Podcast

Kırılma Anı: Aynı Evde 11 Ceset | Burari Vakası | Karanlık Dosyalar Videocast #11

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Karanlık Dosyalar podcastinin 109. bölümünde işlediğimiz Burari Vakasını Kırılma Anı videocastimizde Uzman Psikolog Sinem Cibaş Karlıklı ile ele aldık.Delhi’nin Burari mahallesinde, bir evin tavanından sarkan cansız bedenler; sadece toplu bir trajediyi değil, bir ailenin sırlarını da gün yüzüne çıkardı. Bir evlat, babasının ruhu tarafından yönetildiğine inanarak tüm ailesini bir ritüele nasıl ikna edebildi? Günlüklerdeki “talimatlar” uygulandıkça kurtuluş vaadiyle başlayan bu ritüel, modern tarihin en gizemli ve sarsıcı toplu yok oluş hikayesine dönüşecekti...Daha detaylı öğrenmek için Karanlık Dosyalar podcasti 109 - Tavandaki Cesetler: Burari Vakası bölümünü dinleyebilirsiniz. ----- Podbee Sunar ----- Bu podcast reklam içerir.

Bölüm Transkripti

3.256 kelime · ~16 dk okuma

Herkese merhaba, Karanlık Dosyalar kırılma anında bir yeni bölüme daha hoş geldiniz. Bugün yine Sinem Hanım'la beraberiz ve bugün bahsedeceğimiz davada oldukça ilginç bir vaka içeriyor. Hindistan'ı hatta bütün dünyayı da devamında sarsan bir olaydan bahsedeceğiz, Burari ailesi vakasından. Bu davayı Karanlık Dosyalar podcastinde anlatmıştım daha önce.

Eğer olay hakkında detaylı bilgi almak istiyorsanız bölümün linkini de açıklamalara koyuyor olacağız. O şekilde dinleyebilirsiniz. Ayrıca bu bölümü de podcast olarak dinleyebildiğiniz gibi PodBF üzerinden görüntülü olarak da izleyebilirsiniz. Öncesinde bir şey söylemek istiyorum.

Birkaç gün önce bir anket yaptık kırılma anına dair öneriler, sorular vs. varsa diye ve görüşlerinizi almak istedik. Tartışmamızı isteyenler olmuş. Ama çok tartışabileceğimiz bir içerik üretmiyoruz aslında biz.

Transkriptin tamamını oku

Sinem Hanım burada bir uzman görüşü belirtiyor ve ben sadece bu olaylara tutkulu olan birisi olarak, yani true crime alanına, ondan aslında onun görüşünü alıyorum, uzman görüşünü alıyorum. Yani karşıda çıkabileceğim bir şey yok, o psikolog öyle diyorsa. Benim için de öyle şansa yani tartışmaya gerek yok bence. Siz ne düşünüyorsunuz öyle? Estağfurullah,

yok yani doğru söylüyorsun. Biz burada aslında bir profilleme yapmaya, kriminal bir profilleme yapmaya çalışıyoruz. Orada ben elimden geldiğince dosyalarda geçen kişilerin karakterlerini, düzgün kaynaklarda araştırılmış, işte FBI tarafından hazırlanmış dosyalar, mahkemenin gönderdiği psikiyatr dosyaları vs. oralardan inceleyerek elde ettiğim bilgileri, bazen kendi eleme süzgecimden de geçirerek anlatmaya çalışıyorum aslında.

Dolayısıyla insan biliminde doğru ya da yanlış yok. Herkes biricik, herkes kendi yaşadıklarıyla şekilleniyor. O yüzden sizin fikirleriniz, sizin bakış açılarınız da çok önemli. Bazen görüyorum ben de aynı şeyi yaşadım ama kimseyi öldürmedim.

Bu adam niye öldürmüş diyenler oluyor. Dolayısıyla biz burada çok çatışamayız. Ama siz güzel çatışmalarla bizim yorumlarımızda bize yön verebilirsiniz diye düşünüyorum. Ama görebildiğimleriniz çok kıymetliydi.

Çok teşekkür ederiz. Evet, çok teşekkür ederiz hepinize. Bunu da aradan çıkardığımıza göre Brary ailesi davasına geçebiliriz. Hazırsanız karanlık dosyalar kırılma anı başlasın.

Babamız beni rüyalarımda ziyaret ediyordu. Bizi yalnız bırakacağını düşünmediniz öyle değil mi? Yapmam gereken, yani yapmamız gereken her şeyi bana söylüyordu. Ben de hepsini yerine getirdim tabi o bizim babamız.

Nasıl mutlu olacağımızı ondan dahi kimse bilemez öyle değil mi? Onu söylediklerinin hepsini yaparsak her şey çok daha güzel olacak. İlk olarak bir ne olduğundan bahsedeyim Burari ailesi vakasının. Hindistan'da yaşanan bir olay ve Cundawat ailesiyle alakalı bir şey aslında.

Yani ikisini de dersek anlayın ki aynı aileden bahsediyoruz. Hindistan'da... Böyle bir aile var ve 11 kişiden oluşuyorlar. Üç katlı bir evleri var.

Bu evin içerisinde yaşıyorlar. Hani 11 kişiden oluşan bir aile sadece anne baba çocuk değil bu arada. Büyükanne var, onun birden fazla çocuğu ve onların çocukları. Geniş aile yaşıyor bu üç katlı evde, öyle düşünebilirsiniz.

Bir marketleri var, counterclock dükkanları var. Ve aslında çevreleri tarafından da çok sevilen, çok yardımsever olarak bilinen ve insanlarla da iyi geçinen bir aile. Kendi halinde, kimseye bir zararı olmayan, kimseye karışmayan bir aile. Bu ailede aslında en büyük kişi büyükanne.

Daha sonra onun oğulları geliyor. Bunlardan birisi de Lalit. Lalit'ten çok bahsedeceğiz bu podcastta. O yüzden onun ismini belirtmek istedim başta.

Bir gün komşular evlerine gidiyorlar bu ailenin. Çünkü ses çıkmadı, evlerinden çıkmadılar. İşte marketteki eşyalarını falan da içeri almamışlar. Süt siparişleri oluyormuş diye biliyorum.

Endişeleniyor insanlar. Bundan dolayı gidip kapılarını çalıyorlar. Ama kapıyı da kimse açmıyor. Ve en sonunda komşular bir şekilde evin içine giriyorlar yani.

Ve girdiklerinde şok edici bir manzarayla karşılaşıyorlar. Çünkü tavandaki demir ızgaralardan sarkan 10 tane ceset var evde. Ve hepsi kıyafetleriyle tavandaki ızgaraya bağlanmış. Elleri ayakları bağlı, gözleri bantlı, ağızları bantlı, kulaklarında pamuk var.

Evet. Ve hani aileden hiç kimse yaşamıyor. 11. kişi yani o da büyükanne orada asılı değil, o da başka bir odada.

Yerde yatarken bulunuyor ama o da kemerle boğulmuş bir şekilde. Yine aynı şekilde elleri ayakları bağlı. O da ayakta duramadığı için sanırım orada öldürülmüş. Bu olayın ne olduğunu çözmeye çalışıyorlar.

Tabii polise haber veriliyor. Polis burada bir hırsızlık mı yaşandı? Başka bir şey mi oldu? Bunu anlamaya çalışıyor.

Ama hırsızlık gibi bir durum yok. Yani herkesin değerli eşyaları üzerinde. Evden hiçbir şey eksilmemiş. Ve bu ailedeki herkes yani garip bir şekilde hayatını kaybetmiş.

Bu garip bir şey sonuçta. Tavana asılması hepsinin birden. Ve evde de böyle ritüele benzer şeyler buluyorlar yine. Odunlarla oluşturulmuş bir öbek buluyorlar ve etrafında tüm küller falan var.

Ateş yakılmış belli ki. Ama asıl ipuçlarını da evde buldukları 11 adet günlükte elde ediyorlar. Bu 11 adet günlük Lalit tarafından yazılmış ve içerisinde aslında gördükleri her şeyle eşleşen ibareler var ve Lalit aslında yapacaklarını Ve ailenin bulunduğu durumu hepsini de özetlemiş bir nevi. Kendi psikolojik durumunu da özetlemiş hatta yani.

Ve bütün çıkarımlar aslında davayla ilgili buradan yapılıyor. Ve anlaşılıyor ki aslında bu aile daha güçlü olmak için... ...ve geçmiş günahlarından arınmak amacıyla bir ritüel gerçekleştirmişler.

Ve bu ritüel sonucunda yanlışlıkla ölmüşler. Evet. Aslında amaç hiçbir zaman ölmek değilmiş. Değil.

Onun sonunda bir şekilde hayata döneceklerini, kurtulacaklarını herhalde düşünmüşler. Büyük yüce bir ruh gelecek, babaları gelecek ve onları kurtaracak. Elleri ayakları çözülecek. Evet.

Babaları derken de kastettiğimiz büyük annenin eşi olan yani küçüklerin dedesi de diyebiliriz. Lalit'in de babası oluyor. Bu kişi ölüyor ve o öldükten sonra aslında aile büyük bir üzüntü yaşıyor tabii. Ama zamanla Lalit'in bir şekilde onunla iletişime geçtiğini anlıyorlar mı diyeyim artık, düşünüyorlar mı diyeyim çünkü.

Şu enteresan bir akış var orada çünkü aslında Lalit esasında önce bir bisiklet kazası geçiriyor çocukken. Oradan bir kafa travması olduğundan şüpheleniliyor zaten. Sonra bir çalıştığı iş yerinde bir sabotaja maruz kalıyor. Orada neredeyse ölüyor.

Üstelik de çok korkunç olduğunu düşünüyorum ben yani birinin. Belki de ben çok korkuyorumdur yanarak ölmekten. Neredeyse yanacak ve ondan sonra mutizm gelişiyor. Yani seçici konuşmamazlık.

Hiçbir şekilde konuşmuyor. ve günlükler üzerinden aileyle iletişime geçiyor ve sonra bir yerden sonra günlükleri incelediklerinde bakıyorlar ki ilk zamanlarda sanki evin erkek oğlunun yazmış olduğu konuşmalardan iş bunu bunu yapacaksınız emir kipli konuşmalara dönmeye başlıyor. Ve en sonunda da anlattığım gibi ritüel devreye giriyor. Biz bir ritüel gerçekleştireceğiz.

Ve bu ritüelin sonucunda da büyük babam gelecek. Bizim ellerimizi, ayaklarımızı, bağlarımızı çözecek. Ve biz işte bundan hem günahlarımızdan arınmış olacağız hem de çok güzel muhteşem bir hayat yaşayacağız. Aslında şey de garip geliyor bana.

Mesela aile Lalit'in dediklerini yapmaya başladığında işleri de büyümeye başlıyor. Zenginleşiyorlar. Aslında ödüllendirildiklerini düşünüyorlar. Gerçekten de Lalit'in dediklerini yaparsak biz bunun karşılığını alıyoruz diye düşünüyorlar.

Ve aslında bu da bir nevi inanmalarına sebep oluyor bu tanrılarına diyeyim. Babalarına yönelik yapılan bir ayin esnasında o konuşmayan Lalit bir anda konuşmaya başlıyor. Ve aile bunun mistik bir şey olduğunu düşünüyor ve inanmak istiyor buna. Çünkü inanmaya ihtiyaçları var.

Çünkü Hindistan kültüründe baba çok kutsal, onların koruyucu gücü. Ve bir anda da Lalit, aslında babamın ruhu benim içime girdi. Bunu konuşan aslında babam diye konuşunca, Lalit bütün otoriteyi ele geçirmiş oluyor. Ve her şey ondan sonra zaten.

İşte şunu şunu yapın, bunu bunu yapın dedikçe aile de yapıyor ve evet gerçekten de işleri büyüyor. İşleri, borçlarını ödüyorlar. Oluyor, bu oluyor. Çok iyi bir aile konumuna geliyorlar aslında.

Ve zaten o ritüelde de hiç kimse de bir kişi hariç bir mücadele izine falan rastlanmıyor. Yani ellerinin bağlanmasına fazla hiç karşı koymaya çalışmamışlar. Bir tek Lalit'in erkek kardeşi parmaklarında yaralarla bulunuyor. İplerini çözmeye çalıştığını düşünülüyor.

Büyük ihtimalle sizinle de bunu daha önce de konuşmuştuk. O artık olayın farkına varıyor bir noktada. Benim en çok üzüldüğüm karakterlerden bir tanesi o oldu. Ailenin köpeğini öldürmüyor ama.

Köpeği bağlıyor sanırım. Çatıya mı, terasa mı bir yere bağlıyor. Bir yere bağlıyor. Beş tane tabure var.

O çok ilginç. Demek ki biri koyuyor, bağlıyor. Ondan sonra götürüyor, başka bir kişi bağlı. Yani birbirlerini bağlamaya da yardım ediyorlar.

Kamera görüntüleri var galiba. Evin gelini bir yere gidiyor, kurdele murdele alıyor. Bir alışveriş yapıyorlar bunun için, bu ritüel için. Beş Tabure'yi aldıklarının da kamera görüntüsü mevcut.

Evet, öyle. Yani çok büyük ve haftalara yayılan bir ritüel hazırlığı aslında. Çok önemli bir şey gerçekleşeceğini düşünüyorlar daha sonradan. Ve bir anda da 11 tane ceset bulunuyor.

Çoluk çocuk, yaşlı kadın. Bu bahsettiğimiz davalarda benim hep dikkatimi çeken nokta şu oluyor. Çoğunda bu garip şeyleri yapanlar, cinayet işleyenler de... Garip şeyler diyorum çünkü Lalit'in yaptığı sadece cinayet de değil.

O başka bir seviyeye geçmiş artık. Hep bir kafa travmasından bahsediyoruz çocukluklarında. Çoğunlukla bu mevcut oluyor. Bu aslında bir insanın gerçekten de...

...beyninde bir bozulma olduğu için mi bunları yapıyor diye düşündürüyor. Yani evet, seri katillerde de mutlaka çoğu şeyde bir kafa darbesi bazen denk geliyor. Ben mesela kendi cezaevi tecrübemden de biliyorum, şeyi sorardım... ...özellikle de böyle psikopatik davranışları olan ya da empatiz yoksulu olduğunu düşündüğüm...

...kişilerde küçüklüğünde bir bisiklet kazası, motor kazası geçirdin mi diyerekten. Tamamen kendi kişisellerini, alan çalışmasından bahsetmiyorum. Mutlaka bir bisikletle bir şey, bir araba çarpması, kafamı kaldırıma vurdum, düştüm falan gibi bir şey vardı.

Dolayısıyla muhtemelen evet, orada bir kafa darbesi bence... ...bir nörolojik sistemde bir şeylere zarar veriyor aslında. Evet, haklısın. Sonraki süreçte neredeyse yanarak ölecek noktaya gelmiş olması.

Ölüme de çok yaklaştırmış büyük ihtimalle. Sonra o sessizleşmesi, hiç konuşmaması. Aslında çok büyük bir travma yaşamış. Evet, bununla alakalı da sormak istiyorum.

Bu müteizm dediğiniz galiba. Ondan bahsedebilir misiniz? Mesela bu gerçekten kendi isteğiyle yaptığı bir şey o zaman. Kendisi seçmiyor konuşmayı. Seçici konuşmamazdık aslında.

Genellikle böyle travmatik bir olaydan sonra gerçekleşir. Psikolojik bir sorundur. Yani nörolojik ya da neden olduğuna yönelik... ...acaba belirli bir sebepten mi oldu... ...beyinde bir şey oldu da o yüzden mi gibi bir durum söz konusu değil.

Tamamen kişinin psikolojik olarak konuşmama hali. Bu bazen belirli bir ortamda konuşmamak olabilir. Belirli bir kişiyle konuşmamak olabilir. Belirli şeyleri konuşmamak olabilir.

Bireye göre değişebilir. Burada hiç konuşmuyor ama aynı sırasında ilahi tarzı bir şey söylüyor. Kendi sesiyle de konuşmuyor. Babasının sesiyle, onu taklit ederek konuşuyor.

Aileye zaten hükmetmesi, aileyi yönlendirmesi de böyle oluyor. Aslında o ses değişikliğiyle beraber oluyor. Bir yandan şey de düşündürüyor. Kendince aileyi yönetmek için babasıyla alakalı bir şeyler gördüğünü, iddia etmiş olabilir mi?

Hani onun sesiyle konuşarak falan. Sadece bir öfkeyle yapılmış bir şey gibi düşündüm ama neye öfkelendiği, hayata karşı genel bir şey olabilir diye. Ama yine aslında bir ritüel yaptığı konusu daha gerçekçi geliyor insana şimdi düşününce. Çünkü evin borularının şeyleri falan var konumlandırılmış. Evde her şey 11 tane.

11 tane pencere var, 11 tane havalandırma var. Evin yan duvarından dışarıya çıkan 11 tane boru var. 4 tanesinin ucu aşağıya bakıyor, 7 tanesinin ucu yukarıya bakıyor falan. Oralardan da bir anlam çıkartmaya çalışıyorlar, evet.

Herhalde ruh buradan girecek, buradan çıkacak tarzı falan diye bir şey düşünüyorlar. İş yolu olarak ayarladıklarını falan düşünüyor insanlar bunları. Yani Lalit bunu anladım demek istediğini. Acaba bir şeylere çok sinirlendi.

Özellikle de bu yangınla ilgili yani neredeyse yanıyordum diyerekten. Ailesi de bir şey yapmadı da kızdı mı acaba? Bu ne? Ne oldu?

Bak. Siktir. Aman Allah'ım. Ne olmuş burada?

Yani Lalit'in bir de babası öldükten sonra bütün sorumluluk kendi üstüne kalıyor bildiğim kadarıyla. Belki de bunlardan da bunalmış olabilir o düzenin içerisinde olmaktan. Ailenin reisi olarak Lalit'i görüyorlar bir nevi babası vefat ettikten sonra. Belki de o sorumluluğu da kaldıramadı.

Zaten bir şeyi vardı hani kafa travması vesaire. Yakılmak da yani çok büyük travmatik bir olay dediğiniz gibi. Zaten psikiyatristler de aileye öneriyor. Psikolojik destek alınca.

Destek alsın, aynen. Bu travma sonra stres bozukluğu yaşıyor, bunu tedavi edilsin bu diye. Ama aile bunu hayatın bir getirisi olarak, kader olarak görüyor. Kabul etmiyorlar.

Hatta eşe, dostu, akraba ya da sanki Lalit hiç konuşmuyormuş gibi yapmayalım. Hani bunun normal olduğunmuş gibi yapalım falan diyorlar. Kimse sesini çıkartmıyor Lalit'in konuşmaması. Bir Allah'ın kulu çıkıp da bu çocukta acaba bir şey mi var demiyor.

Çünkü Hindistan toplumu. Bizde de aslında kısmen var. Yani ben yeni nesille özellikle 20'li yaşlarından itibaren daha şey görüyorum bu açıdan. Benim çok tatlı üniversite öğrencisi danışanlarım oluyor bazen.

Sevgilisiyle ayrılıyor. Ben bir iki seans gideyim psikoloğa diyor. Ya da annesiyle bir kavga ediyor. Ben bir psikoloğa gideyim diyorlar.

Ama bu yeni jenerasyonda var. Daha önceki jenerasyonda şey var. Deli miyim ben psikoloğa gideceğim? Hala tabu olarak görünüyor. Bir tabu,

yani psikolojik bir sorununun olmuş olması, ruhsal bir sorunun olmuş olması deli olmakla. Belki delinin altında zarar verici bir birey olabilir. Dengesiz davranan kişiden korkuluyor olmamız olabilir. Bir damgalama sistemi var.

Lalitler de damgalanmaktan korktukları için daha da içe kapanıyorlar zaten. Gitgide gitgide daha da kapalı bir aile yapısına dönüyorlar. Hiç iletişim kurmamaya başlıyorlar mesela. Çok az.

10 yıldan uzun süredir o evde yaşıyorlar ama hiçbir komşuları evlerine girmemiş daha önce. Hiç ziyarete gelmemiş kimse yani. Tamamen izole ediyorlar kendilerini. Yani Lalit'in yaşadığı psikolojik durum nedir sizce peki burada?

Yani bütün bu genel olarak baktığımızda. Çünkü günlüklerde yine bu ayinden de detaylı bir şekilde bahsediliyor. Bir ağaçtan falan bahsediyorlar sanırım. Ve yine artık bunun 7 günlük bir ritüel olacağı, bölünmeyeceği, işte eve birisi gelirse hemen sonra devam edileceği falan.

Ve en sonunda yani bu şekilde bu ritüelin öngöremedikleri sonuçları yüzünden. Bir de ilk günü galiba değil mi ritüelin? Aslında devamı var 7 günlük ama öncesinde belki başka başka şeyler yaptılar. Yani büyük ihtimalle ama Öngöremedikleri bir şekilde dediğim gibi hayatlarını kaybediyorlar.

Lalit'in yaşadığı durum bir ayrı bir şey. Ama onun dışında mesela burada bir paylaşılmış delilik dedikleri şey de yaşanıyor olabilir mi ailenin yaşadığı? Bunu da sormak istiyorum yani. Anladım.

İki tane mevzu var. Bir tanesi dediğin gibi, Lalit bunu neden yaptı? Ne oldu Lalit'te? Yani o ritüelleri oluşturması, o ayinler için aileyi yönlendirmesi... Gerçekten babasının ruhu mu girdi,

buna mı inanıyordu? Var ya hani o şey... Yalan mı söylüyordu yoksa kendi dünyasında mı buna inanıyordu mevzusu? Okuduğum çalışmalara göre aslında...

Bir kontrol sistemini kaybetmiş. Muhtemelen de beyninde bir deformasyon bir şey de söz konusu. Gerçeklik algısını kaybetmiş ve bir Mesih inancı tekrar gelmiş. O kontrolü tekrar ele geçirme algısı.

Ben özellikle de bunun yangınla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Ve tekrar bir şekilde kontrolü ele geçirmek için de güçlü bir figür olması gerekiyordu. O güçlü figür olarak da ben işte Hazreti İsa'yım bilmem neyim demedi, ben babamın ruhuyum dedi. Genellikle biz mesela daha peygamberlerin misyonunu yani benim içime peygamber girdi.

Ben aslında Hazreti İsa'yım, Hazreti Musa'yım diyenleri biz biliriz aslında. Burada doğrudan ben babamım. diyor. Babam benim ruhum, bedenim aracılığıyla konuşuyor diyor.

Benim ben değilim. Ben aslında babamım diyor. Kişilik bölünmesi olabilir. Kişilik bölünmesinde bizim tartışılan bir mevzudur.

Psikoloji dünyasında, psikiyatri dünyasında. Fakat bazı vakalar vardır. Konuşma ses tonu değişir, konuşma akışı değişir. Bir karakterin beyin dalgası bile bazen değişken olabiliyor.

Disosyatif kişilik bozukluğu dediğimiz bozuklukta. Burada da ses tonunu acaba taklit mi ediyor yoksa bir kişilik bölünmesi mi söz konusu? Psikolojik otopsi yapmaya çalışıyoruz burada. Arkadaki verilerden elde ederek bir otopsi yapmaya çalışıyoruz.

Orada gerçekten bir uzmana gitmiş olsaydı, uzmanla görüşmüş olsaydı, oradan ne veriler çıkardı bunları bilmiyoruz aslında. Benim tahminimce okuduklarımdan çıkarımım şu, tartışabiliriz burada. Bence Lalit'in özellikle yangından dolayı yaşamış olduğu kontrolsüzlük... ...bir şekilde onu tekrar gücü ele geçirme çabasına dönmüş.

Ve sonrasında da babasının ruhu üzerinden o gerçeklik algısı da zaten kırılmış. Yani cezaehiliyeti yok. Yani Lalit ölmemiş olsaydı bundan dolayı yargılanır mıydı mesela? Arkadaş akrabalarını öldürdüğü için muhtemelen yargılanamazdı bile.

Çünkü akıl hastası aslında. Birincisi bu. İkinci soruna gelecek olursa, okula giden insanlar var, çocuklar var. Çocuklardan bir tanesi bile okula gidip arkadaşına bir şey söylemedi mi?

Bir öğretmenine bir şey söylemedi mi? Ya da işte kadınlar var. Bir komşuyla çarşıya, pazara gittiğinde hiç kimse burada bir anormallik olduğunu fark etmedi mi? Bu iki alanda tartışıyorlar.

Hatta birkaç tane alanda var. Bunlardan bir tanesi söylediğin şey. Herkesin aynı patolojik yapıya inanmaya başlaması, paylaşılan delilik hali. Birinin bir gerçeği yıkılıyor, yeni bir gerçeklik kuruluyor.

Ötekiler de buna inanıyorlar. Biz böyle kişilerde, bu kişileri ayırdığımızda normalleşme görmeye başlıyoruz. Bunların tabii ayrılma durumu olmadığı için, kapalı bir aile sistemi olduğu için... ...büyük ihtimalle aileden de zaten bunu sakın kimseye söylemeyin,

kimseyle konuşmayın tarzı bir şey geldiği için... ...ki günlüklerde de yazıyor bildiğim kadarıyla. Aile o kıskaçın içerisinde kalmış.

Bu birincisi. İkincisi, psikolojide çok çok enteresan bir deney vardır. Belki duymuşsundur. Milgram deneyi.

Psikoloji dünyasının altın üstüne getirmiş bir deneydir. 1960'larda bir psikolog bir deney yapıyor. Çeşitli varyasyonları var ama genel olarak şu, bir denek geliyor. Sen geliyorsun, deneksin.

Ben de işte uzmanım. Diyorum ki sana içeride bir kişi var. O kişiye bazı sorular soracaksın. Ve eğer yanlış cevap verirse ona elektrik şoku vereceksin.

10 Watt, 20 Watt, 30 Watt vs. Ve benim sözlerimi dinleyeceksin diyorum ben. Sen de tamam diyorsun. Ve her yanlış cevapta aslında öteki tarafta kimse yok.

Sadece ses kayıt konuşuyor. Fakat işin en enteresan kısmı, varyasyonları mesela, ben normal kıyafetli geliyorum ya da ben doktor üniformasıyla geliyorum, işte beyaz önlüğümle. Bunlarda da yüzeler değişmekle beraber. En son, max seviyede elektrik şoku veren ve artık elektrik şoku verdiğin için, çünkü her elektrik şokunda 70, 80, 90'da karşı taraftan çığlık seslere gelmeye başlıyor.

Yeter artık, yeter artık durun diye. Sen diyorsun ki ben yapamayacağım artık. Ben diyorum ki işlemi devam ettirmek zorundayız diyorum. En sona ulaşan artık içeriden hiçbir ses gelmeyene kadar.

O maksimum seveye ulaşanların oranı %65. Gerçekten mi? Evet. İnanılmaz.

Dolayısıyla bazı insanlar sadece... ...otoriter bir figür kendilerine yap dediği için... ...kötülük yapabilirler aslında.

Dolayısıyla burada da bir uyum söz konusu olabilir. Yani otorite, baba, babanın ruhu. Artık onu öyle görüyorlar. Lalit artık çünkü onlar için öyle birisi.

Ve otoritenin dediğini yapmak. Bir de yapınca da işe de yarıyor. Neyi sorgulayacaksın ki? Her şey senin için iyiye gidiyor.

Neyi sorgulayacaksın? Sorgulanacak hiçbir şey yokmuş gibi sanki. Onlar için kanıt oluyor artık bir de. Zenginleştikçe, geliştikçe.

Tabii başlarına bir şey de gelmiyor. Yani en son örme yerlerine kadar. Bir de üçüncüsü de sosyal psikolojide uyum denilen bir kavram var. Orada da biz bir grupta... Bu da en çok enteresandır.

Çok güzel videoları vardır bunun. Gördünüz mü, denk geldiniz mi bilmiyorum. İşte bir kişi asansörü çağırır. Asansör kapısı açıldığında herkesin arkası dönüktür.

Normalde biz asansör kapısı açıldığında herkesin bize doğru dönük olmasını bekleriz. Herkes arkası dönük. İçeriye giriyorsun ve sen de arkadan dönük duruyorsun. Çünkü herkes öyle yapınca...

Doğru. Bir uyumlanma aslında. Toplumsal bir uyum. Ben eğer bir gruba girdiğimde, grup benim dinamiklerime uygun davranıyorsa, kendimi o gruba ait hissediyorsam, grup çoksa sayısı gibi gibi faktörlerden dolayı ben o grup gibi davranmaya başlıyorum.

Hiç sorgulamadan. Bazen farkında bile olmuyor. Bazen farkında bile olmuyorum. Doğrunun ne olduğunu düşünüyorum aslında.

Bununla ilgili çok çok güzel sosyal psikolojideki uyumla ilgili deneyler vardır işte. İçim bekleyenler vardır mesela. Ding dong ses çalar. Herkes ayağa kalkar.

Oturur. Bir yerden sonra olaydan haberi olmayan kişi de dingok çalınca ayağa kalkıp oturmaya başlar ve bunu neden yaptığını bilmez. Hepimizin başına gelebileceği ve kim bilir neler... Biz de yapıyoruz aslında kendini gözlemlediğinde belki neler yaptığını göreceksin böyle.

Dolayısıyla o ailenin bunu yapması çok normal aslında. Yapmasalardı bir anormallik olurdu, uyumasalardı, babanın sözünü dinlemeselerdi, gidip birine söyleselerdi. Efendime söyleyeyim, bir şeyde ben yapmayacağım, katılmayacağım ben bu aile. Demiş olsalar anormal olurdu. Şey de var zaten.

Günlüklerde onu da görüyorlar. Lalit'in söylediklerini yapmazlarsa ceza alacaklarına dair ibariler de var. Tabii, tabii, tabii. Ve şey de var bildiğim kadarıyla.

Sadece sen değil yanlışından aile bundan etkilenecek. Bunun da sorumluluğuna girmek istemezsin. Çok güçlü bir manipülasyon. Çok güçlü bir manipülasyon.

Yani aslında bu konuda merak ettiğim birçok şeyi sizinle öğrenmiş olduk. Daha önce paylaşılmış delilik olduğunu söyleyenler olduğunu görmüştüm. Paylaşılmış delilik, paylaşılmış işte iki kişi arasında oluyor. Onun işte Fransız jelatin kökenli şeyleri var.

Hiç kafa karıştırmayayım. Burada paylaşılmış delili aile versiyonu, çok nadir görülen bir... Aslında bir kişi bile orada itiraz etse bu duruma farklı bir yöne gidebilir ama 11 kişi hepsi aynı şekilde düşünüp hepsi aynı şeyi yapınca bayağı nadir bir şeydir. Çok nadir.

Ama bu mesela deneylerle alakalı falan hiçbir bilgim yoktu. Ben de sizinle öğrendim bu deneylerin varlığını ve diğer ihtimalleri diyeyim. Ama dediğim gibi sorularımın çoğunu da cevaplamış olduk. Bence dinleyenlerin, izleyenlerin de sorularını cevaplamış bulunduk.

Çok teşekkürler Sida Hanım. Teşekkür ederim. Evet, karanlık dosyalar kırılma anında bir bölümün daha sonuna geldik. Bir sonraki bölümümüzde görüşmek üzere.

Kendinize iyi bakın. Bölümlerimizi bütün podcast platformlarından ve Podb App üzerinden dinleyebilir ve izleyebilirsiniz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)