
2.268 kelime · ~11 dk okuma
Yardım edin! Lütfen bana yardım edin annemle baba. Kanlar içinde yatıyorlar hepsi. Bütün ailem, kız kardeşimle. Ne yapacağım bilmiyorum. Ne olur bir şey yapın. Yardım edin. Tamam beyefendi. Tabii ki size yardım edeceğiz. Ama öncelikle sakin olmaya çalışın. Hangi bölgeden arıyorsunuz? Northright. Northright. Northright. Tamam. Şimdi onların nefes almadığını kontrol etmek istiyorum. Tamam mı? Evet, tamam.
Hayır! Hayır! Altınlar! Yardım edin ne olur! Bana yardım edin! Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere kanlı bir trajedi sonucu yok olan bir aileden bahsedeceğim. Ne dersiniz? Gonzaleslerin içindeki şeytanla yüzleşmeye hazırsanız başlayalım mı?
Avustralya'nın Sydney kentinde yaşayan Gonzalez ailesi için 10 Temmuz 2001 günü her zamanki gibi başladı. Baba Teddy, anne Mary ve oğulları 20 yaşındaki Seth erkenden uyanıp birlikte çalıştıkları hukuk bürolarına gitmiş, kızları 18 yaşındaki Claudine ise evde kalıp yaz tatilinin son günlerinin keyfini sürmeye karar vermişti. Sef o günkü mesaisini sabırsızlıkla geçirdi. Zira akşam arkadaşıyla buluşacaktı. Saat 8 gibi Yeşil Ford Festivasıyla arkadaşını evinden alan Sef, bütün geceyi onunla birlikte bir oyun salonunda geçirdi. Gece 12'ye doğru eve geldiğinde ise pencerelerde hiç ışık olmadığını gördü. Aile üyeleri derin bir sessizliğe gömülmüş gibiydi.
Sef ağır adımlarla kapıya doğru yaklaştı. Ve içeri girdiği anda korkunç bir manzarayla karşılaştı. Anne ve babası giriş katında, kardeşiyse üst kattaki odasında kanlar içinde yatıyordu. Korku ve panikle polisi arayan Sef olanları anlatmaya çalışıp çaresizlikle yardım istedi. Gözyaşları çığlıklarına karışıyor, kendini kaybetmiş gibi davranıyordu. Koşarak dışarı çıktı.
Bu kez kapının önünde ağlayıp bağırmaya, komşularına seslenmeye başladı. Genç adamın yakarışlarını duyan herkes Gonzaleslerin evine gelmiş ve gördükleri karşısında dehşete kapılmışlardı. Zira içeridekilerin hali akıl alır gibi değildi. Gonzalesler öldürülmekle kalmamış, adeta işkence görmüşlerdi. Cansız bedenlerin çevresi, duvarlar ve bazı eşyalar dahi kanlar içindeydi.
Polis delilleri değerlendirmek için vakit kaybetmeksizin etrafı incelemeye başladı. İlk tespitlere göre Gonzalesler vurulmamış, bıçaklanarak öldürülmüşlerdi. Her birinin bedeninde sayısız bıçak darbesi ve darp izi göze çarpıyordu. Babanın kalbi ve akciğeri delik deşik olmuş, şah damarı kesilmişti. Annenin yüzü, boynu ve üst bedeni kanlar içindeydi.
ve öldükten sonra soluk borusunun kesildiği anlaşıldı. En vahşice saldırılan kişi ise Claudine olmuştu. Önce genç kızın kafasına ve bedenine beyzbol sopasıyla defalarca kez vurulmuş, ardından pek çok yerinden sayısız kez bıçaklanmıştı. Bedenler üzerinde yapılan incelemeler, bunu yapan kişinin sanki onları öldürmekle yetinemeyip, öç almak ister gibi davrandığını düşündürmüştü.
Akla gelen ilk ihtimal hırsızlıktı. Soygun yapmak için eve giren kişi ya da kişiler aileye saldırıp öldürmüş olabilirdi. Fakat bu evi dikkatle inceleyen polisler bu ihtimali hızlıca eyledi. Zira etraf dağınık, eşyalar karıştırılmış olsa da hiçbir şey çalınmamış, nakit paralara ve değerli eşyalara dokunulmamıştı.
Kaldı ki kapılarda herhangi bir zorlama izi de göze çarpmıyordu. Üstelik cinayetler aynı anda işlenmemiş, belli bir sürece yayılmıştı. Buna göre ilk öldürülen kişi Claudine'di. 16.10'da öldürülen genç kızdan sonraki kurban 16.50 civarı eve gelen Mary olmuştu. Teddy'nin ise 18.20 civarında kapıdan girdiği anda saldırıya uğradığı düşünülüyordu.
Belli ki saldırgan her bir aile üyesini sırayla öldürmeyi planlamıştı. Soygun için eve giren birinin cinayetleri bu kadar planlı şekilde işlemesi ve evde bu kadar uzun saatler geçirmesi hayatın olağan akışına aykırıydı. Daha güçlü olan bir diğer ihtimalse bu olayın ırkçı bir saldırı olmasıydı. Zira salonun bir duvarına mavi sprey boyayla ''Fuck off Asians'' yazılmıştı.
Sef'in olay yerinde verdiği ilk ifade de bu ihtimali destekler nitelikteydi. Bay Gonzalez, öncelikle başınız sağ olsun. Yani yaşadıklarınız gerçekten çok ağır. Teşekkür ederim. Biraz erken biliyorum ama söyleyecekleriniz bizim için çok önemli. Sizce bunu kim yapmış olabilir? Şüphelendiğiniz biri var mı? Son zamanlarda yaşadığınız kötü bir olay, tartışma falan olmuş muydu?
Ya aslında evet. Bir tahminim var ama emin değilim. Yani o duvardaki iğrenç yazıyı görünce... Geçen gece de yapmışlardı aynı şeyi. Ne yaptılar? Kim yaptı? Dün Claudia'nın doğum günüydü. Ailecek yemeğe çıkmıştık, kutlamak için. Gece eve dönerken de yanımıza bir araba yaklaştı. Bağırıp çağırıyorlardı, küfür ediyorlardı.
Ne olduğunu anlamadık tabii önce, korktuk. Sonra pis Asyalılar, siktirin gidin buradan. Sizi istemiyoruz falan dediklerini duyduk işte. Bu ifadenin üzerine polis, ırkçı saldırı ihtimalinin üzerinde durmaya başladı. Fakat bu senaryoya da şüpheyle yaklaşmalarına neden olan birkaç husus vardı. Bunlardan ilki silahlardı.
Zira yapılan incelemelere göre cinayetler bir beyzbol sopası ve iki bıçak kullanılarak işlenmişti. Bedenlerin üzerindeki yaralarından anlaşıldığı üzere kullanılan bıçaklar evdeki bıçak setinde eksik olan iki parçayla birebir uyumluydu. Irkçı bir saldırı niyetiyle gelen kişi ya da kişilerin yanlarında cinayet silahlarını getirmemesi pek de akla uygun görünmüyordu. Ayrıca saldırganın eve zorlama olmadan girmesi ve işlediği korkunç cinayetlerden sonra evin duşunu kullandığının anlaşılması da onun ailenin tanıdığı biri olma ihtimalini akıllara getiriyordu. Fakat kesin bir delil yoktu. Bu vahşi saldırının aydınlatılması için her ihtimale dikkat edilmeli, hiçbir şey gözden kaçmamalıydı. Bu yüzden polis işe önce aileyi araştırmakla başladı.
Gonzalez ailesi aslen Filipinliydi. Düşük gelirli bir aileden gelen Teddy iyi kazanan bir avukat olmayı başarmıştı. Buradan kazandıklarıyla da yeni yatırımlar yapıyor, farklı iş kollarında faaliyet gösteriyordu. Her şey yolunda giderken 1990'da Filipinler'de yaşanan Luzon depremi ailenin hem evi hem işi olan 40 odalı oteli yerle bir etmişti.
Yaşadıkları ekonomik kayıpların ve travmaların altında ezilen aile en sonunda Sydney'ye göç ederek hayatlarında yeni bir sayfa açmaya karar verdi. Sydney'de bir hukuk bürosu açan Teddy, Mary'nin de yardımıyla birlikte kısa sürede ekonomik durumlarını toparladı. İkili çocuklarına iyi bir gelecek sunmak için yorulmak bilmeden çalışıyordu. Kendilerinin yaşadıkları maddi zorlukları çocuklarının da yaşamasını istemiyorlardı. Bu nedenle oldukça disiplinlilerdi. Çocukların notlarını yakından takip ediyor, başarılarını ödüllendirdikleri gibi düşük not aldıklarında ya da disiplinsiz davranışlar sergilediklerinde onları cezalandırmaktan çekinmiyorlardı.
Sef de ailesinin istediğine uygun olarak önce tıp fakültesine girdi. Fakat kısa süre sonra vazgeçerek hukuka geçiş yaptı. Anne babası bu iki tercihten de memnun, fakat Sef değildi. Zira onun kalbini çarptıran, hayatının sonuna kadar yapmak istediği tek şey müzikti. Fakat ailesi onunla aynı fikirde değildi.
Seth'in şarkı söylediğini, sahne aldığını öğrenmeleriyle birlikte Gonzales'lerin evinde kıyamet koptu. Teddy ve Mary daha önce sevgilisi olduğunu öğrendiklerinde yaptıkları gibi Seth'i tehdit etmeye başlamışlardı. Onun tek işi okulunu okuyup başarılı bir avukat olmaktı. Eğer bir daha şarkı söylediğini görür ya da duyarlarsa arabasını alacak, harçlığını kesecek ve onu mirastan men edeceklerdi.
Fakat ailesinin vahşice katledilmesi, ödülleri de cezaları da birlikte yaşanma ihtimali olan güzel anları da anlaşmazlıkları da bir anda ortadan kaldırmıştı. Cinayetlerden iki gün sonra Sef'in yaptığı basın toplantısı izleyen herkesin yüreğini dağladı. Ne kadar üzgün olduğumu kelimelerle anlatamıyorum. Babam benim kahramanım, rol modelimde. Annem ailemizin kalbi, en iyi arkadaşımdı. Claudine, bizim hayatımızın neşesiydi. Ve onlar artık yok. Benim dünyam yıkıldı. Sizden ricam, lütfen onlara bunu yapanı bulmak için yardım edin. Eğer katili yakalamak için işe yarar bir bilgi veren olursa, kendisine 100 bin dolar ödül vereceğim.
Fakat Sef'in bu dokunaklı konuşmasını tamamladıktan hemen sonra gittiği yer ve bir hafta sonraki cenaze töreninde yaptıkları polisin her şeyi tekrar gözden geçirmesine sebep olacaktı. Şimdi kısa bir ara verelim. Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Sef Gonzales'in basına yaptığı dokunaklı konuşmayı dinleyenler onun için oldukça üzülmüş, hayatta bir başına kalan bu gencecik çocuk için gözyaşı dahi dökmüşlerdi. Fakat Sef onlar kadar perişan değildi.
Zira henüz dinleyenlerin gözyaşları kurumadan, Seth Gonzales soluğu aile muhasebecisinin yanında aldı. Kendisine toplamda ne kadar miras kaldığı ve daha da önemlisi bunları ne zaman kullanabileceğini öğrenmek istiyordu. Üstelik bu süreçte Seth'in peşine düştüğü tek para ailesinden kalanlar değildi. Aile üyelerinin öldürülmesi sebebiyle cenaze masraflarında kullanması ve acil ihtiyaçlarını karşılaması için devlet tarafından kendisine ödenen 15 bin dolarlık tazminat da Sef Gonzalez tarafından özel harcamaları için hızlıca kullanılıp tüketilmişti. Cinayetlerden 10 gün sonra düzenlenen cenaze töreni ise herkesin aklında ciddi soru işaretlerinin oluşmasına sebep olacaktı.
300'ü aşkın insanın katıldığı cenaze töreninde ailenin hayatta kalan tek üyesi olan Sef kürsüye çıkarak konuşmasını yapmaya başladı. Ne kadar üzgün olduğunu söylüyor. Ailesine bunu yapanları bulmak için kanının son damlasına kadar savaşacağını anlatıyordu. Babam bana adımın anlamını 21. yaş günümde açıklayacaktı. Artık bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim.
Eğer beni duyuyorsanız, sizleri çok seviyorum. Bu şarkı size gelsin. Saff'in kendisini bu kadar hızlı toparlamış olması mümkün müydü? Böyle bir günde şarkı söylemek normal miydi? Yoksa o da acısını bu şekilde mi yaşıyordu? Herkesin kafası karışmış, sorular sorulara eklenmişti. Bu sırada dosyada hiçbir ilerleme kaydedememiş, ırkçı saldırıya dair hiçbir iz elde edememiş olan polislerse aradığı ipucunu bulmuştu.
Seth Gonzales'i yakın takibi alan polis, onun olaydan hemen sonra verdiği resmi ifadesinde bazı boşluklar fark etti. Söylediğine göre 10 Temmuz günü akşam 8 ile 11 arası arkadaşıyla birlikte dışarıdaydı. Bu beyanı teyit edilmişti. Fakat öncesinde açıklamadığı 4 saatlik bir boşluk vardı. Zira arkadaşıyla 8'de buluşmasına rağmen o gün işten ayrıldığında saat henüz 4'tü.
Sef Gonzales, 10 Temmuz günü saat 16 ile 20 arasında nerede olduğunuzu açıklar mısınız? Tabii. Ben aslında o gün 5'te arkadaşımla buluşacaktım. O yüzden 4 gibi ofisten çıkayım dedim. Sonra arkadaşım buluşma saatini 8'e erteledi. Ben de eve gittim. Ama evde kimse yok diye bu sefer eve girmek istemedim. Ben de evin önünde arabada müzik dinleyeyim dedim.
İşte sonra biraz arabayla boş boş turladım. İşte sonra saat 8 gibi Semih evinden aldım. İşte beraber oyun oynadık, yemek yedik. Fakat Sef'in bu ifadesini doğrulayacak hiçbir kanıt, hiçbir tanık yoktu. Polis farklı kişilerle konuşmaya başladığındaysa bu söylediklerinin yalan olduğu ortaya çıkacaktı.
Akşam 6 gibi oğlumu okuldan almıştım. Eve giderken kardeşim Mary Gonzales'in evinin önünden geçiyorduk. Bir uğrayıp selam vermek istedim. O saatte işten çıkıp eve gelmiş oluyordu çünkü. Kapıyı defalarca kez çaldık ama açan olmadı. Yeğenini Seth Gonzales'i gördünüz mü peki? Hayır. Yani arabası oradaydı ama kendisini görmedik.
Teddy'nin bir müvekkili de o gün 16.30 civarı Gonzales'lerin evine uğradığını, Yeşil Ford Festivali'yi evin önünde gördüğünü, fakat içinde kimse olmadığını söylemişti. Seth Gonzales artık polisin yakın takibindeydi. Ailesinin arabalarını bir bir takas etmesi, lüks bir daireye taşınması, annesinin değerli mücevherlerini elden çıkarıp çok pahalı bir araç için kapora bırakması, aleyhine deliller olarak dosyasına eklenmişti. Fakat bunlarla bitmiyordu.
Seth Gonzales'in olay günü üzerinde olan kıyafetleri incelendiğinde beklenmedik bir izle karşılaşıldı. Tişörtünde mavi boya lekesine rastlanmıştı. Yapılan incelemeler sonucunda tişörtteki bu boyanın oturma odasının duvarındaki ''Fuck of Asians'' yazısının yazıldığı boyayla birebir eşleştiği anlaşıldı. Bu olaydan sonra, Seth Gonzales'in nasıl biri olduğunu anlamak için onu tanıyanlarla konuşan polis, son derece ilginç bilgiler edindi. Buna göre, Seth kendini herkese farklı şekillerde tanıtmıştı. Tekvando uzmanı, dünya şampiyonu bir kickboxçu, avukat, sürekli New York'a seyahat eden bir iş adamı, bir erkek müzik grubunun menajeri, modellik şirketi sahibi ve müzik yapımcılığı, onun kimliklerinden sadece birkaçıydı. Kendisi adına açılmış olan fan sayfasının da yine kendisi tarafından kurulup yönetildiği anlaşıldı.
Filipinlerdeki teyzesine beyin tümörü olduğunu söyleyerek para istemesi de yalanlarından yalnızca biriydi. Polis son ifadesindeki çelişkiyi gidermek için Sef'i bir daha sorgulamaya karar verdi. Evet Sef, o gün işten çıktıktan sonra evin önünde arabada oturduğunu, sonra da arkadaşlarınla buluştuğunu söylemiştin. Tanıkların ifadelerine göre o saatlerde, yani tam da cinayetlerin işlendiği saatlerde, araban evin önündeymiş. Ama sen içinde değilmişsin. Of... Tamam. Daha önce utandığım için söyleyememiştim. Evet, o gün arabayı evin önüne bıraktım, doğru. Ama eve girmedim. Taksi çağırdım ve... İtiraf ediyorum. Genel eve gittim. Yani söyleyememiştim daha önce. Bilmiyorum, utandım işte. Size saçma gelebilir ama ben o an... ...bakirdim. Kimse bilsin istemedim. İsterseniz taksiciyle fahişeye de sorabilirsiniz.
Sef'in bu kendinden emin senaryosundan sonra bahsettiği isimlerle iletişime geçen polis... ...kısa süre içinde onun yine yalan söylediğini ortaya çıkardı. Taksici, polisteki ilk ifadesinde Sef'in yalancı tanıklığını yapsa da, polisin bunun ciddi bir cinayet soruşturması olduğunu söylemesi üzerine, Sef Gonzales'in yalan beyan için kendisine para verdiğini itiraf etti. Ayrıca, Sef'in ismini verdiği fahişe de 10 Temmuz günü izinli olduğunu ve çalışmadığını belirtmişti.
Bundan sonraki günlerde, Seth Gonzales'in ileri sürdüğü, babasının düşmanları tarafından kaçırıldığının da, tehdit mailleri aldığı iddiasının da yalan olduğu anlaşıldı. Seth'in bilgisayarını inceleyen polisler, bahsettiği tehdit maillerini de kendisinin hazırlayıp kendisine yolladığını tespit etmişti. Polisin elinde Seth Gonzales'in ailesini vahşice öldürdüğüne dair birinci dereceden kanıt olmasa da, artık dosyadaki veriler yeterli hale gelmişti. 13 Haziran günü, yani olaydan yaklaşık bir sene sonra, Seth Gonzales nihayet tutuklandı. Hiçbir suçlamayı kabul etmiyor, tüm iddiaları reddediyordu. Fakat yargılama aşamasında ortaya çıkan bir gerçek, davayı takip eden herkesi Seth'in suçlu olduğuna ikna etmeye yetecekti. Seth Gonzales'in ailesini öldürmeyi aylar öncesinden planlamaya başladığı ortaya çıktı.
İnternet arama geçmişinde zehirlere yönelik detaylı aramalar yaptığı, zehirle insan öldürmek üzerine yazılar okuduğu, yemeklere koyulduğunda anlaşılmayan ama kişiyi öldürecek kadar kuvvetli zehirlerin neler olduğunu incelediği tespit edildi. Hatta incelemekle kalmamış, bulduğu zehirden sipariş dahi etmişti. Aile evinde yapılan aramada bu zehir şişesi bir masanın altına bantlanmış halde bulundu. Üstelik bu kadarla da bitmiyordu. Sef, zehri sadece sipariş etmemiş, harekete de geçmişti. Zira bu zehri aldıktan sonraki günlerden birinde anne Mary Gonzales, şiddetli karın ağrısı, mide bulantısı ve ateş gibi şikayetlerle hastaneye kaldırılmıştı. Yapılan muayenede bu şikayetlerinin neden kaynaklandığı tam olarak anlaşılamamışsa da bugünden bakıldığında Mary Gonzales'in oğlu Seth Gonzales tarafından öldürülmek amacıyla zehirlendiği açıkça ortadaydı. Seth bu suçlamayı da kabul etmedi. Fakat artık her şey ortadaydı.
Bir cani gibi her şeyi en ince detayına kadar planlamış, 10 Temmuz günü eve gelip her bir aile üyesini sırasıyla vahşice katletmiş, ardından duş alıp üstünü değiştirmiş ve evi ırkçı bir saldırı yapılmış gibi gösterecek şekilde düzenlemişti. Sonrasında arkadaşıyla buluşup bütün gece eğlenmiş, gece eve geldiğinde ise acılı evlat rolünü oynamaya başlamıştı. Sef Gonzalez yapılan yargılama sonucunda şartlı tahliye imkanı olmaksızın üç cinayet için ayrı ayrı müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bir insan, bir evlat, bir kardeş nasıl böyle bir şey yapar? Nasıl bu kadar cani olabilir aklım almıyor. Evet, Sef Gonzalez'in hayata karşı bakışıyla ailesininki farklıydı.
Evet, Seth'in bu hayatta yapmak istedikleriyle ailesinin ondan beklentileri uyuşmuyordu. Ama hangimizin uyuşuyor ki? Hangimiz ailemizle yüzde yüz anlaşabiliyoruz? Bu hayatta bazen onlar bizi, bazen biz onları ikna ediyor, bazen zor, bazen kolay olsa da hepimiz bir şekilde kendi yolumuzu çiziyoruz. Ama Seth Gonzales bunu yapmaya, savaşmaya cesaret edemedi.
Ailesini katlettiğinde hem özgürlüğünü hem de mirası kazanarak mutlu olabileceğini düşünmüştü. Neyse ki olmadı. Evet, Teddy, Mary ve Claudine geri gelmeyecek. Ama en azından onlara bunları yapan cani de bu dünyada mutlu olmayacak ve geri kalan ömrünü bir hapishanede çürütecek.
Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.