Podcast

2025'e son bir bakış: sahiden neler oldu öyle?

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölümde, hem Ben Astrolog Değilim podcast'in doğum gününü kutluyoruz (12 Aralık) hem de 2025'e şöyle bir geri dönüp bakıyoruz. Neye veda ettik, neler öğrendik ve en önemlisi, tüm bu deneyimlerle ne yapacağız? O zaman bit artık 2025 diyelim mi?



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



------ Podbee Sunar ------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.339 kelime · ~7 dk okuma

Arkadaşlar merhaba, PodV ile hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcastına hoş geldiniz. Bugün 2025'e bir dönüp bakacağız ki ilerleyen günlerde 2026'tan bahsetmeden önce bir son muhakememiz olsun. O zaman bu yolculuk başlasın. Öncelikle bugün Ben Astrolog Değilim podcastinin doğum günü olduğu için bir iyi ki doğdum diyelim ve PodB ekibiyle çalışmanın rahatlığı ve mutluluğu için kendilerine çok teşekkür ederim.

Herkesin ismini tek tek saymam mümkün değil ama açık ve rahat bir şekilde konuşabildiğimiz, sesimizi duyurabildiğimiz bir alanı hala tutuyor olmaların değerini bilelim isterim. Bu podcast Yay Burcu. Bu arada Bed'in Instagram'ı da 3 Ekim'de 2 yaşına girdi. O da Terazi Burcu.

Demek ki farkında olmadan başlangıçları kendi yerleşimlerime göre yapmışım. Podcast yükselenime, Instagram hesabı da Ay Burcu'ma uygun. Mart Nisan gibi belki bir sub stack açarım ha. İlk üçlüyü tamamlarım.

Transkriptin tamamını oku

Güneş Koç, Yükselen Yay, Ay Terazi. Bakarız. Gelelim 2025'e. Daha doğrusu, hadi artık gidelim 2025'den.

Herkes içinden aynı şeyi söylüyor değil mi? Biti artık 2025. Astroloji de aslında yıl sonu Aralık'ta değildir. Hele bu sene hiç değil.

Bahsedilen tüm enerji değişimlerini biz Şubat'tan itibaren hissetmeye başlayacağız ama olsun, gelenektir. Biz yine de dönüp 2025'e bir bakalım. Bireysel ve global olarak her konunun altının üstüne geldiği tuhaf mı tuhaf bir yıl oldu 2025. Her yerde görüyorsunuz bu sene yılan yılıydı hem de orman yılanı ya da tahta.

Evet kabuklar değişti ama uzun süredir aynı haber döngüsünün içindeymişiz gibi hissetmiyor musunuz siz de? Bu bölümü hazırlarken bir dönüp bakayım dedim neler olmuş. Yapay zeka, teknoloji, politik gündem, Türkiye'de ve dünyada neler yaşanmış bir kendime hatırlatayım, kaçırılıklarını da öğreneyim istedim. Çok sevgili İnternet'e ve ChatGPT'ye doğrulanmış kaynaklardan bir zaman çizergisi çıkarır mısın diye sordum.

Sormaz olaydım. Sanırım bunları tek tek irdelemek şu noktada kimseye faaliyet sağlamayacak. Berbat arkadaşlar, dünyanın hali berbat. Ama bir yandan maalesef böyle olması gerekiyor ki bu eski sistemler çöksün.

Bir de o berbatlığa karşı birlik olmanın ve sistemlerden kopmanın keyfini unutmayalım. Her şey kötü değil sonuçta. Sonuç olarak 2025 bir süredir çökmeye başlayan sistemlerin içinde yeni sistemlerin başlangıcını yapma yılı oldu aynı zamanda. Aslında yılan metaforu inanılmaz güzel oturuyor.

Yılanlar hayatları boyunca belirli aralıklarla eski ya da hasarlı yerlerinden ve parazitlerden kurtulmak için deri değiştiriyorlar. Sağlıklı bir hayat içinde büyüyerek ilerlemeleri için bu hayati bir süreç. Ve en önemli nokta şu, deriyi henüz hazır olmadan çıkarmak sürece zarar verir. Ne kadar satürnyen bir örnek, farkında mısınız?

Hepiniz böyle bir süreçten geçmediniz mi kişisel seviyede? Ve aslında insanlık olarak global düzlemde. Daha global derinin değişmesine var ama koşulları şimdiden görmek de mümkün. Konuları tek tek irtilemeyeceğim dedim, farkındayım ama bir yandan da çok önemli noktalar var.

Biraz sosyal politik duruma göz atalım önce. Sonra ben kişisel olarak neler yaşadım, nasıl gözlemledim, nasıl yorumladım, onu konuşmak istiyorum. Dünyadaki en büyük konu bana göre halk ile yönetici grubun arasındaki sözleşmenin bittiğine tanıklık etmemiz ve bunun sonucu her yerde başlayan isyanlar oldu. Genel bir bu sistem artık bizim için çalışmıyor bilinci ve buna bağlı ayaklanmaları gördük.

Bu isyan hali sadece Türkiye'de değil birçok ülkede ya gerçekten sokağa çıkılarak ya da boykot yoluyla ya da sosyal medya üzerinden çok göndermemizde oldu. Pluton Kovaçan'ın ön izlemesi buralarda yatıyor aslında. Sistemin bizim için çalışmadığı hissi, çeşitli yerlerdeki soykırım ve vahşi savaş alanlarında da kendini gösterdi. İnsanlık nedir krizinde?

Özellikle Amerika ve Avrupa siyasetçilerinin ikiyüzlü tutumu hepimizi, hem kendi vatandaşlarını hem de herkesi yine bir siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz noktasına getirdi. Bir yandan da benim ismini çok doğru buldum. Tekno feodalizm ile burun buruna geldik. Teknofeodalizm kavramının ben, Yanis Varoufakis'in Teknofeodalizm, Kapitalizmi Ne Öldürdü?

kitabında okuyup bir aydınlanma yaşadım. Türkçe baskısı bulunmuyor ama genel adlarıyla şunu anlatıyor. Teknofeodalizm, modern dünyada teknolojinin yarattığı yeni bir feodal düzen. Orta çağdaki feodal sistemde nasıl büyük toprak sahipleri vardı ve halk o toprakları kullanmak için onlara bağımlıydıysa, Teknofeodalite'de büyük teknoloji şirketleri aynı konuma geçmiş durumda.

Bu sistem değişikliği aslında halk ve yönetici tayfa arasındaki sözleşmenin bitmesine katkıda bulunuyor maalesef. Bütün bu teknolojik ve veriye dayalı tekerleşmeye gelen otokratik yapılara karşı insanlar bireysel olarak bence dijitalden analığa geçerek bir çıkış bulacaklar. Bu benim kişisel görüşüm ama kiminle konuşsam artık bu meta dünyasından çıkmanın yolunu arıyor. Elon Musk'ın Twitter'ı satın alması, Mark Zuckerberg'in meta üzerinden tüm kişisel verilerimize sahip olması, Netflix gibi platformların görsel sanat ve kültüre verdiği zarar, Google da arama yaparken bile reklamlardan doğru bilgiye ulaşmanın zorlaşması, doğrulanabilir haber kaynaklarına ve sanatın özgür hata yapılan alanlarına duyulan ihtiyaç artıyor.

2025, büyük resimde bulunduğumuz politik, ekonomik ve dijital sistemlerin bize hizmet etmediğini anlamamıza yol açtı diye düşünüyorum. Kişisel olarak yaptığımız seçimlerin toplumsal alanda nasıl bir etkisi olduğunu da daha iyi anlamamız lazım demiştim senenin başında. En büyük konunun enerji kaynaklarımızın neye ve kime harcadığımız olacağını da söylemiştim. Bunları ek olarak sene boyunca buradaki kişisel sorumluluğu da görebilmeyi başardım.

Daha tamamlanmamış olsa bile. En önemli konulardan biri de parayı nereye harcıyorsunuz meselesiydi. Bütün boykot hareketlerini tekrar hatırlatmama gerek yok ama paramızla güç verdiklerimizin ifşası sonucunda kişisel olarak umarım hepimiz biraz daha olsun dikkatli olmayı başarabilmişizdir. Ben şahsen günde sadece bir kere gazetecilerine güvendiğim insanlardan belirli bir süre zarfında haber dinlemeye başladım.

Yakında buna ek olarak her gün güvendiğim yazılı gazete alışkanlığıma da geri döneceğim. Twitter ve benzeri platformlardan sürekli bir yankı odası halinde haberlere maruz kalmanın faydalı olmadığını düşünüyorum. Podbean'in varlığı da bu yüzden çok önemli. Biraz karanlık oldu söylediklerim, farkındayım ama amacım sizi şaresiz hissettirmek ya da korkutmak değil.

Felaket tellallığını hiç sevmem, biliyorsunuz. Bunları söylüyorum çünkü büyük resmi hem karanlığıyla hem de ışığıyla görmeye çalışmak... ...bizi bireysel olarak daha iyi, daha insani bir toplumsal anlaşmanın koşullarını sağlayabilmemize sebep verecek.

Ve bunun için evet, önce bireysel değişikliklere bakmak gerekiyor. Biraz da Kendi Senem'den kısaca bahsedeyim size. Senenin başında yaptığım her şey birileriyle ortak yaptığım şeylerdi, şu an ise teknik olarak yalnızım. Ama bu nasıl bir yalnızlık, iyi tanımlamak lazım.

Fark etmek zorunda kaldığım en önemli konu şu, başarılı olmak için hiçbir sorumluluktan kaçmadan ve sadece kendi yetilerime güvenerek yılmadan çalışmak zorundayım. Başkalarına iş bırakıyor olmanın altında yatan korkuları ve tembellikleri görmek zorunda kaldım. Kendi yaptığım işlerle ilgili yapabilme kapasitem olan şeyleri başkalarına vererek aslında sorumluluklarımdan kaçıyormuşum. Yani yapamadığım şeyler değil, üstlenmek istemediğim şeyler olduğunu gördüm.

Kimseye gerek duymadan kendime hakim olmak zorunda kaldım. Çok fazla olay oldu. Herhangi bir tanesinde ben bu işi yapmayacağım deyip kenara çekilebilirdim. Her zaman yaptığım bir şeydi bu.

Devam ettim, çözüm buldum, denedim, yanıldım ama durmadım. Kendi işine tam olarak sahiplenmenin getirdiği zor ama temiz yalnızlığıyla en sonunda mutlu oldum. Saturn benim çok fazla kişisel yerleşimim üzerinde dans ediyor. Saturn demek yalnız bir şekilde azimle çalışarak zamanla uzmanlaşmak demek.

Kendi beynim ve egom konusunda bu yolculuğu gerçekten yaşadım ve biliyorum ki daha başındayım. Artık birinin onayı yönlendirmesi, doğrulaması olmadan hareket etmenin özgürleştirici yanını ve aynı zamanda sorumluluk açısından gücünü keşfettim. En son ama en önemli konu ise kendini sevme meselesi. Ama canım kendim gibi bir yerden değil.

Vay be, hakikaten içimde bu güç varmış gibi bir yerden. Kendine saygı duymak ve saygı duyduğum bir varlığa nasıl davranırsan... ...kendine de öyle davranmayı öğrenmek.

Benim yapmak ve başarmak istediklerime uygun bir disiplinle hayati düzeni kurabilmek. Disiplin burada illa kısıtlayıcı bir şey değil. Hayattan zevk alma alanına da adanmış zamanı ayırmayı sağlayan bir sistemdir aslında disiplin. Kendimi, sevgilimi, kedimi, köpeğimi, arkadaşımı, ailemi sevmenin ne kadar büyük bir devamlı çaba ve özen gerektirdiğini anlamanın huzurunu yaşıyorum.

Ben bu sene kendi sorumluluğunu almaktan kaçınan biri değil, kendi hayatını yöneten biri olduğumun ilk kez tam anlamıyla farkına varabildim. Öğrenmenin bitmediğini kabul etmenin aslında bir özgürlük olduğunu yaşadım. Ve en önemlisi, önümüzdeki sürecin kendime sadakat yılı olacağının işaretlerini aldım. Kendime sadık oldukça geri kalan herkese ve her işe de sadık olabiliyorum.

En değerli öğreti bu oldu. Çok astrolojik bir sahbit olmadık, farkındayım. Ama astrolojiyi bilmek, aslında tüm bu kişisel gözlemleri evrensel hareketlerle bağlayarak anlamlandırmak demek. Siz neler fark ettiniz?

Hangi versiyonlarınıza veda ettiniz? Kendinizi kendinize adamaya ve sadakatinizi kendinize vermeye hazır mısınız? 2026 yayınımızdan önce haftaya oğlakları selamlayacağız. Hepinize çok iyi kalp ve beyin buluşmaları diliyorum.

Bu yolda ve bu zorlukta yalnız değiliz. Her ne kadar teknofi ve ödeller bizi öyle hissettirmek istese de unutmayın. Yalnız değiliz, bu işin içinde hep beraberiz ve toplumsal hareket etmek en önemli konu olmaya devam edecek. Haftaya görüşürüz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)