
2.471 kelime · ~12 dk okuma
Herkese merhaba, ben Sezgi Aksu. Karanlık Dosyalarda bu hafta sizlerle geçen yıl çalıştığımız bir davayı ziyaret etmek istedim. Belki bir kısmınız dinlemiştir. Tekrardan üzerinden geçelim mi?
Ne dersiniz? Haftaya kaldığımız yerden devam edip güzel günlerde buluşmamız dileğiyle. Kendinize iyi bakın. Yarın akşam yine gel istersen.
Ödev falan yaparız. Yarın ailecek yemeğe davetliyiz. Annemi ikna edebilirsem gelirim. O ses neydi?
Ne sesi? Televizyonun sesini kıssana bir. Tamam. O ne ya?
Met bu sesler ne? Dur ben bir aşağı bakayım. Dur. Tamam, tamam.
Korkma. Şimdi annemi arayacağım, tamam mı? Gece burada kalmak için izin isteyeceğim. Merak etme, ben yanındayım.
Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere Amerika'da Scream Killers olarak akıllara kazınmış... ...2006 yılına ait dehşet verici bir olaydan bahsedeceğim.
Ne dersiniz? Sizce seri katillere olan hayranlık ve şöhret olma arzusu iki lise öğrencisini sadistçe bir cinayete sürükleyebilir mi? Evet. Arkadaşlarınızdan bile şüphe etmeye hazırsanız, başlayalım.
Brian Lee Draper, 21 Mart 1990 tarihinde Utah eyaletinde dünyaya geldi. Sıradan bir çocukluk geçiren Brian'ın en büyük derdi, üstesinden gelebilmek için yıllarını verdiği kekeleme sorunuydu. Ailesiyle beraber kapısını çalmadıkları konuşma terapisti, denemedikleri yöntem kalmamıştı. Ağzını her açtığında sınıftaki diğer çocuklar onunla alay ettiği için sessiz, içine kapanık birine dönüşmüştü.
Buna rağmen tedavi için çaba sarf eden Brian, ergenliğe eriştiğinde gerçekten de büyük bir ilerleme kat etmişti. Artık düzgün cümleler kurabiliyordu. Kekemeliği sadece stresli olduğu anlarda ortaya çıkıyor gibiydi. Brian liseye başlayacağı yaz ailesi Salt Lake City'den ayrılıp Pocatello adındaki küçük bir kasabaya taşınmaya karar verdi.
Oğullarını da Pocatello Lisesi'ne kaydettirdiler. Brian bu değişiklikten memnundu. Yeni bir hayata başlayacaktı. Ne var ki çocukluk döneminde üstüne yapışan sessizliğini ve çekingenliğini tam olarak aşamamıştı.
Ona göre yaşıtlarının çoğu sıkıcı ve salaktı. Tory hariç. Tory Michael Adam Kick, 1990 yılında Pocatello'da doğmuştu. Ailesinin tamamı yıllardır bu küçük kasabada yaşıyordu.
Annesiyle babası, kardeşleri ve kendisini katı Hristiyan öğretileriyle yetiştirmişti. Bu sebeple odasının en özel köşesinde sakladığı korku filmi CD'lerinden habersizlerdi. Korku filmleri, korku kitapları, korku hikayeleri ve gerçekten yaşanmış korkunç olaylar Tori'nin en büyük ilgi alanlarıydı. Vaktinin çoğunu bunları ayırıyordu.
Okulda kafasına uygun pek fazla insan olmadığını düşünürken kasabaya yeni gelen Brian'la tanışmıştı. Ortak tutkuları korku filmleri ve seri katiller sayesinde kısa sürede bağ kuran ikili ayrılmaz bir bütün olmuşlardı. Arkadaşlıkları ilerledikçe birbirleriyle daha derin sırları ve fantezilerini paylaşmaya başlamışlardı. İkisi de filmleri sadece izlemekle yetinmek istemiyorlardı.
Kendi filmlerini çekmeyi hayal ediyorlardı. Gerçek bir korku filmi. Filmlerdeki katilleri hayranlıkla izliyor, Ted Bundy, Jeffrey Dahmer ve Zodiac katili gibi gerçek suçlulardan gıptayla bahsediyorlardı. Onlar gibi olmak, haberlere çıkmak, üne kavuşmak en büyük hayalleriydi.
Herkes onların ne kadar acımasız, soğukkanlı ve zeki olduğunu konuşmalıydı. Brian ve Tory, öğretmenlerin uyarılarına rağmen sınıfta da ayrılmıyorlardı. Yalnızken suskun olan bu ikili, bir araya geldiğinde şakaların ardı arkası kesilmiyordu. Sınıfta onların esprilerini komik bulan fazla kişi yoktu.
Onların şakalaşmalarına sadece Cassie adında bir kız gülüyordu. Cassie Jo Stoddart. Aralık 1989'da Pocatello'da doğan 16 yaşındaki Cassie, tıpkı onlar gibi 11. sınıftaydı.
Aslında ikili, kahverengi saçları beline kadar uzanan bu sevimli kızı öncesinde de kısmen tanıyordu. Çünkü Tory'nin çocukluk arkadaşı Matt, 4 aydır Cassie ile beraberdi. Ne var ki aynı sınıfa düşene kadar çok konuşma şansları olmamıştı. Cassie herkes tarafından sevilen, nazik biriydi.
Başkalarının aksine Tory ve Brian'ın film tutkusunu takdir eder, ileride büyük işler başaracaklarına dair onları yüreklendirirdi. Hatta ilk filmlerinde kendisine de bir rol vermeleri konusunda onlara sık sık takılırdı. Sınıftaki diğer öğrenciler Brian'ın Cassie'den hoşlandığını ve bu sebeple Matt'i kıskandığını düşünüyorlardı. Oysa Matt bunun farkında bile değildi.
Ne görece yeni tanıştığı Brian'ı ne de çocukluk arkadaşı Tori'yi gerçek anlamda tanıyordu. Onların karanlık iç dünyalarından ve planlarından habersizdi. Öldürme saplantıları günden güne güçlenen ikili sonunda aksiyona geçmeye karar vermişti. Bir liste oluşturmuşlardı.
Adına ölüm listesi diyorlardı. Burada onlarla aynı lisede okuyan çeşitli kişilerin isimleri vardı. kolay lokma olarak gördükleri ya da sinir bozucu olduğunu düşündükleri kişiler bu listeye eklenmişti. Cinayet işlemeye karşı duydukları derin arzuyu birbirlerini çektikleri videolarda da dile getiren ikilinin tek eksiği gerekli ekipmandı.
Çok geçmeden Tory bu sorunu da çözdü. 18 yaşındaki bir arkadaşını bıçak koleksiyonu yapacağını söyleyerek kandırdıktan sonra Ryan'la ikisini bir rehin dükkanına götürmesini istedi. Seçecekleri bıçakları onlar yerine arkadaşı satın alacaktı. Tory dikkatlice tek bir bıçak seçerken, Brian parlayan gözlerle elinde tam üç tane bıçak tutuyordu.
Sonunda istedikleri olmuştu. Hayallerine bir adım daha yaklaşmışlardı. Ne var ki, akşamları Tory'nin arabasıyla adeta ava çıkan ikili, listede adı geçen kimseyi evde tek başına yakalayamamıştı. Liseli öğrenciler akşamları ya aileleriyle oluyor ya da kalabalık bir grup halinde toplanıyorlardı.
Kendilerine kurban aradıkları birkaç başarısız gecenin ardından hevesleri kaçmak üzere olan Brian ve Tory, arkadaşları arasında bir sohbete kulak misafiri oldular. Cassie, hafta sonu boyunca tatile giden dayısı ve ailesinin evinde kalacaktı. Evde üç kedi ve iki köpek vardı. Cassie de onlara göz kulak olma görevini severek üstlenmişti.
Ev, Pocatello'ya yarım saat uzaklıkta, ormanlık bir yerdeydi. Bu kocaman evin kendine kalacak olması kulağa harika geliyordu. Cassie tüm bunları anlatırken en az onun kadar heyecanlanan Brian ve Tori'nin yüzündeki şeytani gülümsemeyi fark etmemişti. Ertesi sabah Brian ve Tory okula son derece enerjik bir şekilde gelmişlerdi.
Hatta ilk defa kendilerini değil okuldaki diğer kişileri kameraya alıyorlardı. Ölüm listesine yazdıkları kurbanlarının canlı halini burada muhafaza edeceklerdi. Bu sebeple Cassie'yi dolabındaki kitapları düzenlerken görünce büyük bir hevesle kayıt tuşuna bastılar. Görüntülerde utangaç bir şekilde kameraya el sallayan Cassie, arkadaşları olduğunu sandığı bu kişilerin sadece birkaç saat sonra onu öldürmeyi amaçladıklarından habersizdi.
Bu sebeple Brian ve Tory dördüncü derse girmediklerinde eğlencesine okulu kırdıklarını düşündü. Oysa ikili, kantinde kafa kafaya vermiş, akşam işleyecekleri cinayetin planını yapıyordu. 22 Eylül 2006, dördüncü derse astık. Şimdi planımızı kağıda geçiriyoruz.
Kesin ailesi. Üzgünüm ama kurban olarak kızınızı seçtik. Plana sadık kalmalıyız. O kusursuz biri.
Ve bu yüzden de ölecek. Bunu izleyen ehbiya yetkililerine sesleniyorum. Maalesef yeteri kadar hızlı ve zeki olamadınız. En azından bizim kadar.
Bu arada buradan geleceğin seri katilere de başarılar dilemek istiyorum. Onlara iyi bir örnek olmak bizim görevimiz. Bu 10. deneyişimiz.
Biz yılmadık, siz de yılmayın. Savrımızın karşılığını sonunda alacağız kardeşim. Şşş, şu gerizekalı bize mi bakıyor lan? Tamam tamam, dur çaktırma.
Hallediyorum ben şimdi. Kanka, sorunun cevabından emin misin? Ben C işaretledim ama... Yok ya B, ben eminim.
Şimdi davamıza kısa bir ara veriyoruz. Ardından kaldığımız yerden devam edeceğiz. Son ders zili çalmış, Cassie'nin hafta sonu görevi başlamıştı. Hazırladığı minik çantayla kalacağı ıssız eve doğru yola çıkan Cassie, Matt'i de oraya davet etmişti.
Sadece evcil hayvanların yaşadığı evde yapacak pek bir şey olmayacağı için sıkılmak istemiyordu. Birlikte mısır patlatıp film izleyeceklerdi. Matt bu ani plan değişikliğinden arkadaşı Tori'yi de haberdar etti. Tori pek umursamıyormuş gibi akşam belki uğrayabileceklerini söylemişti.
Birkaç saat sonra Ryan'la ikisi Cassie'nin kaldığı evin önündeydiler. Cassie, erkek arkadaşıyla baş başa kalmayı daha çok tercih etse de arkadaşlarını kapıdan çevirmemişti. Onları içeri davet ettikten sonra küçük bir ev turu yaptırdı. Ama Brian ve Tori'nin amacı evin mimarisini incelemek ya da mobilyalara göz gezdirmek değildi.
Odaları ve saklanabilecekleri köşeleri değerlendiriyor, pencere ve kapıları akıllarında tutuyorlardı. Onları heyecanlandıran esas yerse bodrum katı olmuştu. Eve buradan da giriş vardı. Ama kapı kilitliydi.
Pusuda beklemek için ideal bir alandı. Ev turu bittikten sonra salona geçen ekip televizyonda film izlemeye koyuldu. Daha yarım saat geçmeden Brian ve Tori sıkılgan sesler çıkarmaya başlamışlardı. Birden yerlerinden fırlayıp filmin onları pek sarmadığını, yakınlardaki bir sinema salonuna gidip başka bir film izleyeceklerini söylediler.
Cassie ve Matt biraz şaşırsalar da yalnız kalmak istedikleri için arkadaşlarının fikrini değiştirmeye çalışmadılar. Planlarının ilk adımını uygulayan Brian ve Tori çıkarken bodrum kapısının kilidini açık bırakmayı ihmal etmemişlerdi. Bu ilerleyen saatlerde onların giriş bileti olacaktı. Saat akşam 9.50.
Arabada bekliyoruz. Şu anda çok gerginiz ama Hazırız ya, hazırız. Alt kapının kilidini açtım. Şimdi sadece beklememiz gerekiyor.
Brian ve Tori sokağın öbür ucuna arabayı park etmiş, harekete geçmek için doğru anı kolluyorlardı. Sinirlerini yatıştırmak için yine video çektikten sonra yanlarında getirdikleri kostümleri giydiler. Siyah kıyafetler, eldivenler ve favori korku filmleri Scream'den ilham aldıkları beyaz maskeler. Yaklaşık bir saat sonra geri döndüklerinde tam da planladıkları gibi alt kapıdan rahatça içeri sızdılar.
Evdeki varlıklarını kimse bilmiyordu. Ama hemen saldırmak yerine önce biraz eğleneceklerdi. Tabi kendi hastalıklı eğlence anlayışlarıyla. Kesi ve Matt'i korkutmak, onları Bodrum'a çekmek istiyorlardı.
etrafa baktılar. Cam küllüklerin işlerini göreceğini düşündüler. Bekledikleri reaksiyonu alamayınca dolap kapaklarıyla oynamaya ve gıcırtılar çıkarmaya başlayan ikili bir süre sonra elektrik panelinin de bu odada bulunduğunu fark etti. Voltajı düşürmeye, farklı odaların ışığını kapatmaya başladılar.
Ve en sonunda tüm evin elektriğini kestiler. O sırada yukarıda Matt oldukça korkmuş olan Cassie'yi sakinleştirmeye çalışıyordu. Ama kendisi de ürpermişti. Evdeki köpeklerden biri Bodrum'a açılan merdivene gözlerini dikmiş hırıldıyor, ara sıra da havlıyordu.
Matt hayal güçlerinin onlara oyun oynadığını düşündü. Ve ne kadar korksa da sevgilisini yalnız bırakmak istemediği için annesini aradı. Gece de evde kalmak için izin istedi ama annesi bu isteğini kabul etmemişti. Fakat Cassie'nin huzursuz olduğunu anladığı için nazik bir öneride bulunarak oğluna kız arkadaşının kendilerinde kalabileceğini, sabah onu tekrar aynı yere bırakabileceğini söyledi.
Cassie ne kadar istese de bunu yapamazdı. Eve karşı sorumluluk hissediyordu. Yarım saat sonra Matt'in annesi oğlunu almaya geldiğinde kapıda Cassie'ye tekrar aynı seçeneği sundu. Ama Cassie istemeyerek bu teklifi reddetti.
Artık evde yalnızdı. Ve gecenin karanlığıyla tek başına yüzleşmesi gerekiyordu. Metin annesinin geleceğini öğrendikten sonra planlarına bir süre ara veren Brian ve Tori'nin önünde artık hiçbir engel kalmamıştı. Cassie'yi korkutmak için şalterlerle oynamaya ve tuhaf sesler çıkarmaya devam ettiler.
Ama onu bir türlü aşağıya çekemiyorlardı. Oğlum o kadar ses yaptık niye hala gelmedi? O zaman biz çıkacağız. Hadi, hadi, hadi!
Kim var orada? Kim var dedim! Sürpriz! Öldü lan!
Kaç kaç kaç! Ryan ve Tory, Cassie'yi defalarca kez bıçakladıktan sonra hızla evden çıktılar. Saat akşam 11.30'lularıydı.
Kendilerinden başka kimsenin olmadığı yolda ayak sesleri yankılanıyordu. Telaş içinde arabayı park ettikleri yere koşup kendilerini içeri attılar. Cassie'yi öldürdüm lan az önce! Oğlum Cassie'yi öldürdüm!
Oğlum bir dur lan bir dur! Boğazını kestim. Vurdum bıçağı. Gördün değil mi?
Her yer kan oldu. Oğlum gözlerinde o ölümü gördün mü? O ölümü gördün mü? Ya bir kes amına koyayım.
Kendimizi toplamamız gerek. Tamam. Hadi hadi gazla gazla gazla. Brian ve Tori adrenalin patlaması yaşıyordu.
Planladıkları gibi o gece orada olmadıklarını kanıtlayabilmek için yolda sinemaya uğrayıp iki tane bilet aldılar. Ve arabayı Black Rock Kanyonu'na sürdüler. Hiç kimsenin olmadığı izole bir alanda kıyafetlerini, eldivenlerini, maskeleri ve kameralarını ateşe verdiler. Onlar kanıtları akıllıca yok ettiklerini düşünürken içinde kötü bir his olan Matt kız arkadaşını tam 15 kez aramıştı.
Ne var ki cevap veren kimse yoktu. Sabah olduğunda şansını tekrar denedi. Ama telefon çalmasına rağmen açılmıyordu. Aklı orada kalan Matt, akşam her şeyden habersiz Tori'nin evine gidecekti.
Ailecek yemeğe davetlilerdi. Orada Cassie ile ilgili endişelerinden bahsettiğinde, Tory abarttığını söyleyip konuyu geçiştirdi. Matt, o gece kız arkadaşının katillerinden birinin evinde kaldığını bilmiyordu. Ertesi gün Cassie'nin sorumluluğu sona eriyordu.
Dayısı, yengesi ve 13 yaşındaki kuzeni tatilden dönmüştü. Ama Cassie onları karşılayamadı. Dayısı ve eşi eve girer girmez bir terslik olduğunu anlamışlardı. Kapıların kilidi açıktı ve yerde cam kırıkları vardı.
Neler olup bittiğini anlamaya çalışırken yukarıdan tüyler ürperten bir çığlık sesi duyuldu. Küçük kızları salonun ortasında kuzeninin kanlar içindeki cansız bedeniyle karşılaşmıştı. Cassie 12'si ölümcül olmak üzere en az 30 kez bıçaklanmıştı. Sol serçe parmağı neredeyse elinden ayrılmış haldeydi.
Şok içindeki aile hemen 911'i aradı. Her şey o kadar gerçeklikten uzaktı ki Cassie'nin dayısı operatörden evlerinde birinin öldüğünü söyleyerek yardım istemişti. Mahşice katledilen bu bedenin yeğenine ait olduğunu kabul edemiyordu. Çok geçmeden polis arabaları ve kasaba sakinleri evin çevresinde toplandı.
Kesin'in ailesi de olay yerine gelmişti. Sakin ve huzurlu bu ev cehenneme dönmüştü. Polis Cassie'nin katilini veya katillerini bir an önce bulmak için kolları sıvadı. İlk şüpheliler onu en son canlı gören kişiler, yani Tory, Brian ve Matt'ti.
Matt cinayet saatinde ailesinin yanındaydı. Bu sebeple denklemden çıkmıştı. Odaklarını Brian ve Tory'ye çeviren polisler, ikilinin evlerine uğrayıp onlara bazı sorular sordular. Tory eve gittiklerinde bekledikleri parti ortamını bulamadıklarını, bu sebeple sıkılıp sinemaya gitmeye karar verdiklerini söyledi onlara.
Bryan da benzer bir ifade vermişti. Ama Tory'den farklı olarak gittiklerini iddia ettikleri filmin adını ağzından kaçırdı. Pulse. Ama filmin konusu sorulunca cevapsız kalıyor, bir şeyler gevelemekle yetiniyordu.
Bu, polisin onlardan daha da şüphelenmesine sebep olmuştu. Ertesi gün, Brian polis merkezinde sorguya alındı. Dedektifler onu cinayet gecesinde yaptıkları konusunda köşeye sıkıştırıyordu. Yani daha birkaç gün önce gittiğin filmi hatırlamıyorsun, öyle mi?
Aklımda detay kalmamıştı. Sadece sıkıldığımı hatırlıyorum. Çıkmak istediğimi. Hiç mi bir şey kalmadı yani aklında?
Bir oyuncu, bir replik, bir an? Bir adam vardı sanırım. Adam. Anladım.
Brian seninle dürüst konuşacağım. Gidişat senin için pek iyi gözükmüyor. Farkındayım. Bak sana şunu söyleyeyim.
Sen o gün sinemada değildin. İkinizde değildiniz. Hiç olmadınız. Değil mi?
Tamam tamam. Gerçeği açıklıyorum. Biz o gece araba hırsızlığı yapıyorduk. Stres altında kontrolü çabuk kaybeden Brian, sinemanın bir yalan olduğunu itiraf etmişti.
Ama şimdi de polisleri farklı bir yalanla kandırmaya çalışıyordu. Ne var ki, yaptıkları araba hırsızlığı konusunda da hiçbir ayrıntı verememişti. Tatmin olmayan polisler, Brian'ın odasını aramak için ailesinden izin aldılar. Ve yatağın altına saklanmış bir bıçak kılıfı buldular.
Brian, bunun bir arkadaşına ait olduğunu iddia etse de, polisler ona inanmamıştı. Bak Brian, bazen olur böyle şeyler. Yani belki bir şaka yapmak istediğiniz işler ters gitti. Ben sana yardım etmeye çalışıyorum, eğer böyle olduysa bana anlatabilirsin.
Şaka, şaka, evet şaka. Tori şaka yapacağımızı söyledi. Her şey bir oyundu, oyun oynuyorduk sadece. Ben ilk önce kesi de şakanın içinde sandım.
Sonra fark ettim gerçekten öldüğünü. Ben hiç dokunmadım. Tori nasıl böyle bir şey yapabilir? Aklım almıyor.
Polisler sorgu esnasında psikolojik taktiklerle Brian'ın suçunu itiraf etmesini sağlamıştı. Onu rahat hissettirip suçu Tori'ye yükleyebileceğini ima etmişlerdi. Böylece Brian bunun bir fırsat olduğunu düşünüp bu mazeretin hemen üzerine atladı. Fakat sorgunun sonunda köşeye sıkışan Brian, olup biten her şeyi polislere anlatmıştı.
Onları, kanıtları yakmaya çalıştıkları Black Rock Kanyonuna götürdü. Kısmen yanmış kıyafetler, eldivenler, maskeler ve hasar görmüş kameraları hala oradaydı. Kamera uzman bir ekip tarafından restore edildi ve içindeki görüntülere ulaşıldı. Polisler ihtiyaçları olan tüm kanıtlara sahiplerdi artık.
Brian ve Tory suç dehaları olmak üzere çıktıkları yolda daha ilk adımda kız kıvrak yakalanmışlardı. Üstelik birbirlerini de ele vermişlerdi. Brian ve Tory birinci derece cinayetten müebbet hapis cezasına çarptırıldılar. Bugün hala cezaları da hapisten çıkabilmek için sürdürdükleri çaba da devam ediyor.
Kimileri suç işledikleri yaşın böyle bir cezaya çarptırılmak için çok genç olduğunu ve herkesin ikinci bir şansı hak ettiğini düşünüyor. Hatta bu konuda yapılmış, içinde Brian ve Tory'nin de yer aldığı belgeseller var. Tori'nin annesi Shannon Adam Kickse tam bir inkar halinde. Suçlu Masum isimli kitabında oğlunun ön yargıya ve popülist bir yaklaşıma kurban gittiğini, gerçek katilinse Brian olduğunu iddia ediyor.
Tori'nin örnek şekilde yetiştiğini, her zaman nazik ve düşünceli bir çocuk olduğunu da ekliyor. Ne var ki bu olayda sadece tek bir masum var. Daha 16 yaşında canice hayatına son verilen Cassie Stoddart. arkadaşı sandığı insanlar tarafından ihanete uğrayan, suçlulara duydukları özentiden başka hiçbir motivasyonları olmayan kişilerce işkence edilen Cassie.
Bu olay aslında güven duygusunun ne derece manipüle edilebileceğine de ışık tutuyor. Kimi zaman en yakınımızdaki kişilerin bile içlerinde bir canavar saklayabileceklerini yüzümüze çarpıyor adeta. Bu yüzden kime güvenebileceğimizi doğru ayırt etmek ve bir şeyler yolunda hissettirmediğinde içimizdeki sesi dinlemek gerek. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik.
Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.