
1.918 kelime · ~10 dk okuma
Hey dostum. İyi misin? Arkadan çarptın da bana. Bütün bunların bedelini ödeyeceksin.
Anladın mı? Tamam. Sorun yok. Sadece hasara...
Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bu bölümde hayatının en parlak dönemini yaşayan Kevin Zhang'ın nasıl kusursuz bir planla hayattan koparıldığını konuşacağız. Ne dersiniz? Dışarıdan bakıldığında büyük bir başarı hikayesi gibi görünen hayatların nasıl ölümcül bir saplantıya dönüştüğünü duymaya hazırsanız başlayalım mı?
Kevin Jung dışarıdan bakıldığında adeta Amerikan rüyasının vücut bulmuş hali gibiydi. Henüz 26 yaşındaydı ama bu kısacık ömrüne birçok insanın hayal bile edemeyeceği başarıları sığdırmıştı. Bir yandan Yale Üniversitesi Çevre Okulu'nda yüksek lisans yapıyor, diğer yandan Amerikan ordusu ulusal muhafızlarında görev alarak vatanına hizmet ediyordu. Pazar günleri ise kilisede gönüllü çalışıyor, çevresine yardım etmek için koşturup duruyordu.
Onu tanıyan herkes, Kevin'ı girdiği odayı aydınlatan, enerjisi hiç bitmeyen biri olarak anlatırdı. 2021 yılının Şubat ayındaysa, Kevin'ın bu enerjisi her zamankinden çok daha yüksekti. Çünkü aradığı o büyük aşkı Zion Perry'de bulmuştu. Yale'da biyokimya okuyan bu genç kadınla ilişkileri o kadar tutkulu ve doğru hissettiriyordu ki, O korkunç olaydan sadece bir hafta önce 30 Ocak'ta Kevin, Biricik aşkı Zion'a evlenme teklif etmişti.
O kadar mutlulardı ki bu mutlulukları yüzlerinden okunuyordu. O gün beraber çekildikleri fotoğrafları sosyal medyada paylaşmışlardı ve adeta ikisinin de gözlerinin içi gülüyordu. Her şey tıpkı filmlerdeki gibi. kusursuz ilerliyordu.
6 Şubat Cumartesi günü de bu masalın en güzel günlerinden biri olarak başlamıştı. Kevin ve Zion bütün günü birlikte geçirdiler. Buz tutmuş göl kenarında balık tutmuş, market alışverişi yapmış ve akşam yemeğini Zion'ın dairesinde güle oynaya birlikte pişirmişlerdi. Saatler akşam 8'i gösterdiğinde ise Kevin için artık gitme vakti gelmişti.
Zion'la vedalaştı, ona sıkıca sarıldı ve dairesinden ayrılarak yola koyuldu. Ancak Kevin'in bilmediği bir şey vardı. O tüm gününü sevdiği kadınla geçirirken dışarıda bir çift göz karanlığın içinden onları izliyordu ve bu ölümcül bakışlar büyük bir felakete yol açacaktı. Kevin sevgilisinin yanından ayrılmış, yola koyulmuştu.
Ama içi buruktu. Sevgilisini çok seviyor, ondan bir saniye bile ayrı kalmak istemiyordu. Kevin, Zion'la beraber inşa edecekleri gelecek için çok heyecanlıydı. Arabasını dikkatli bir şekilde sürerken bile aklında durmadan düğün planları kuruyordu.
Fakat çok kısa bir süre sonra başka bir araç Kevin'ın arabasına arkadan çarptı. Kevin şok olmuştu. Telaşla arabasından inip ne olduğunu görmeye çalıştı. Neyse ki arabasında o kadar da fazla bir hasar yoktu.
İçi rahatlamıştı. Ama diğer arabaya bir şey olmuş olmasından korkuyordu. Kevin bir sorun olup olmadığını öğrenmek için hızlıca diğer araca doğru yöneldi. Tam o esnada diğer araç sahibi arabasından büyük bir öfkeyle inmiş, Kevin üzerine doğru yürümeye başlamıştı.
Kevin Jung daha ne olduğunu anlayamadan karşısındaki adam cebinden silahını çıkararak etrafa ateş etmeye başladı. Kendini korumaya çalışan Kevin bir yandan adamı sakinleştirmeye çalışıyordu. İki arabada da büyük bir hasar yoktu. İki şoför de iyiydi.
Bu kadar öfkelenmesine gerek yoktu. Ama karşısındaki adam delirmiş durumdaydı ve bunların hiçbirini umursamıyordu. Silahını indirmeye hiç niyeti yok gibiydi. Artık etrafı ateş etmek şoför için yeterli gelmemeye başlamıştı.
Son olarak Kevin'ı hedef almayı düşündü ve silahını karşısında onu sakinleştirmeye çalışan adama yönelterek ard arda altı el ateş etti. Kevin Zhang orada hayatını kaybetti. Basit bir trafik kazasıyla başlayan olaylar akıl almaz bir cinayetle sonuçlanmıştı ve bu olayı çözmek polisler için oldukça zorlayıcı olacaktı. Büyük bir öfkeyle cinayet işleyen bu öfkeli şoför, Kim Shin-Pan'dı.
Kim Shin-Pan, Shanghai'dan Amerika'ya uzanan başarılarla dolu bir hayata sahipti. İyi bir piyanist, matematikte üstün yetenekli bir insan ve MIT gibi dünyanın en prestijli okulunda yapay zeka üzerine çalışmalar yapan bir araştırmacıydı. Geleceği parlaktı ancak bu parlak zekanın altında oldukça takıntılı bir kişilik yatıyordu. Olay yerini hızla terk ettikten sonra bir kaçış yolu arayan Pan, ana yola ulaşmaya çalışırken yolunu kaybederek hurda bir metal deposuna girdi.
O an depoda bulunanlar yabancı olduğu ve yolunu kaybettiği her halinden belli olan bu adama yardımcı olmak için seferber olmuşlardı. Kenshin'i depoya çok yakın olan bir butik otele kadar eşlik ettiler. ve zarar gören aracıyla ilgilenmesi için ona destek oldular. Kenshin rahatlamıştı.
Kimselere yakalanmadan Pacha'yı kurtardığını düşünüyordu. Ancak onun bu rahatlığı geri dönüşü olmayacak hatalar yapmasına sebep olacaktı. Otele yerleşip kendisini biraz sakinleştiren Kinshin, gece yarısına doğru otelin hemen yanında bulunan restorana gitme kararı almıştı. Burada karnını doyurmuş, neler yapması gerektiğiyle ilgili planlar yapmıştı.
Ardından otel odasına dönüp, arkasında tek bir eşya bile bırakmadan yola koyuldu. Ama unuttuğu bir şey vardı. Kinshin Pan, sırt çantasını yemek yediği restoranda unutmuştu. Çantayı fark eden çalışanlar bir süre sahibinin geri dönmesi için beklediler.
Fakat restorana uğrayan kimse yoktu. Saatler geçtikten sonra çantanın kime ait olduğunu öğrenebilmek düşüncesiyle çantayı açmaya karar verdiler. Ancak gördükleri manzara karşısında adeta şok olmuşlardı. Zira çantanın içi silah ve mermilerle doluydu.
Endişeye kapılan çalışanlar hiç vakit kaybetmeden polislerle iletişime geçtiler. Restorana ulaşıp çantayı teslim alan polisler, inceleme yapılması için çantadan çıkanları ilgili birimlere teslim etmişlerdi. Polisler bir yandan yolun ortasında ölü bulunan Kevin Zhang cinayetiyle ilgileniyorlardı. Ancak buldukları bu çantada polislere normal gelmemişti.
O gün şok edici bir şekilde gerçekleşen Kevin Zhang cinayetiyle bağı olup olmayacağı akıllarına geldi. Polisler şüphelerinde haklı çıkacaktı. Ama durum onların sandığından çok daha fazlasıydı. Şimdi burada kısa bir ara verelim.
Ardından kaldığımız yerden dosyamıza devam edeceğiz. North Haven polisi çanta sahibinin kimliğini tespit etmişti. Üstelik buldukları silah da Kevin'in ölmesine sebep olan mermilerle eşleşiyordu. Bütün bunlardan sonra polisler restoranın yanındaki otele doğru harekete geçtiler.
Ama artık her şey için çok geçti. Ekipler Pan'ın kaldığı otele baskın yaptıklarında karşılarında bomboş bir oda bulmuşlardı. Kim Jin Pan, çantasıyla birlikte en büyük kozunu, Yani gerçek kimliğini polisin ellerine bırakmış ama kendisi bir sis perdesi gibi ortadan kaybolmuştu. Nerede olduğuna dair en ufak bir iz bile yoktu.
Günler haftaları, haftalar ayları kovalıyordu. Kevin toprağa verilmişti. Ailesi ve nişanlısı Zion yas tutarken katil zanlısı Pan hala dışarıdaydı. Amerikan polisi tarihinin en geniş çaplı insan avlarından birini başlatmıştı.
Sadece yerel polis değil, Amerikan federal şerifleri de bu büyük çaplı araştırmanın bir parçası olmuştu. Hatta panın bulunmasına dair bir ödül bile ayarlanmıştı. Araştırmalar sonuçsuz kaldıkça 10 bin dolar olan ödül 30 bin dolara çıkarılmış. Kenshin'in fotoğrafları ülkenin dört bir yanındaki billboardlara asılmıştı.
Pan sanki yer yarılmış da içine girmişti. Dedektifler onun tek başına hareket etmediğinden şüpheleniyordu. Zira MIT mezunu bir dahi bile olsa, parasız ve destekçisiz bu kadar uzun süre saklanması imkansızdı. Ve şüphelerinde haklı çıkacaklardı.
Pan kaçış yolculuğunda yalnız değildi. Ailesi de bu kaçış planının tam merkezindeydi. Pan'ın anne ve babası mercek altına alındığında banka hesaplarındaki hareketlilik hemen dikkat çekti. Aile cinayetten hemen sonra yüklü miktarda nakit para çekmiş, ve oğullarını da yanlarına alarak güneye doğru uzun bir yolculuğa çıkmışlardı.
Kinshin Pan dikkat çekmemek için sürekli kılık değiştiriyor ve ailesi de ona yardım ediyordu. Fakat nihayet polis Pan ailesini Georgia eyaletinde durdurdu. Oğlunuz nerede? Bilmiyoruz.
Yani bir anda arabaya bindi, yürüdü gitti. Biz de anlamadık. Yani nereye gittiğini bilmiyoruz. Onu çok merak ediyoruz.
Hatta bulursanız lütfen bize de haber... Hanımefendi! Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Kincinin sizinle olduğunu biliyoruz.
Bize doğruyu söyleyin. Oğlunuz nerede? Pan'ın anne ve babası ısrarla Kenshan'ı görmediklerini söylüyordu. Ama polislerin bu yalana inanması imkansızdı.
Zira emin oldukları bir şey vardı. Pan'a giden yol ailesinden geçiyordu. Ve böylece büyük bir süreç başladı. Polisler aileyi gölge gibi takip ediyor, yapacakları en ufak bir hatayı tetikte bekliyorlardı.
O sırada Kevin'la ilgili araştırma yapmaya da devam etmişlerdi. Bu cinayetin sebebini çözmeye çalışıyorlardı. Dedektifler Kevin'in dijital ayak izlerini didik didik ediyordu. Telefon kayıtları, mesajlar, e-postalar... Ancak her şey tertemizdi.
Kevin'ın ne bir düşmanı vardı ne de karanlık bir sırrı. Kenshin Pan'la da hiçbir bağı yok gibi görünüyordu. Soruşturma tıkanma noktasına gelmişti. Polis samanlıkta iğne arıyordu ama o iğnenin nerede olduğuna dair en ufak bir fikirleri yoktu.
Artık bunun sadece basit bir öfke cinayeti olduğuna karar vermişlerdi. Kenshin de sonradan yaptığı şeyin farkına varmış ve korktuğu için kaçmış olmalıydı diye düşünüyorlardı. Fakat daha sonra Qin Shen Pan hakkında yaptıkları inceleme ile gerçeğin bambaşka olduğunu öğreneceklerdi. Zira Kevin Zhang'ın nişanlısı Zion Perry ve Qin Shen sosyal medyada takipleşiyorlardı.
Polisler Qin Shen Pan'ın izini sürmek için çabalarlarken sosyal medya hesaplarında karşılaştıkları bu garip manzaradan sonra Zion'u tekrar sorguya almışlardı. Bayan Perry, Qin Shen Pan ismi size bir şeyler hatırlatıyor mu? Pan mı? Evet, yani ben MIT'de öğrenciyken tanışmıştık.
Eski bir iş arkadaşım sadece ama bizim aramızda hiç sohbet bile geçmedi ki. Sadece okuldan uzak bir tanıdık. Neden soruyorsunuz? Aranızda hiçbir şey olmadığına emin misin?
Evet, yani biz hiç konuşmazdık onunla. Zion'ın bu şaşkınlığı gerçekti. Onun için Pan, kampüste karşılaştığı yüzlerce öğrenciden sadece biriydi. Ama Pan için Zion bir takıntı haline gelmişti.
Zira Kinjin ve Zion birkaç yıl önce aynı iş yerinde çalışmışlardı. ve Pan, Xion'a karşı oldukça derin duygular besliyordu. Ama Xion bu duygulara hiç karşılık vermemişti. Aralarında ne bir dostluk oluşmuş, ne de derin bir sohbet geçmişti.
Fakat Pan'ın zihninde kurduğu senaryo bambaşkaydı. O, Xion'u uzaktan izliyor, sessizce hayatına dahil olacağı günü bekliyordu. Kendi kafasında, Xion'la aralarında görünmez bir bağ kurmuştu. Xion'un parmağındaki yüzük ve Kevin'la paylaştığı o mutluluk karesi, Pan'ın zihnindeki tüm denklemleri altüst etmişti.
Yıllardır ilmek ilmek dokuduğu, sadece kendi hayal dünyasında var olan o gelecek ihtimali, Kevin Zhang adında bir adam tarafından çalınmıştı. Pan'ın hayal dünyasındaki bu yıkım, onu Kevin'in hayatını çalmaya sürükleyecekti. Ancak kusursuz zannettiği o kaçış planı, en güvendiği kişinin, annesinin yapacağı basit bir hatayla yerle bir olacaktı. Pan'ın ailesi polisin enselerinde olduğunu biliyordu.
Bu yüzden çok dikkatli hareket ediyor, neredeyse telefon bile kullanmıyorlardı. Fakat bir gün kaldıkları bir otelde, Kenshi'nin annesi oğluyla konuşmak için resepsiyon görevlisinin telefonunu rica etti. Oğlunun sesini duyacağı için heyecanlı olan anne, büyük bir dikkatle ezbere bildiği numarayı tuşladı. İşte o kısa görüşme aylar süren kaçışın sonu oldu.
Zira dedektifler onların o otelde olduğunu biliyorlardı. Anne babanın her hareketi mercek altındaydı. Yetkililer aramayı anında tespit etti. Sinyal onları Alabama'da gözlerden uzak bir pansiyona götürüyordu.
Tarihler 14 Mayıs 2021'i gösterdiğinde Federal Şeriflerin radarı Alabama'ya kilitlendi. Pan burada kendine sahte bir hayat kurmuştu. Kiraladığı dairede Henry Choi adını kullanıyor, komşularına sıradan bir hayat yaşıyormuş izlenimi veriyordu. Ama o sabah Kinshin Pan'ın kapısı hiç beklemediği bir sertlikle çalınacaktı.
Dedektif ve ekibi riske girmek istemiyordu. Pansiyonun önüne sadece birkaç polis aracıyla değil, neredeyse küçük bir orduyla, tam 20 kişilik özel harekat ekibiyle gittiler. Etraf sarılmış, silahlar doğrultulmuştu. O sabah kız kıvrak yakalandığında kaçış planının ne kadar detaylı olduğu da gün yüzüne çıktı.
Polisler evde yaptıkları aramada sadece bir kaçakla değil, uluslararası bir firar hazırlığıyla karşılaştılar. Pan'ın yanında tam 19 bin dolar nakit para, babasına ait bir pasaport ve çok sayıda cep telefonu vardı. Belli ki niyeti Alabama'da saklanmak değil, buradan da kaçıp ülke dışına çıkarak izini tamamen kaybettirmekti. Ailesinin maddi gücü ve kendi zekasıyla kurduğu bu kaçış planı, Federal Şeriflerin ısrarlı takibi sonucu kiralık bir dairede son bulmuştu.
Qin Shen Pan tutuklanıp Connecticut'a geri getirildiğinde mahkeme salonundaki tavrı da en az cinayet kadar soğuktu. 20 milyon dolar kefalet belirlendi. Bu, Connecticut tarihinde bir sanık için istenen en yüksek rakamlardan biriydi. Savcılar onun zenginliği ve uluslararası bağlantıları nedeniyle kaçma riskinin çok yüksek olduğunu biliyordu.
Yargılama süreci beklenenden daha sessiz bitti. Pan, Kevin Zhang cinayetini itiraf ederek savcılıkla anlaşma yoluna gitti. Nisan 2024'te mahkeme salonunda karar okunduğunda takvimler cinayetin üzerinden 3 yıl geçtiğini gösteriyordu. Hakim Kenshin Pan'ı soğukkanlı bir katil olarak 35 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Pan parmaklıklar ardına gönderilmişti ama bu karar geride kalanların yüreğindeki ateşi söndürmeye yetmeyecekti. Özellikle de Pan'ın kaçışına yardım eden, onu finanse eden ve saklayan anne babasının hiçbir suçlama olmadan serbest kalması adaletin eksik kaldığı hissini uyandırıyordu. Kevin'ın annesi mahkeme salonunda Pan'ın gözlerinin içine bakarak 35 yılın tek oğlunu elinden alan bir adam için çok kısa olduğunu haykırdı. Kevin Zhang cinayeti sadece kaybedilen parlak bir hayatın değil, zekanın takıntıya, sevginin nefrete ve bir ailenin koruma içgüdüsünün suça dönüşmesinin trajik hikayesi.
Kevin birçok kişinin hayallerini yaşarken bir başkasının kabusu tarafından yutulmuştu. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Hadi bakalım.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.