
2.062 kelime · ~10 dk okuma
Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Yeni yılın ilk bölümünde sizinle 2010'un son günlerine gidecek ve Birleşik Krallık'ın en bilinen davalarından birini hatırlayacağız. Dedektif! Dedektif! Bir açıklamada bulunacak mısınız? Birkaç soru sorabilir miyiz? Yeni kanıtlar mı bulunuyor? Davayla ilgisi nedir? Noel'de kaybolan bir kadın, zamana karşı yarışan polis memurları ve en çarpıcı manşeti atmak için pusuda bekleyen gazetecilerle bu dosya basit bir trajedi olmaktan çok uzakta. Ne dersiniz? Hediye paketleri yerine gerçeklerin kilidini açmaya hazırsanız başlayalım mı?
17 Aralık 2010. Cuma. Karla kaplı bir Bristol akşamıydı. 25 yaşındaki peyzaj mimarı Joanna Yates, yoğun geçen günün ardından iş arkadaşlarıyla beraber bir pub'a gitmişti. Noel planları ve yeni yıla nerede girileceği konuşulurken herkes oldukça keyifliydi.
Saat sekiz civarı Joana eve dönmek üzere arkadaşlarından ayrıldı. Yol üzerindeki dükkanlardan kendisine şarap ve pizza alan genç kadın saat dokuza doğru erkek arkadaşıyla birlikte yaşadıkları daireye geri döndü. Ve sonra hiçliğe karıştı. 19 Aralık 2010 Pazar. Polis merkezi telaşlı bir aramayla yankılanıyordu. Hattın öbür ucundaki gergin ses, Joanna'nın sevgilisi Greg Reardon'a aitti. Hafta sonunu ailesiyle 3 saat uzaklıktaki Sheffield'da geçirmiş, Bristol'e henüz dönmüştü ve saatlerdir sevgilisinden haber alamıyordu. Üstelik palto, telefon ve cüzdan da evdeydi.
Yanına hiçbir şey almadan ve haber vermeden evi terk etmek, Joanna'nın yapacağı türden bir şey değildi. Polisler derhal kamera görüntülerini incelemeye başladılar. Joanna'nın iş arkadaşlarıyla gittiği pub ve uğradığı marketler açıkça görülüyordu. Fakat genç kadın cuma akşamından sonra adeta yeryüzünden silinmişti. Hiçbir kamera kaydında olmadığı gibi hiçbir telefon görüşmesi de yapmamıştı.
Bu sebeple polislerin odağında bir muamma olan cuma akşamı vardı. Joanna eve girdikten sonra yaşananları aydınlatmaları gerekiyordu. Bir kanıt bulmak amacıyla daireyi inceleyen polisler öncelikle kapıda herhangi bir zorlanma belirtisi bulamadılar. Joanna'nın özel eşyaları Greg'in de dediği gibi paltosundaydı.
Ve o gün aldıklarının fişleri tezgahın üzerindeydi. Fakat pizzaya dair hiçbir şey ortalarda görünmüyordu. Boş bir kutu bile bulunamamıştı. Bunun üzerine Greg'le konuşan polis, çiftin üç gündür hiç iletişim kurmadığını öğrendi. Cuma gününden beri hiç konuşmamışsınız.
Joanne Allen zimmiydi Bayreuth'da? Yani belki gitmesine sebep olabilecek... Beni terk ettiğini mi söylemek istiyorsunuz? Hayır, biz iyiydik. Tamam. Peki daire anahtarı? Başka birinde var mıydı biliyor musunuz? Hayır, sadece bizde vardı. Hmm. Bir dakika. Ev sahibimiz Chris. O da bu binada yaşıyor. Onda yedek anahtarlar olmalı.
Christopher Jeffreys 60'larında emekli bir öğretmendi. Tam 34 yıl boyunca Clifton Koleji'nde edebiyat dersleri verdikten sonra şimdilerde kendi halinde sakin bir hayat yaşıyordu. Fakat görüntüsü bu sakinlikten çok uzaktaydı. Einstein'ı andıran dağınık, beyaz saçları ve gözlerindeki parıltıyla bir film karakterine benzeyen bu adam aynı zamanda garip bir konuşma tarzına sahipti.
Evet, nasıl yardımcı olabilirim garip beyefendi? Merhaba, ben dedektif Phil Jones. Kiracınız Joanna Yates hakkında kayıp ihbarı var. Aaa biliyorum, çok çok üzüldüm. Noel zamanı bütün bu bilinmezliklerin... Bir tahmininiz var mı? Yok.
Umarım hemen bulduracağınla. Çok tatlı bir kızdı. Bahçeyi çiçeklere kerdi, ondan sonra onlara su... 17 Aralık, Cuma akşamı. Şüpheli bir durumla karşılaştınız mı? Yoo. Her şey normaldi. Tamamen normal. Bu binada iki daireniz mi var? Üç. Diğerini de bir çift kiraladı. Vincent ve... Tonya, Tanya... Öyle bir isim... Anahtarlar, Bay Chris.
Dairelerin anahtarları sizde mi? Bende. Acil durumlar için saklarım. Ama kim bilir nerede şimdi. Anladım. Hiçbir şey duymadınız, hiçbir şey bilmiyorsunuz yani. Peki.
İyi günler. İyi günler. Sonraki birkaç gün, Joanna'nın ailesi ve Greg için cehennem azabı gibi geçmişti. Bristol'de tüm yollar yeni yıl süsleriyle ışıldarken, Teresa ve David Yates belirsizliğin karanlığı içindeydiler. Kızlarının kaçırıldığını düşünüyorlardı. Ama bunu yapanın kim olabileceği hakkında en ufak fikirleri yoktu. Daha acı olanı, onun ölü bulunma ihtimaline de kendilerini yavaş yavaş alıştırmalarıydı. Her halükarda kızlarını tekrar kollarına almak istiyorlardı.
Noel harifesinde Bristol sakinleri ayin için kilisede toplanmış, Joanna'nın sağlıklı bir şekilde ailesine dönmek için dualar etmişlerdi. Aynı saatlerde şehrin ormanlık arazileri ve Avon Vadisi'nde de polis kalabalık bir ekiple arama çalışmalarını sürdürüyordu. Fakat ne dualar ne de aramalar sonuç vermeyecekti. 25 Aralık sabah saat 9'da polis merkezine bir ihbar daha geldi.
Noel gününün erken saatlerinde köpeklerini yürüyüşe çıkaran bir çift, karların altındaki cansız bedenle karşılaşmıştı. Aramanın ardından derhal bölgeye akın eden polis ekipleri, cesedin kimliğini teşhis etmek için kolları sıvadı. Fakat hava şartları nedeniyle bu iş biraz uzayacaktı. Kanıtlara zarar vermeden donmuş haldeki cesedi bulunduğu yerden çıkarabilmek uzmanlık istiyordu. Otopsi ancak bir gün sonra gerçekleştirilecekti.
Yine de Johanna'nın ailesine her ihtimale karşı hazırlıklı olmaları gerektiği söylendi. Otopsi raporu ve ardından gelen açıklama en büyük korkuları doğrulayacaktı. Ben dedektif baş müfettişi Phil Jones. 25 Aralık günü Longwood yolunda bulunan cansız bedenin Johanna Yates'e ait olduğu tespit edilmiştir. Otopsi sonuçları Bayan Yates'in ölüm sebebinin boğulma olduğunu göstermektedir.
Söylemeliyim ki bu artık bir kayıp değil, cinayet dosyasıdır. Bu süreçte 17 Aralık gecesine dair hatırladığınız her bilgi oldukça kritiktir. Önemsiz olduğunu düşünseniz bile. Teşekkürler.
şehirdeki yeni yıl neşesinin yerini yas ve ölüm korkusu almıştı. Herkes kapılarını erkenden kilitliyor, fakat cinayeti dair tahminler yürütmekten de geri kalmıyordu. Kimlik teşhisinin ardından gazeteler yalnızca bu olayı konuşuyor, manşetler dikkat çekmek için yarışıyordu. Tüm bu kaosun ortasında dedektif Phil Jones ve partneri Karen Thomas, ekipleriyle beraber Joanna'nın dairesine tekrar gittiler.
Bu sefer olay yeri daha kapsamlı şekilde incelenecekti. Hatta evin kapısı adli analiz için sökülüp laboratuvara götürülmüştü. Bina uzman ekipler ve basın görevlileri tarafından sarılmışken tanıdık bir yüz polislerin yanına yaklaştı. Merhabalar. Merhaba. Sizi izledim dedektif bey yani. Aslında bakarsanız kamerada daha yakışıklı görünüyorsunuz. Anlamadım. Neyse.
Geceye dair bir ayrıntı hatırlarsanız gelin demiştiniz ya. Yani önemsiz olsa bile. Evet. Bir şey mi hatırladınız? Şöyle, o akşam dokuz gibi spordan dönmüştüm. Bir takım sesler duydum böyle kadın ve erkek sesleri. Johanna'nın dairesinin olduğu taraftan geliyordu bence. Bayan niyet miydi bu kişi? Bilmiyorum, anlamadım. Ama işte belki işinize yarar. Bunu daha önce paylaşmama sebebiniz? Sonradan hatırladım.
Medya tüm dikkatini bu ilginç görünümlü adama ve verdiği tuhaf cevaplara çevirmişti. Haberin kokusunu alan gazeteciler, Chris'in polise verdiği bilginin peşine düştüler. Ve bu süreç, öne alınamaz bir bilgi kirliliğine neden oldu. Yeist cinayetinde yeni gelişmeler. Egzantrik ev sahibi ilk kez konuştu. Joanna'yı o gece birileriyle gördüm. Christopher Jeffreys doğru mu söylüyor? Edebiyatla ilgileniyorum dedi. Garip saçlı adam olayın bir numaralı tanığı.
Polislerin aklı karışmıştı. Christopher Jefferies bir enigma gibiydi. Garip görünüyor, garip konuşuyor ve garip davranıyordu. Verdiği ipucunun işe yaramaması bir yana, ondan şüphelenmeleri için adeta polise gerekçeler sunuyordu. Greg ve Joanna dışında daire anahtarına sahip olan tek kişi kendisiydi. İlk ifadesinde duyduğu seslerden bahsetmemiş, bunu ancak çok sonra üstü kapalı şekilde açıklamıştı.
Yalnız başına yaşıyordu ve bu yalnızlık hayatının tüm alanlarına sirayet etmiş gibiydi. Komşuları ve onu tanıyanlar hiçbir romantik ilişkisi olmadığını, kitaplara gömülü şekilde yaşadığını söylemişlerdi. Aynı zamanda Joanna'nın o gece evde tek başına kalacağını biliyordu. Bedeni taşıyabileceği bir arabası da vardı. Tüm oklar Chris'i gösterirken onu tutuklamaktan başka bir seçenek kalmamıştı.
Şimdi kısa bir ara verelim. Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ertesi sabah televizyon kanalları ve gazetelerde kolektif bir çılgınlık yaşanıyordu. Christopher Jeffreys'in yüzü her yerdeydi. Bir gece içerisinde ülkede en nefret edilen kişi olmuştu. Polisler onu üç gün boyunca sorgulama hakkına sahiplerdi. Ve evinin her bir köşesi didik didik edilecekti.
Bir numaralı tanıktan bir numaralı sanığa dönüşen Chris Jeffreys bugün ülkedeki en nefret edilen kişi. Dağınık saçlarıyla çatlak bir bilim adamını andıran Jeffreys'in eski öğrencileri onun bir sapık olduğunu söylüyor. Komşuları da röntgencilik yaptığı konusunda hemfikir. Jeffreys'in 34 yıl boyunca görev yaptığı... Şuraya bak. Ya doğru mu yaptık bilmiyorum. Adamı resmen bir gecede katil inattılar. Ne yapacaktık? Herif potansiyel katil zaten. Bir de oturup ona mı üzülelim şimdi? Hadi işimize bakalım.
Bristol Polis Karakolu. Dedektif Karen Thomas. Christopher Jeffreys hakkında bilgi vermek için aradınız. Peki, isminizi alabilir miyim? Vincent Tabak. Tamam, dinliyorum.
Telefondaki kişi Christopher Jeffreys'in diğer kiracısı, aynı zamanda Joanna'nın komşusu Vincent Tabak'tı. Hollanda asıllı bir mühendis olan Vincent, kız arkadaşı Tanya ile beraber sadece birkaç ay önce aynı binaya taşınmıştı. 28 Aralık'ta yılbaşını ailesiyle kutlamak üzere Amsterdam'a gelmişler, ev sahibinin tutuklandığını da global haberlerden takip etmişlerdi. Son olayların ışığında polise önemli olduğunu düşündüğü bir bilgi vermek istiyordu Vincent. Dediğine göre Christopher 17 Aralık gecesi evde değildi.
Bunu biliyordu çünkü arabanın sabahki park yeri akşamki konumundan farklıydı. Kız arkadaşını da uygunsuz hareketleriyle tedirgin eden bu adamın cinayetin faili olduğundan emindi. Fakat Karen Thomas bu konuşmayı telefonda yapmak yerine iç sesini dinleyip Amsterdam'a gitmeye karar verdi. Partneri Phil Jones'un tüm sorularına rağmen Vincent'ı yüz yüze görmek istediği konusunda ısrarcıydı.
Bu sebeple hemen ertesi gün için bilet alıp bir adli tıp uzmanıyla beraber Hollanda'ya uçtu. Aynı gün havaalanına yakın bir otelde Vincent'la karşı karşıya gelmişlerdi. Ararken buraya kadar geleceğinizi düşünmemiştim açıkçası. Evet, sizinle yüzde tanışmak istedim. Rahatsız etmedim umarım tam yılbaşı arifesinde. Yo hayır, olur mu hiç? Bir gelişme var mı peki Chris hakkında? O muymuş yani yapan? Biz de onu araştırıyoruz, Bay Vincent.
Ama 17 Aralık akşama arabayı nasıl gördüğünüzü merak ediyorum. Bildiğim kadarıyla eviniz otoparka bakmıyor. Ben markete gitmiştim biri almak için. Ya kız arkadaşım da bir partideydi. Onu alıp sonra eve döndüm. İlk ifadenizde bundan bahsetmemişsiniz. Burada kar fotoğrafları çekmek için dışarı çıktınız yazıyor sadece. Yani o gün araba kullandınız. Tamam evet ama kız arkadaşım yanımdaydı. Ama onu alana kadar yalnızdınız. Öyle değil mi? Ne demek istiyorsunuz?
Johanna, Yates'in dairesine eş bulundunuz mu? Yani, sanmıyorum. Chris bizi evleri gezdirirken belki. O da aylar öncesinden. Evden DNA'nız çıkabilir yani. Ya tamam da ne alakası var yani? Ben zaten söyledim. Sakin olun, Bay Vincent. Biliyorum. Evdeki delillerden biriyle sizin DNA'nız eşleşirse... ...şüpheli durumuna düşmemeniz için bize DNA örneğiniz gerekiyor. Alabiliriz değil mi? Evet, evet tabii.
Dedektif Karen Thomas aslında telefon açtığı ilk andan itibaren Vincent'tan şüphelenmişti. Medyanın Christopher Jeffreys'i hedef tahtasına çevirdiği bu günlerde, Vincent farklı bir ülkeden arayıp polisleri yönlendirmekte hiç geç kalmamıştı. Dolayısıyla Karen'ın DNA örneği alma sebebi, onu şüpheliler listesinden elemek değil, tersine o listeye dahil etmekti. Bu sırada Christopher, aleyhinde yeterli delil olmadığı gerekçesiyle yeni yılın ilk günü serbest bırakıldı. Ona ait hiçbir DNA örneği bulunamadığı gibi, 17 Aralık akşamı arabasını çalıştırmadığı konusunda da oldukça kararlıydı. Peki Vincent Tebak neden böyle bir iddiada bulunmuştu? Gazeteler polisleri yavaşlık ve beceriksizlikle suçlarken yeni bir olasılık kendini ele vermişti.
ve bu olasılık 2 Ocak'ta Hollanda'dan dönüyordu. Tatil döneminin rehaveti laboratuvarın işleyişini aksatsa da beklenen sonuç Ocak bitmeden geldi. Amsterdam'daki konuşmadan tam 3 hafta sonra Joanna'nın vücudunda Vincent'ın DNA örneğine rastlanmıştı. 20 Ocak'ta aynı binada bir gece yarısı çalan kapı bu sefer onunkiydi. Apar topar karakola götürülen Vincent, polisleri düzenbazlıkla suçluyor, kendi DNA'sının Joanna'nın vücudunda çıkması için laboratuvara rüşvet verildiğini iddia ediyordu. Fakat tüm bu haykırışlar kendine aklamasına yetmeyecekti.
Vincent, kız arkadaşı dahil etrafındaki herkesi kandırmıştı. Evinden şiddet içerikli pornolar ve çocuk resimleri çıkan 33 yaşındaki mühendis, gittiği iş gezilerinde de kaldığı otellere eskort çağırmayı alışkanlık haline getirmişti. Arama geçmişi, yılın son haftasını pornografi ve Joanna hakkında çıkan haberler arasında mekik dokuyarak geçirdiğini gösteriyordu. Evet, bize 17 Aralık akşamını anlat. Yani çok hatırlamıyorum. Hayal meyal. O eve nasıl girdin? Ne yaptın kıza? Beni o çağırdı. Sevgilisi gidince. Pizza ve şarap ikram etti. Hem ben de daveti geri çevirmedim. Seni niye çağırsın? Bilmem. O zaman beynini sevgilisinden sıkılmış olabilir. Daha zeki birini istemiştir.
Benimle sürekli flört ediyordu. Ama hiç öpüşmeye geldiğinde bağırmaya başladı. Ben de rezil olmamak için ağzını kapattım. Gerisini hatırlamıyorum.
Vincent, cinayete kaza sözü vermek istiyor, kasten adam öldürme suçundan yargılanmamaya çalışıyordu. Joanna'nın bedeninde 43 adet darpizi bulunmuştu. Fakat Vincent, bunun nasıl olduğu konusunda en ufak fikri yokmuş gibi kayıtsızdı. Yere yığılana kadar 20 saniye boyunca nefessiz bıraktığı Joana'yı bagaja koyduktan sonra soğukkanlılıkla markette dolaşmış, hatta kız arkadaşına sıkıldım diye mesaj atmıştı. Ama o geceyi hatırlamıyordu.
Arabasını Longwood yolunun ıssız noktalarına sürmüş, Joanna'nın cansız bedenini hiç bulunamaması için karların altına gömmeye çalışmıştı. Ama o geceyi hatırlamıyordu. Christopher Jeffreys tutuklanınca fırsattan istifade suçu ona yıkmayı denemişti. Ama o geceyi hatırlamıyordu. Kimse Vincent'ın bu ani hafıza kaybına inanmadı. Mahkemenin son kararı müebbet hapis cezasıydı.
Gazeteler artık sansasyonel manşetler atmak yerine esas soruları soruyorlardı. DNA örneğine rağmen Vincent'ı tutuklamak neden polisin 3 haftasını almıştı? Ve neden soruşturmanın daha en başında Vincent yakından incelenmemişti? Bu soruların cevabı belliydi. Gerek medya, gerekse polisler kolay olana yönelmişti. Christopher Jeffreys ilginç tarzı ve normalin dışında görülen özel hayatıyla ideal şüpheliydi.
Onu yakalamak ve boy boy fotoğraflarını yayınlamak toplumda karşılık buluyordu. Çünkü insanlar sıra dışı kötülüklere alışıktı. Farklı olana etiketlemek tatmin ediciydi. Christopher Jeffreys dönemin tabloid gazetelerinin neredeyse hepsine dava açtı. Ve verdiği hukuki mücadeleleri bir bir kazandı.
Ama yine de hakkında çıkan yüzlerce haberden sonra aidiyet ihtiyacını göz ardı edememiş, beyaz saçlarını kestirip kahverengine boyatmıştı. Bugün hala haksız yere suçlanan ve medya tarafından canavarlaştırılan kişiler için bir sembol kendisi. Herkesle aynı kalıba girene kadar toplumdan dışlanan insanlar için de öyle belli ki. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Ve son olarak, mutlu yıllar.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.