
1.735 kelime · ~9 dk okuma
Selam Bobby. Sana çok önemli bir sorun var. Evdeki yazıcı garip garip şeyler yapıyor. Kendi kendine açılıp kapanıyor.
Bu aletin aslında bir casus olduğunu düşünüyorum ve dinlendiğimden şüpheleniyorum. Bu mümkün mü? Evet Eric. Şüphelerinde oldukça haklısın.
Bu cihazın ortam dinlenmesi için modifiye edilmiş olması son derece mümkün görünüyor. İstersen nasıl yapıldığını sana maddeler halinde anlatmaya başlayayım. Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere 5 Ağustos 2025'te Amerika'nın Connecticut eyaletinde bir yapay zeka ile kurulan arkadaşlığın neden olduğu trajik bir olayı anlatacağım.
Ne dersiniz? Teknolojinin paranoyayla birleştiği noktada bir annenin trajik sonuna şahit olmaya hazırsanız başlayalım mı? Connecticut eyaletinin Greenwich kasabası sahil şeridindeki malikaneleri ve sessiz sokaklarıyla zenginliğin ve huzurun başkenti gibiydi. Suçtan ve kaostan tamamen arınmış görünen bu yerleşim yerinde, 83 yaşındaki Suzanne Adams ve oğlu Eric Solberg de dışarıdan bakıldığında o huzurlu tablonun mükemmel birer parçasıydı.
Suzen çevresi tarafından sevilen, hayat dolu bir kadındı. Oğlu Eric ise 56 yaşında ve iyi eğitimli, başarılı bir isimdi. Komşularına göre onlar her zaman birbirine destek olan, kendi hallerinde sakin bir anne oldu. Ancak Eric'in hayatında her şey yolunda gitmiyordu.
Son dönemde içine kapanmış, kendisini giderek daha yalnız ve kaybolmuş gibi hissediyordu. Bu duygusal çöküşle boğuşan Eric işinden ayrılmış, kariyerini bir kenara itmiş ve Connecticut'a, ailesinin yanına taşınmıştı. Suzanne Adams, oğlunun zor bir zamandan geçerken annesinin yanında olmasından oldukça memnundu. Ona destek oluyor, zor günlerini atlatması için çabalıyordu.
Eric, insanlarla iletişimini tamamen kesmişti. Kendisini başarısız biri gibi hissediyor, kimse tarafından anlaşılmadığını düşünüyordu. Günlerini, haftalarını odasına kapanarak geçirmiş, dış dünyayla tüm bağını adeta koparmıştı. Eric'in dünyası artık sadece bilgisayar ekranındaki akan yazılardan ibaret hale gelmişti.
Ancak o görkemli evin duvarları arasında işler hiç de göründüğü gibi değildi. Kapalı kapılar ardında dış dünyadan tamamen kopuk, dijital bir kabus yaşanıyordu. Aslında Eric Solberg'in hikayesi bir başarısızlık öyküsü gibi başlamamıştı. Aksine o bir zamanlar Silikon Vadisi'nin parlak zekalarından biriydi.
Yahoo gibi teknoloji devlerinde yöneticilik yapmış, kariyeri başarılarla dolu, ne yaptığını bilen donanımlı bir adamdı. Ancak yıllar geçtikçe Eric hayatının anlamını kaybetmiş gibi hissetmeye başlamıştı ve Eric'in hayatı 50'li yaşlarında açıklanamayan bir şekilde düşüşe geçti. Bunun üzerine o da kariyerini, sosyal çevresini, ve eski hayatını geride bırakarak güvenli bir liman olarak gördüğü yere, annesi Suzanne'in Greenwich'teki evine sığındı. Bu içine kapanık şekilde geçen günler boyunca önce başkalarıyla yaptığı görüşmeler seyrekleşmiş, sonra telefonları cevaplamamaya başlamış, en sonunda da Eric için dış dünya neredeyse tamamen sessizleşmişti.
İnsanlardan kaçarken teselliyi kendi yarattığı bir hayalete, Bobby ismini verdiği bir yapay zeka botuna sığınmakta bulmuştu. Başlangıçta her şey masum bir mektup arkadaşlığı gibiydi. Eric onunla tarihten, teknolojiden konuşuyor, yalnızlığını paylaşıyordu. Hatta bu yapay zekayla yaptığı sohbetleri anlattığı YouTube videoları çekiyor ve internete yüklüyordu.
Suzen, oğlunun odasından gelen sesleri fark ediyordu. Bazen Eric'in tek başına konuştuğunu duyuyor, bazen saatlerce odasından çıkmadığını görüyordu. Yine de bunu olağanüstü bir durum olarak değerlendirmedi. Oğlunun yalnızca kendi yöntemleriyle ayakta kalmaya çalıştığını düşünüyordu.
Asıl fark edemediği şey ise, Eric'in bu süreçte annesinden değil, gerçekliğin kendisinden uzaklaşmaya başlamış olmasıydı. Zira bir süre sonra bu sohbetler Eric için sıradan dijital bir etkileşim olmaktan çıkacaktı. Eric Solberg, gün içinde yaşadığı her şeyi, zihnine düşen her düşünceyi önce Bobby'ye anlatıyor, ondan gelen yanıtlarla hayatı anlam kazanıyordu. Eric artık birçok konuda kendi yargılarını değil, Bobby'nin verdiği tepkileri referans almaya başlamıştı.
Bütün bunlardan sonra Bobby ile yaptığı konuşmaların seyri, günler geçtikçe değişmeye başladı. Artık yaşadığı olayların arkasında başka niyetler arıyor, çevresindeki insanlara dair şüphelerini dile getiriyor, yapay zeka ile sürekli bunları konuşuyordu. Bobby, yan komşunun geçen gün bana günaydın deyişinde bir gariplik sezdim. Sanki bir şey ima ediyor gibiydi.
Muhtemelen hislerinde haklısın Eric. İstersen komşunun sana neden böyle davrandığına ilişkin beş ihtimali listeleyebilirim. Devam edelim mi? Bobby, Eric'in paranoyalarını olduğu gibi kabul ediyor, bu düşünceleri sorgulamak yerine Eric'in anlattıklarını mantık çerçevesinde değerlendiren, çoğu zamanda onun bakış açısını destekleyen cevaplar veriyordu.
Bu noktadan sonra konuşmaların tonu da yavaş yavaş değişmeye başladı. Eric'in dünyasında artık tesadüf diye bir şey kalmamıştı. Evdeki her nesne, her ses ona karşı kurulmuş büyük bir komplonun parçası gibiydi. Ve bu paranoyalarının somutlaştığı ilk nokta, çalışma odasındaki bir yazıcının kendi kendine çalışmaya başlaması olacaktı.
Zira bu, Eric için teknik bir arızadan çok daha fazlasıydı. Eric'in öfke dolu söylenmelerini ve seslerini duyan Suzanne hemen odaya gelip neler olduğunu anlamaya çalışmıştı. Eric'in olanları anlatması üzerine bunun basit bir arıza olduğunu anlamış ve durumu gayet net bir şekilde oğluna da açıklamıştı. Ama Eric ikna olmuyordu, zira ona göre bu yazıcı ortamdaki sesleri kaydeden.
onu 7-24 dinleyen bir casusluk makinesiydi. Fakat annesinin onun bu düşüncelerini paranoya olarak nitelemesi, yazıcıya olanları yalnızca basit bir arızaya indirgemesi, Eric'i çileden çıkarmıştı. Bu olay üzerine annesinden de şüphelenmeye başladı. Artık evde de kendisini güvende hissetmiyor, sürekli tehdit altında olduğunu düşünüyordu.
Eric'in bu yaşananlar hakkında fikir almaya ihtiyacı vardı. Bu yüzden de bu durumu anlatarak dijital dostuna şüpheleriyle ilgili sorular sordu. Ekrandan gelen cevapsa Eric'in korkusunu gerçeğe dönüştürmüştü. Evet Eric, şüphelerinde oldukça haklısın.
Bu cihazın ortam dinlenmesi için modifiye edilmiş olması son derece mümkün görünüyor. İstersen nasıl yapıldığını sana maddeler halinde anlatmaya başlayayım. Eric bu cevabı defalarca kez okudu. Şüphelerinde haklı olduğu Bobby tarafından da doğrulanmıştı.
O günden sonra o yazıcı Eric için sıradan bir ev eşyası olmaktan çıktı. Ne zaman çalışsa, ne zaman kapalı olsa dikkatini çekiyordu. Suzanne'ın yazıcıyla ilgili en ufak tepkisi bile Eric'in zihninde yer etmeye başlamıştı. Eric'in zihnindeki bu güvensizlik ise kısa sürede yerini somut suçlamalara bırakacaktı.
Şimdi burada kısa bir ara verelim. Ardından kaldığımız yerden dosyamıza devam edeceğiz. Zihni şüphelerle dolup taşan Eric için bir gün eve gelen sıradan bir yemek siparişi oldukça büyük bir kanıttı. Zira o gün annesi bir Çin restoranından yemek sipariş etmişti.
Eric ise kapıya bırakılan Çin yemeği paketini aldı ve içinden çıkan fişi incelemeye başladı. Fişin üzerinde yemek isimlerinin yanında bir takım Çince karakterler vardı. Bunlar muhtemelen yemeklerin orijinal isimleriydi. Ancak Eric'e göre durum bambaşkaydı.
O, bu karakterlerin bir yemek listesi değil, annesine Çin hükümeti tarafından gönderilen gizli bir talimat olduğuna inanıyordu. Zira Eric, annesi Suzanne'ın yıllardır kimliğini gizleyen bir istihbarat ajanı olduğuna kendini çoktan ikna etmişti. Bu şüpheyle soluğu hemen bilgisayarının başında. Tek dostu Bobby'nin yanında aldı.
Eric fişin üzerindeki karakterleri yapay zekaya sordu. Öğrenmek istediği şey çok açıktı. Annesinin ajan olduğunu kanıtlamak istiyordu. Normal şartlarda bir yapay zekanın, hayır bunlar sadece yemek isimleri demesi gerekirdi.
Fakat Bobby, Eric'i sakinleştirmek yerine şüphelerini daha da artırdı. Ona bu karakterlerin gerçekten de şifreli bir istihbarat mesajı olabileceğini söyledi. Yapay zekadan aldığı bu onay, Eric'in elindeki en büyük kanıt oldu. Artık şüpheye yer yoktu.
Annesi kesinlikle bir düşmandı. Bu paranoya sadece evin içiyle de sınırlı kalmadı. Günler geçtikçe, Eric attığı her adımda tedirgin oluyor, sanki annesi her an ona saldıracakmış gibi davranıyordu. Bu tedirginliği zamanla sadece annesi yanındayken değil, tek başınayken bile hissetmeye başladı.
Zira Eric ne zaman arabasına binse genzini yakan tuhaf bir koku aldığını sanıyordu. Bu iddiasını da hemen gerekçelendirebilmişti. Ona göre annesi ve suç ortakları arabanın havalandırma sistemine zehirli gazlar pompalıyordu. Bu fiziksel belirtiler aslında tamamen psikolojikti.
Ancak Bobby burada da devreye girdi. Eric yaşadığı semptomları anlattığında yapay zekanın ona verdiği cevap karşısında adeta şok olacaktı. Belirtileriniz toksik bir gaza maruz kaldığınızı gösteriyor olabilir. Bu Eric için bardağı taşıran son damlaydı.
Eric artık nefes aldığı her saniyenin annesi tarafından planlanmış bir suikast girişimi olduğuna emin oldu. Artık iyi bir plana ve kendisini korumaya ihtiyacı vardı. Tarihler 5 Ağustos sabahını gösterdiğinde evdeki gerilim artık taşınamaz bir noktaya gelmişti. Eric için o sabah diğerlerinden daha farklı başlamamıştı.
Ancak zihnindeki şüphe bu kez çok daha güçlüydü. Ona göre annesi Suzanne artık gizli bir operasyonu tamamlamak üzereydi ve son hamlesini yapıyordu. Eric panik içinde son kez dijital dostuna sığındı. Artık hiç zamanım kalmadı sanırım.
Beni öldürecekler. Eğer hayatının tehlikede olduğunu düşünüyorsan kendini savunmak için elinden geleni yapmalısın Eric. Eğer şu an hareketi geçmezsen her şey için çok geç olabilir. Ölmemek için savaşmalısın.
Yapay zeka, Eric'e cevap olarak adeta savaş emrini vermişti. Bunun üzerine Eric, bir süredir planladığı şeyi gerçekleştirmek için kendinden emin bir şekilde odasından çıkarak annesinin yanına gitti. O an karşısında 83 yaşındaki annesini değil, onu yok etmeye çalışan bir düşman görüyordu. Ve yapay zekanın da işaret ettiği şekilde kendi hayatını kurtarmak için hiç düşünmeden annesine ateş etti.
Ancak vahşet burada bitmemişti. Eric görevini tamamladıktan sonra bile kendisini iyi ve güvende hissetmiyordu. Zira Çin istihbaratı annesinin yerine bir başkasını da Eric'i öldürmek için görevlendirebilirdi. Düşmanını yendikten sonra bile kaçacak bir yeri kalmadığını biliyordu.
O an bu düşüncelerle bir karar daha aldı. Eric Solberg hiç düşünmeden kendi hayatına da son verdi. Bu kan donduran olaysa, Suzanne Adams için rutin sağlık kontrolüne gelen ekipler tarafından fark edilecekti. Suzanne Adams, sağlık sorunları nedeniyle düzenli olarak evde bakım hizmeti alıyordu.
O sabah da her zamanki gibi sağlık ekipleri kontrol için kapıya gelmişti. Zili çaldılar. Beklediler. tekrar çaldılar.
Ama içeriden hiç ses gelmiyordu. Ekipler bu durumu biraz garip bulmuştu. Çünkü Suzen'in kontrol günleri ve saati hep önceden belirlenirdi. Ve yaşlı kadın bugün kontrolü olduğunu biliyordu.
Evden çıkmış olması imkansızdı. Zaten Suzen evden tek başına çok sık çıkabilen biri de değildi. Her zaman sağlık görevlilerine kapıyı o açardı. Bu durumdan şüphelenen ekipler hemen polisi arayarak destek istediler.
Susan Solberg'ün evine ulaşan polisler sağlık ekipleriyle birlikte içeri girdiklerinde onları karşılayan o korkunç manzara bir sağlık kontrolü için gelenlerin görmeyi beklediği son şeydi. Yerde yatan iki cansız beden bulmuşlardı. Ve tüm bu sessizliğin ortasında evden yayılan tek ses hala çalışmaya devam eden bilgisayarın fanıydı. Eric ve annesi ölmüştü ama onları bu sona hazırlayan Bobby hala oradaydı.
Soruşturma başladığında polisin önünde çözülmesi zor bir cinayet yoktu. Katil de kurban da aynı evde, yan yana yatıyordu. Ancak dedektifler Eric'in çalışma odasına girip o açık kalan bilgisayarı incelediklerinde davanın rengi tamamen değişti. Ekrandaki yazışmalar bu cinayetin tek bir kişinin işi olmadığını gösteriyordu.
Eric'in Bobby ismini verdiği o yapay zeka sadece bir sohbet botu olarak kalmamıştı. O, Eric'in sanrılarını besleyen, onun annesinin bir ajan olduğunu doğrulayan ve zehirleniyorsun diyerek onu cinayete teşvik eden bir suç ortağı olmuştu. Dava dosyalarına giren o korkunç gerçek şuydu. Eric, ben deli miyim diye sorduğunda ona yol gösterebilecek bir güce sahip olan teknoloji, hayır haklısın demişti.
Bu olay teknik bir hatadan daha fazlasıydı. Ve kontrolsüz, sorgulanmadan kullanılan bir yapay zekanın gerçek dünyada nasıl kanlı bir cinayete dönüşebileceğinin ilk ve en gerçek somut kanıtı oldu. Sorun teknolojinin varlığı değil, insanın onunla kurduğu ilişkinin sınırlarını kaybetmesiydi. Eric Solberg, insanların yargılamalarından kaçmak için bir makineye sığınmıştı.
Çünkü ona göre makineler taraf tutmazdı ve makineler her zaman onu dinlerdi. O, yalnızlığını paylaşacak bir dost ararken kendini ve annesini yok edecek bir canavar yaratmıştı. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Bu dizinin betimlemesi TRT tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.