vardı. Tüm bunlara değmiş miydi gerçekten? Doğru olan bu değildi sanki. Özellikle bir kelime zihninde takılı kalmıştı. Armageddon. Rahip onlara korkmamalarını öğütlemişti.

Ne de olsa Armageddon inananlar için bir zaferdi. Ancak Loren korku doluydu. Korkusuna bir de son aylarda öfke eklenmişti. En çok da kendisini öfkeliydi. Bir şeyleri illa yanlış yapıyor olmalıydı ki kimse onunla görüşmüyordu. Her şeyi sonlandırma fikri hiç olmadığı kadar çekiciydi. Kendisine olan öfkesi, bitmeyen yalnızlık hissiyle onu sarmalamıştı.

Armageddon'dan önce ruhu bedeninden ayrılırsa, Tanrı onu affedecekti. Sıkıntılarının kesin çözümü buydu. Armageddon geldiğinde, Tanrı'nın huzuruna günahlarından arınmış olarak çıkacaktı. Bu fikir, içinde belli belirsiz bir huzur hissine sebep oldu.

Bethany ve Daniel da uyandıktan sonra ailecek kahvaltılarını yapmaya geçtiler. Lauren'ın yüzündeki huzurlu gülümseme, sesindeki barışçılık aile üyeleri tarafından da fark ediliyordu. Uzun zamandır yapmadıkları kadar keyifli bir sohbetti. Ama o huzurlu maskenin altında nasıl bir dehşetin pusuda beklediğinden habersizlerdi.

Bethany ve Daniel'ı yolcu ettikten sonra Lauren evde yalnız kaldı. Ailesinin de onun huzurunu hissetmesi onu rahatlatmıştı. Artık bir şeyler doğru gitmeye başlamıştı. Telefonunu çıkardı. İntihar planını gerçekleştirmek için ilk videosunu çekmeye koyuldu. Nedenlerini açıklayacak, bu huzursuzluğun neden bitmesi gerektiğini söyleyecekti. Ailesinin suçlanmasını istemiyordu. Bu onun kararıydı.

Merhaba. Bu videoyu yapacaklarımı açıklamak adına çekiyorum. Hayatımda birçok sorun var. Aileme iyi gelmiyorum. Ve zihnimde dolaşan şeytanlara artık gücüm yetmiyor. Tanrı'ya karşı duyduğum utanç. Kimse bu yükü taşımamadı. Kararımı verdim. Tanrı'yla buluşacağım. Armageddon'da günahlarımdan arınmış bir şekilde onun huzuruna çıkacağım.

Sonunda bu acı bitiyor. Lauren videosunu çektikten sonra gününe normal şekilde devam etti. Bu videoyu bir açıklama olarak bırakacaktı. Ancak intihar anı daha gelmemişti. Yapması gereken, halletmesi gereken başka şeyler vardı. Şimdi bölümümüze kısa bir ara veriyoruz. Ardından kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Ertesi sabah Lauren başka biri olarak uyandı. Kahvaltıdan sonra eşinin ve kızının evden ayrılmasıyla birlikte bir sonraki adıma geçti. Telefonunu kurdu ve masasının başına oturdu. İkinci videosunu çekecekti. Bu defa çocukluğuna gitti. Kapanmamış bir defteri kapatacaktı. Bu dünyadan ayrılmadan ortaya çıkarması gereken bir gerçek vardı.

İntiharının sebeplerinden birinin bir akrabası tarafından çocukluğunda uğradığı cinsel istismar olduğunu açıkladı. Bu yükten de kurtulmuştu. İntiharına yakın bir zamanda bunları yayınlayacaktı. Ya da bunları öylesine bırakıp keşfedilmesini bekleyecekti. Şimdilik bilmiyordu. Sonraki bir hafta boyunca planı üzerine düşündü. Ve intihar yöntemlerini araştırdı.

En iyi yöntemi arıyordu. Silahla yapacaktı. Evlerinde bir silah vardı zaten. Böylelikle hızlıca kendisini öldürmeyi başaracaktı. Yine de içinde bir huzursuzluk vardı. İlk videosunun üzerine düşünüyordu. Ailesinin bir suçları olmadığını, kendisinin bunu tercih ettiğini belirtmişti ama onlara bir yük bırakmış olacaktı. İnsanlar Bethany ve Steven'ın annesinin intiharını onlara soracaktı.

Daniel'ın model eşi, mükemmel hayatına rağmen neden intihar etti diye sorgulayacaklardı. Videoyla bunları engellemeyi umuyordu. Ancak bir de evin içindeki düşünceleri hayal etti. Bethany'nin annesinin ona güvenmediğini düşünmesi, Daniel'ın eşine karşı yetersiz hissetmesi, Steven'ın taşınması nedeniyle kendini suçlaması, hepsini hayal edebiliyordu. Kapana kısılmış hissediyordu.

Sanki doğru olanı yapma ihtimali yoktu. Ya bu günahlarla yaşayacaktı ya da canını alıp ailesini büyük bir yük altında ezilmeye bırakacaktı. Ya da onları da kurtarabilir miydi acaba? Ailesini de kendisiyle birlikte götürebilirdi. Böylelikle onlar da bu acıyı çekmek zorunda kalmayacaktı. Bu fikir onu derinden etkilemişti. Olumlu muydu yoksa olumsuz muydu emin olamıyordu gerçi.

Ailesinin canını alma fikri, Lauren'ın kendini kötü hissetmesine sebep oluyordu. Ancak kendisi için düşündüğü şey, ailesi için de geçerliydi. Armageddon geldiğinde, onlar da günahlarından arınmış şekilde Tanrı'nın huzuruna çıkacaklardı. Tanrı, bu fedakarlığı için Lauren'ı affederdi. Artık iyice emin olmuştu. Herkesi kurtaracaktı.

14 Şubat günü oğluna eve gelip gelmeyeceğine dair bir mesaj attı. Oğlu o gün eve gelmişti. Akşamda ailesiyle kaldı. Evlerini sevgililer günü temasında süslediler. Stewart ailesi için her şey normal gibiydi. Diğerlerinin bilmediği ise Lauren'ın kafasının içinden geçenlerdi. Ailesine gülümsemeler saçarken içten içe onların ölümlerine kalan saatleri sayıyordu.

''Yarın ailemle birlikte bu dünyadan ayrılacağım.'' düşüncesiyle gülümsüyordu. Ailesi ise Lauren'ın ruh halinin iyiye gittiğini sanıyordu. Gece şaraplarla, sohbetle bitti. Ertesi sabah sadece Lauren erken kalktı. Daniel ise içkinin etkisiyle daha uyanamamıştı. Lauren, patronuna yazdığını ve onun için izin aldığını söyledi. Ancak yazdıkları hiç böyle değildi.

Mark, ben Lauren. Daniel bu sabah bir kaza geçirdi ve öldü. Şu anda konuşamıyorum. Kahvaltının ardından Lauren, Daniel'den Bodrum'a gidip su ısıtıcısının kontrolünü yapmasını rica etti. Onu Bodrum'a göndermek için ısıtıcının ayarlarıyla oynamıştı. Daniel'i kontrol etmek için aşağı indi. Çocuklarsa odalarına dağıldılar. Ardından Lauren bir not yazıp salonlarındaki masanın üzerine bıraktı.

Tanrı'nın özgür sevgisini kabul etmemeyi seçtiğimde kötülüğün kalbime girmesine izin verdim. Ve bu beni içten içe hasta etti. Kocamı ve çocuklarımı yanıma aldım. Böylece benim bencilce hareketimin sonuçlarına katlanmak zorunda kalmayacaklar. İsa onları diriltene kadar uyuyacaklar.

Yakındaki vitrine doğru yöneldi ve oradaki tüm aile fotoğraflarını ters çevirdi. Telefonunu çıkardı. Bu defa kuzenine yazacaktı. Şeytanların onu ele geçirdiğini, ancak hem kendisini hem de ailesini kurtaracağını söyleyen bir mesaj gönderdi. Kuzeninin, Lauren'ı merak eden mesajlarıysa cevapsız kalmıştı. Tüm hazırlıklar bitmişti. Silahını sakladığı yerden çıkardı.

Sessiz olması ve diğerlerinin duymamasını istediğinden susturucu da almıştı. Daniel hala bodrumdaydı. Steven ise bilgisayarının başında kulaklığı takılı halde oturuyordu. Bethany'nin ilk olması gerektiğine karar verdi. Üst kata çıktı ve kızının odasına girdi. Bethany yatağında uzanıyor telefonuna bakıyordu. Ona sakince yaklaştı. Sonra hızlı bir şekilde yastığı alıp Bethany'nin kafasına bastırdı.

Bethany daha ne olup bittiğini anlamadan silahını çıkardı ve kızını oracıkta vurdu. Bethany'i vururken gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı. Yine de kendisini tuttu. Bu onun tek kurtuluş planıydı. Ve artık duramazdı. Hızlıca Steven'ın odasına gitti. Kulaklıkları nedeniyle oğlu onun odasına girdiğini dahi fark etmemişti. Arkasına geçti ve iki el ateş etti.

Oğlunun bedeni önünde yere yığılmıştı. İki çocuğunu da kaybettiğini düşünmek istemiyordu. Onlara çok yakında kavuşacaktı. Nefesini tuttu. Gözyaşlarının daha fazla akmasına izin vermedi. Merdivenlere doğru ilerledi ve alt kata ses çıkarmadan indi. Bodrum kapısını açtı. Şimdiye kadar şanslıydı.

Bu seferde şansı yaver giderse hiçbir sorun çıkmadan ailesini kurtarmış olacaktı. Ancak işler istediği gibi gitmedi. Hayatım? Sen misin? Daniel onun geldiğini sezmiş ve ona seslenmişti. Arkasına döndüğünde Lauren'ın ağlayan suratını ve elindeki silahı gören adam ne yapacağını şaşırdı. Ne yapıyorsun?

Hareket edip dur demeye çalışırken cebindeki elini öyle zorlamıştı ki polisler cebinde yırtıklar bulacaktı. Lauren eşi Daniel'ı oracıkta vurdu. Lauren yapma! Yıllardır birlikte olduğu eşi de oracıkta yığılıp kaldı. Birkaç saat geçmesini bekledi Lauren. Yaptığının üzerine biraz düşündü. O sırada evinin her tarafını oldukça toplu ve düzenli hale getirdi.

Ancak ailesinin cansız bedenlerine dokunmadı. Akşam saatlerindeyse artık kendisine sıra geldiğini biliyordu. Ama son bir işi vardı. Köpeğinin kulübesine gitti. Onu aldı ve kafasından vurdu. Bu defa susturucu kullanmamıştı. Sıra kendisine gelmişti. Artık Tanrı'nın huzuruna çıkabilirim. Sonunda bu çile bitecek. Lauren.

Demek gelmeye karar verdin. Seni bekliyordum. Hatta bekliyorduk. Bu gerçek mi? Tanrım! Gerçekten sen misin? Evet. Yalnız değilim. Bak, Daniel, Bethany, Steven... Hepsi burada. Benimle. Seni bekliyoruz.

Gördüklerinin etkisiyle Lauren büyük bir sevinç yaşamış ve heyecanla silahı alnının ortasına götürmüş, tereddüt etmeden tetiği çekmişti. Gece 1'de Lauren'a tekrar mesaj atmayı deneyen kuzeni yine cevapsız kaldı. Ertesi sabah bir arkadaşıyla birlikte eve gitti. Kapıyı kimse açmayınca sağlık kontrolü yapılması için polisi aradı. Bir süre sonra polisler geldi. Kapıyı kırıp içeri giren polisler tek tek cesetleri buldular.

Lauren merdivenlerin dibinde bir köşede yanında bir tabanca ile bulundu. Memurlar daha sonra merdivenlerden ikinci kata çıktılar ve Steven'ı buldular. O da boş bir yatak odasında yerde yüzüstü yatıyordu. Ardından diğer odada Bethany'i kan lekeleri bulunan bir yastıkla birlikte yatağında buldular. Daniel'ın cesedini Bodrum katında, Stewart ailesinin köpeğinin ölü bedenini ise banyoda buldular.

Lauren'ın notlarına ve videolarına ulaşan polisler olayı kısa sürede çözmüş oldu. Her şey apaçık ortadaydı. Lauren Stewart önce ailesinin her bir ferdini, sonra da kendini öldürmüştü. Sorgulanan komşular, gece saatlerinde silah seslerine benzeyen sesler duyduklarını söylediler. Ancak kapı veya başka bir şeyin sesidir diyerek geçiştirmişlerdi. Olayı duyan herkes şaşırıyordu. Bir kişi hariç. Lorna'nın yakın arkadaşı Joyce Taylor, intihar notlarını incelediğinde sorumluluğun kimde olduğunu çok iyi biliyordu.

O da aynı biçimde dışlanmış, benzer duygular hissetmişti. Onların bir sonraki toplantısını basmaya karar verdi. Toplantı günü öfkeyle mekana gitti. Lauren ve ailesi için bunu yapması gerekiyordu. Bu cemaatin başkalarına da zarar vermesine izin vermeyecekti. Sevgili kardeşlerim, aldanmayın. Her nimet, Her mükemmel armağan yukarıdan... Pardon, pardon. Bu kadın kim? Bir saniye. Merhaba. Benim adım Joyce Taylor. İki gün önce sizin dışlama sürecinizin bir sonucu olarak dört kişi öldü. Lauren ve ailesi çok iyi insanlardı. Ancak beş yıl önce sizler bu küçük aileden desteğinizi çektiniz. Onları geri çevirdiniz ve dışladınız. Bu yaşananlar tamamen sizin suçunuz.

Yaşananlar hepimize yaşadığımız travmaların bizi nasıl etkileyebileceğini ve sonuçlarının nedenle yıkıcı olabileceğini hatırlatıyor. İnsanlar yaşadıkları acılarla başa çıkmak için çeşitli yollar arar. Ve bazen bu yollar hem kendileri hem de çevrelerindeki insanlar için geri dönülmez sonuçlar doğurabilir. Ancak burada travma yaşayan kişinin bu noktaya gelmesindeki sorumluları da düşünmeden edemiyorum.

Yine de bu tür suçların kabul edilebilir hiçbir yanı yok. Başkalarının hayatlarına mal olacak eylemler, hangi sebeple olursa olsun mazur görülemez. Lauren gerçekten ailesinin de, kendisinin de iyiliğini istemiş, yaptıklarının doğru olduğunu inanmıştı. Belki de onu bu kadar korkunç yapan, tam da doğru olanın yaptığını olan bu derinden inancıydı.

Çocuklarının ve eşinin iyiliğini kendisinin daha iyi anladığını düşündüğü bir ruhsal durumdan çıkamamış ve en sonunda onları öldüren kişi olmuştu. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Yavaş yavaş.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)