Podcast

Duygular Geçici Dövmeler Kalıcı

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Gençlik hatası dövmeler, içe sinen dövmeler, anlamlı dövmeler, zamanlaması manidar dövmeler, anlamsız dövmeler, sildirilen dövmeler, sindirilen dövmeler, aileden gizlenen dövmeler… Hepsi değilse bile bir kısmı bu bölümde.







----- Podbee Sunar -------



Bu podcast reklam içerir.

Bölüm Transkripti

3.787 kelime · ~19 dk okuma

Şahitlerim var. Havada durdum, şahitlerim var. Yalan söylemiyorum. Ben atlasam mesela, içeride de onu söyledim.

İkinci cümlem bu olur biliyor musun? Biriyle yeni tanıştım. Şuralıyım, buralıyım. Taksiye bindim.

Ben bir de uçaktan atladım diye bunu illa iliştiririm bir yere. Asla böyle çok eskide kalmış bir bilgi olmaz benim için. Ama mesela şuna cesaret edemedim. Dövme yaptırmaya.

Transkriptin tamamını oku

Hiç dövmen yok mu? Hiç dövmem yok. Dümdüz, sıkıcı bir insanım yani. Şu konularda konuşması gereken en son insan olabilirim.

Allah Allah. Benim bile iki tane dövmem var ve ben çoktan falan atlamadım ya. Ne dövmelerin var? Bir tane dinozor var abi.

Kaç yaşındayken yaptın? Otuz. Ana sınıfında falan değil. Sen dinozor sevgilisiydin herhalde.

Bir türü var mı dinazorun? Otçul bir dinazor. Nimet adında. Şu duygu hoşuma gitmişti.

Şu an dünyada var olmayan bir canlının kolumda yaşaması fikri. O an cool gibi gelmişti şu an. Güzel fikir, güzel. Bir de dinazorları gerçekten seviyorum.

Tavukların atası dinazormuş gibi bir bilgi var bende. Ne derece doğru bilmiyorum ama. Evet, ben de hep öyle biliyorum. Bugüne kadar tavuklara saygı göstermemin tek sebebi buydu.

Asgari bir saygı göstermemin. Bu da yanlış çıkarsa... Son kalede yıkılırsa... Evet, tavuklarla ilgili de garip bir şey var ya.

Uçmayla ilgili çok çaba göstermediklerini düşünüyorum açıkçası tavukların. Biraz deneseler olacak gibi ve bir motivasyon eksiklikleri var. Düşünsene abi senin kanadın olsa, uçaktan da atlamış bir insan olarak, benim kanadım olsa... Düşüneceğim şey, nasıl uçamıyorum?

Kanadımız var, bu ekipman bizde var ve biz bunu yapmıyoruz. Bunu asla tahammül edemiyorum. Ben bu appendis olayında da biraz şeyim hani. Orada duruyorsan bir iş yapacaksın işte.

Karaciğer bir şey yapıyor, böbrekler süzüyor. Sen, ben kullanılmıyorum, köreldim. Hayır, bir şey yapman lazım senin. Körelse iyi, ameliyata neden oluyor.

Bir de pislik çıkarıyorsun orada. Ya asla kabul edemiyorum. Ama bizde de aynısı var. Kuyruk sokumumuz var, ufacık bir kuyruğumuz var orada.

Onu bile kullanmak isterdim yani. Kuyruk olsa bununla bir şey yapalım. Böyle bir oturduğun yerde oynatmaya çalış. Evet yani senin kanadın var ve bu konu senin için çok normalleşmiş.

Uçmaya çalışmıyorsun. Senin ataların dinozor ya. Sen atak olmalısın. Hayata karşı aktif olmalısın.

Tavukların bu pasifliği beni biraz ne bileyim canım sıkıyor. Belki çok cesur tavuklar vardı. Lider ruhlu, özgür ruhlu, uçmaya çalışan. Ve onların hepsini öldürdük.

Bu kalanlarını ecilleştirdik işte. En böyle saçma sapan, sıkıcı, tavukluğun şerefine yakışmayacak tavukları biz hayatta bırakıp büyüttük, çoğalttık. Bir yandan da böyle tavuklara bakınca Osmanlı İmparatorluğu'nu da düşünüyorum. Nereden nereye gibi.

Neydik zamanında şimdi ne olduk. Ufak sınırlar içerisinde hayat mücadelesi veriyoruz. O sınırlar da kümes. Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı'yı karşılaştırınca bizi tavuk olarak mı düşünüyorsun şu anda?

Dinazor olarak düşünemiyorum maalesef. Özür dilerim herkesten. Neyse en azından civcivi değiliz. Doğru doğru.

Evet dinazor dövmem böyle abi. Bu yine biraz anlamı olan ilk dövmem. İkincisi hiçbir hikayesi yok ve beni çok zora soktu yıllar içerisinde. Bu dövmeci bir arkadaşım kağıdın üzerine çizmişti.

Mantar kapaklı bir şişe yanında da yapraklar var. İçi de boştu. Bu dinazor dövmesinin içi de boş. Dövmeci arkadaşım dedik ya bunun ikisinde içi boş olacak sana yaparsak.

Ve bana yapma sebebi de şu. Yeni böyle dövmeciliğe başlamıştı. Pratik yapmak için. Bana bu dövmeyi yapmayı teklif etti.

Ben de bedava yapacağı için o zamanlar bedava kelimesine de zaafım vardı. Tamam dedim madem bedava bir dövme neden vücuduma bunu sonsuza kadar kazıttırmayayım gibi saçma bir karar aldım. İçine de bir tane diş çizmiş sonra. İyi dedim bu olsun yaptırdık.

Bütün hikayesi bu olmasına rağmen sonradan sürekli dövmenin anlamını soruyorlar. İnsanlar kendi hayatlarının anlamını sorgulamazken... ...elalemin kolundaki dövmenin anlamına çok ilgi gösteriyorlar.

Onun daha basit bir hikayesi olacağını düşünüyorlar çünkü. Şimdi sen birine tanıştığın zaman ona... ..."Hayatın anlamı ne?

Sen niye yaşıyorsun?" diye sorsan... ...o masayı terk eder yani.

Kendi de cevaplayamaz. Ama hani dövmelerin basit bir hikayesi olacağını düşünüyorlar ya işte. Dinozor dövmesi bana Osmanlı'yı hatırlatıyor gibi. Öbürünün hikayesizliği çok sıkıntıya soktu.

Ondan sonra bir şeyler uydurmaya çalıştım. Olmadı. İşte o diş, köklerine bağlı olmayı sembolize ediyor dedim. O benim de içime sinmedi.

Öbür şişe kapaklı mantar, siyah hayat etmeyi belki simgeliyor. Yani hiç çok kötü oldu o. Ya herhalde şey diyebilirsin, dövmeci bir arkadaşın vardı. Onun pratik yapması için kolumu feda etti.

Koluna mı yaptırmıştın, nereye yaptın? Kolumda, şurada arkada. Evet, bu dövme fedakarlığı sembolizeydi. Bugün başladım dövmeye.

Çünkü bulamamıştım. Peki, dövme yapılacak yeri nasıl seçtin? Dinozor öndeydi, öbürü de arkada olsun gibi. Aynı kolun?

Evet, aynı sağ kolumdaydı. Diğer kol temiz mi kalsın diye düşünüyorum. Diğer kol, hani başka fikirler gelirse, çünkü dövmenin de öyle bir şeyi var ya, rahat durmayıp her yerine yaptırmaya başlıyorsun. Benden öyle olmadı yani, yaptırmadım.

Pişman oldun mu peki? Yok, olmadım. Ama şimdi dövmenin anlamı sorulmasa da bir iki tane olunca sorabiliyorsun. Çok dövmeli insan gördün mü?

Hiç öyle arkadaşın var mı? Vücudunun bayağı dövmeli kısmı dövmesiz kısmından fazla. Böyle arkadaşların oldu mu? Yok öyle bir arkadaşım olmadı.

Anlam soramazsın ki adamın tefsir edilmesi gerekiyor çünkü. Bu adam kendini bir roman yapmış dövmelerle. Bu adamın okunması gerekiyor oturup. Evet, hakikaten.

Belki de insanlar artık sormasınlar şu dövmenin anlamını diye. Her tarafını dövelim. Aynen. Dişten odağı dağıtmak için bütün vücudu saçma sapan figüratif şeylerle kaplatacağım.

Ben böyle bir insanla tanışmıştım. Nayah diye bir reggae mekanı vardı eskiden. Pandemiden önce gidiyorduk. Orada çok dövmeli bir dostumla tanıştım.

O zaman da hemen bir ön yargı geliştirdim tabii. Çünkü çocuk şöyle kafası kel, omuzundan itibaren kafası falan full dövme. Böyle tanıştırıldık bilvesiyle. Hemen düşündüm ki ya benim bu çocukla ortak konuşacak hiçbir şeyim olmaması gerekiyor galiba.

Bu kadar dövmeli bir insanla ben ne konuşabilirim ki? Bu kadar kötü kararlar vermiş hayatı ve vücuda hakkında insanla ne konuşabilirsin? Ya da onun yerine koyuyorum kendimi. Bu kadar dövmesiz bir insanla o çocuk da ortak bir nokta bulamayabilir.

Tamam, çok kötü denk geldik. Sonra biraz neyse muhabbet aktı. Kirasını falan ödemekte zorlanıyormuş. Hoşuma gitti.

O çok dövmeli bir insanın da gündelik dertleri olması bir yakınlaştırdı beni. Dövmeli ama bu da bazı sıkıntılar yaşıyor. Hiç konduramamıştım. Çok dövmeli bir insan hakkında şey düşünür müsün?

Bu adam kirasını ödemekte zorlanıyordur demiyordum ben o ana kadar. Bilmiyorum, o kadar parayı dövmeye harcamışsan her şeyi ödemekte zorlanabilirsin diye de düşünebiliriz. Bunu kendisine söyledim. Ya bilezik gibi bir şey olsa hani dövmelerin birkaçını bozdurup... Öyle bir şey de değil.

Bir şekilde konu dövmelere geldi. O da bana sordu, senin dövmen var mı dedi. Senin kadar yok benim dövmem. Benim normal insan kadar var.

Fakat ben de kiramı ödeyebiliyorum. İyi bir şey akmıştı o gece ve bir daha da hiç görüşmedik. Yani bir yerlerden inliyorsa selam ediyorum. İnşallah artık kirasını ödeyebiliyordur.

Benim gördüğüm en dövmeli insan gerçek hayatta değil, gerçek biri de değil zaten. Bir film karakteriydi. Prison Break dizisini hatırlıyor musun? Kaçış planlı mı?

Bedenine çizdiği o mu? Hapisten kaçış planı, hapishanenin planını falan hepsini bedenine dövmelemiş. Hapisten kaçtıktan sonra yapması gereken şeyleri de dövmelemiş. Bütün dizinin senaryosu dövmelerde saklı.

Tabii çok aptalca bir durum yani. Niye kanıt bırakacaksın ortada? Gerek de yok. O kadar yapmışsan her şeyi ezberleyebilirsin.

Çok basit şeyler içinde dövmeler var ama... ...hikaye anlatıcılığı açısından çok iyi bir teknikti o. Her bölümde ayrı bir dövmeye odaklanarak... ...tamam bugünün de konusu bu.

O dövmenin anlattığı planın o kısmı yani. Güzel, senaryoyu dövmeler üzerinden takip ediyoruz yani. Bütün gelişimi o şekilde takip ediyor. Bir sorun çıkıyor, ondan sonra o sorunu çözmek için yapması gereken şey başka bir dövme de saklı.

Güzeldi Prison Break. Ben yeni izlediğim için kafam da taze. 20 senelik dizi de. Evet, bayağı eski.

Bir de geçtiğimiz yaz bir kafede oturdum böyle yemek yiyeceğim. Bir tane kadın dirseğinde bir dövme var. Estetik bir şekilde hiç yazılmış. Benim kolumun orasında hiç dövme yok.

Ben hiçliği daha güzel konu oysa, hiçlikse benimki daha iyi düşünürken içeriye tek kolu olmayan bir adam geldi abi. Benim daha iyi sembolize etmem bir anda düştü. Hiç dövmeli kadın, hiç dövmesi olmayan adam ve hiç kola olmayan, hiçliğin katmanları gibi oturduk böyle. O da çaprazlığına oturdu.

Olmayan birini bekliyor gibiyiz. Artık olmayan biri gelsin ve çember tamamlansın diye bekliyoruz. Böyle şeyleri de paylaşamazsın ya. Şimdi bunu anlatmaya çalışsan.

Evet, evet. Bir de tanımadığım etmediğim insan ya. Böyle bir şey yaşıyoruz şu an desem. Ya şey ilginçti.

Öğrendiğim bir bilgi, kafasına, boynuna, çok rahat görünen eline mesela dövme yaptıran insanlarda pişmanlık oranı daha düşük. Ben bunun tersi olacağını sanırdım. Hani boyun dövmesi bir noktadan sonra hayatın her alanını etkilediği için terfini falan engelleyebilecek bir şey. İnsanlar daha çok pişman oluyordur diye düşünüyordum.

Ama şöyle bir mantık var. Boynuna dövme yaptıran insanlar... ...zaten iyice düşünüp taşınıp yaptırıyorlar... ...veya öyle alternatif bir hayat tarzında devam ediyorlar.

Yani senin gibi böyle hobi olarak değil de profesyonel olarak. O yüzden ondan geri dönmeyi düşünmüyor. Zaten pişman olmuyor. ya da ilk anda nasıl bir insan olduğu fikri hemen o intiba oluşuyor ve ondan kurtuluyor artık.

Bizim bu oyunumuz bu kardeş, bizim bu oyunumuzda ejderha var, böyle bir hayatımız var. Terfi ettirecekseniz ettirin, ettirmeyecekseniz de meşgul etmeyin daha net. İşine göre yani Yakuza'ya filan girmişsen o zaman zaten avantaja dönüşüyor. Yani mesela eline yaptığın zaman dövmeyi, koluna yaptığın zaman bilmiyorum sende oldu mu bir ilk 24 saat, 48 saat içinde insanlar ona çok alışamıyorlar, yabancılaşıyorlarmış kendi uzuvlarına.

Hayatın boyunca gördüğün bir şey var orada ve bir anda farklı bir şekilde görüyorsun onu. O süreyi atlattıktan sonra sildirecek seni, sildirin diyorlar. Anında pişman olmanın pek bir manası yok da bir hafta sonra da hala pişmansan o zaman gerçekten yanlış bir karar vermişsindir. Doğrudur.

O his zamanla geçiyor. 2-3 gün sonra geçiyor gerçekten ve hiç yokmuş gibi. Şu an ben dövmem var gibi yaşamıyorum. Sence ne tip dövmeler en çok pişmanlık yaratan dövmeler?

Gençlik hatası dövmeler diyebileceğimiz, o an için sana çok anlamlı gelen... ...biriyle beraber oluyorsun ve onun isimlerini falan kazıtıyorsun. Bu pişman olacağın %1 milyar bir dövmedir.

Ya da hayatın boyunca o isimdeki insanlarla ilişki yaşamaya mahkum olacaksın. Evet, kendini belli harflere mahkum edecek bir karar almış oluyorsun. Ya da takım olabilir, futbolla alakalı olabilir. Sonradan futbol işleri o kadar da manyağa olunacak şeyler değil gibi geldiği andan itibaren... Şey de acayip,

gençken sana çok anlamlı gelen, o sırada sana çok karizmatik gelen sözler, alıntılar. Eyvah, eyvah. İki sene sonra, üç sene sonra iğrenç geliyor yani. Zaten en çok sildirilenler onlar oluyormuş.

Sözlü dövmeler yani. Karizmatik sözün uzak doğucası bir de. Hani normali de değil de, daha figüratif gözüksün diye uzak doğucasını yazdırıyor sonradan. Onu da bilemiyorsun bir de.

Yani ne yazdı oraya? Öyle bir video vardı. Biri gidip gösteriyor dövmesini Çinli restoranlarındaki Çinlilere. Hayır öyle bir şey demiyor bu.

Dövmede köpek möpek yazıyor falan diyorlardı yani. Hiç böyle güzel söz yazmıyormuş. Teyit ettirmen gerekiyor. Muska diyesem muska yaptırmaya gidiyorlar.

İçine Arapça bir şey yazmış ama Arapça yemek tarifi falan yazmış adamın içine. Artık olmuyordur gerçi ya. Telefondan hemen tutup karakterleri tanıyorlar ya. Geçmişte kalmış güzel bir kandırılma yoluydu.

İlk dövme M.Ö. 3300 yılında yapılmış abi. İlk dövme böyle bir buzluğun içinden bir adamın vücudundan bakmışlar sanırım.

Haa Ötzi. Ve akupunktur noktalarına yakın yerlere yapılmış. Tedavi amaçlı yapılmış sanırım. İnşallah pişman olmamıştır yani.

Neye benziyor dövmeler peki? Neye benzediklerine hiç bakmadım abi. Bir görsel yok zaten de. Dövmelerle ilgili yazı okuyup görseline bakmadan güzel bir araştırma olmuş.

Bayağı sıka hazırlandım. İnşallah bir yazılı bir şey değildir. O zaman da sildirme olanakları çok geliştiğini zannediyorum. Onu herhalde bir çakıl taşı gibi bir şeyde derisini oymuştur.

İçine de bir şeyler koymuştur. Anca kaba şekiller yapabilirler herhalde. Dinozor resmi yapamaz yani. Yapılan ilk dövme benim dövmemden daha güzel olabilir.

Ve onu tedavi de etti. Benimkisi hem tedavi amaçlı değil hem de biraz çirkin yani. 2'de 0'ım. Bu Ötzi'nin nasıl öldüğüne bakmak lazım.

Yani o dövme maddesi onu zehirlemiş de olabilir. Hani bu eski imparatorların uzun yaşayacağım diye civa yemeleri gibi sağlıklı olsun diye dövme yaptırdı ama öldü. İlk dövme şehidi. Benim yaptığım araştırma, ben de kendi araştırmamı paylaşayım ya, biz de boş gelmedik.

Ben işin futüristik kısmına değineyim. Akıllı dövmeler diye bir şey çıkmış. Duydun mu? Yok abi, ben hep konvansiyonel dövmelere baktım.

Elektronik dövme de deniyor, akıllı dövme de deniyor. Bunun bir çeşidi çok ince bir filmi derinin üstüne yapıştırıyorlar. Geçici dövme gibi duruyor orada. Ama içinde ince bir elektrik devresi var.

Ve vücudundan aldığı elektrik sinyalleri yorumluyor işte. Çeşitli sensörler var orada. Kaslarının çalışmasını, beyin aktivitesini, kafana böyle elektrotlar bağlamak yerine filmleri koyuyorlar oraya. Hakikaten dövme gibi de şekil oluyor kafanda, kel kafanda.

Oradan sürekli sinyal alıyor ve akıllı saatine gönderiyor. Orada da yorumluyorlar datayı. Sürekli senden veri alan bir şey. Normalde bu tip sensörler var zaten de hani her tarafına sürekli takamıyorsun ya.

Uyurken mesela takmazsın anca bileğine sanat takarsın. Figüratif şeyi de mi var? Var. Tam olarak böyle kartal şeklinde falan yapmamışlar.

Yani bir devre gibi duruyor da. Ama yine güzel gözüküyor aslında. Başka bir versiyonu da gerçekten derinin altına değişik bir mürekkep çeşidi koyuyorlar. O mürekkebin kendisi senin çeşitli kimyasallarına göre renk değiştiriyor veya sinyal yolluyor bir yere.

Yani derinin altına enjekte edilen bir versiyonu da var bunun. Şu da çok güzel. İlk dövmeyle son dövmenin de tıbbi amaçlarla yapılması da çok hoşuma gitti. Aslında bu, dövmenin kendisi terapi yapmıyor.

Sadece veri topluyorsun. Fakat baya süper bir şey değil mi? 24 saat mesela. Hani kalp atışın, şekerin, şunun bunun o tip şeyler zaten basit de... ...normalde hastanede gözetim altında olmanı gerektiren bazı gözlemler var işte.

Beyin aktivitesini gözlemek gibi. veya uyku sorunu çekenlerin gözlerinin hareketini gözlemek gibi. O tip şeyler de harika yani. Direkt derinin üstüne koyuyorsun, oradan gönderiyorsun yeri sürekli.

Bir yandan çok iyi dediğin gibi, tıbbi açıdan bakınca. Bir yandan da korkunç bir şey. Artık vücudumuzun en ufak titreşimlerine kadar bir yerde veri olarak depolanması hep böyle bir teknolojinin bıçak sırtlı durumu var ya. Öyle düşünce de korkunç ya.

Benim bir anda kolumdaki elektronik dövmeden öldürülüyor olabilecek olma fikrim ya da hastalığım var ve bana söylememeleri bile sıkıntı yani. Ya da bana premiumunu aldırmaya çalışıyorlar söylemek için. Ben de diyorum ya şimdilik ücretsiz versiyonunu kullanayım diyorum ve hastalanıp ölüyorum. Evet olacak da şeyler bunlar.

Hani beni öldürmeye çalışıyorlar dedin ya. En son İsrail, İran'a saldırdığında bütün yönetim kademesini takip etmişler, vurmuşlar. Onların hepsinde hem istihbarat kaynağı olarak ajanlar kullanıyorlar hem de elektronik takip yapıyorlar. Ve artık bu elektronik cihazlarda bluetooth bazlı bir network var.

Çok düşük seviyede sinyal yolluyor sağa sola. ...ve başkalarının telefonu, onu alınca bunun telefonu buradaymış diye... ...sunuculara sinyal yolluyorlar.

Bu sayede mesela telefonun çalınmışsa bulabiliyorsun. Tam olarak nerede olduğunu buluyorsun yani. Baz istasyonu çevresinde değil de nokta atışı. Şimdi bu dövmeler de, bilinen nesil akıllı dövmeler.

Artık hiç kurtaramayacaksın kendini çünkü derinin altında zaten. Savaş teknolojilerinin hayatımızdan çıkması lazım yani. Keyifle yeni bir teknoloji gelmiş. Şöyle ayaklarımızı uzatıp, ya bunun tadını çıkaralım, bak sağlığımız için ne güzel bir şey yapılıyor diyemiyoruz ya.

İlla bir karanlık tarafı çıkıyor. Bir 2-3 sene fırsat penceresi var eğlenmek için. Dronlar mesela, aa ne güzel uçuyor bu bilmem ne diye eğlenirken hop! Ya şu çok komik.

Bir şey keşfediliyor ya da bir inovasyon yapılıyor. Bir süre dediğim gibi işler iyi gidiyor, eğlenceli. Birilerinin aklına şu geliyor, bu buna neden adam öldürmüyoruz ki? Bunun ucuna niye taramalı tüfek takmıyoruz ki?

Birinin aklına birilerini öldürmek geliyor. Ya da diğer ucunda da şey var, bunun pornografisi. Bununla seks yapılamaz mı? Teknoloji gelişiyor ve robot teknolojisi gelişiyor.

Bu yaşlı bakımında kullanılacak hemen seks robotları. Asla standart hatta kalamıyoruz. Direkt oralara sapıyoruz. İnsanları ya öldürmeye çalışıyoruz, ya robotlarla seks yapmaya çalışıyoruz.

Robota da bakınca düşünülecek en son şey seks. Dilimin ucuna geliyor da söylemeyeyim dedim. Bir sürü metal tüp falan görüyorsun, pistonlar, şunlar, bunlar. Bir yerden böyle bir aralık yakalayıp oraya denk getirebilir miyiz acaba?

Aynen ya. Ben şeye baktım, çeteler birbirlerini tanımak için benzer dövmeleri yaptırıyorlar. Hatta şeyler de kullanıyormuş. İkinci Dünya Savaşı'nda ajanlar yani belli birlikler belli dövmeleri yaptırıyor.

Bu ajanlar da istihbaratla o dövmeleri öğreniyorlar ama dövmeleri çok benzemiyorsa da deşifre oluyorlarmış. araya sızmak için onların kullandığı dövmeyi kullanıyorlar ama dövmeler tutmazsa o zaman teşrifre olup infaz ediliyorsun. Ya bir dövmeci işini iyi yapmadı diye belki de hayatı tehlikeye giriyor. Hani dövme pişmanlığından bahsettik ya en pişman olması gerekenler bu kategoride olabilir.

Casuslar yanlış dövme yüzünden. Yakuza demişken skydiving anısı anlatır gibi ben de bir ara yakuzadaydım. Mafya'ya katılmanın da alt metinden öğrenmeyelim ya artık. Orada hamamlar var onsen bunların kaplıcaları hamamları.

Dövmeli insanları almıyorlar. Japonya'da inanılmaz bir dövme karşıtlığı var bu yakuza yüzünden. Böyle soyunmanı gerektirecek herhangi bir kamusal alanda... ...dövmeli olanlar yasaklılar.

Çok çekmişler işte bu mafyadan. O yüzden onlara karşı yürütülen bir kampanya yani. Onların da üyelerini pişman etsinler. Yeni gençler katılmasın.

Toplumdan uzaklaştırılacaklarını bilsinler diye. Onların dövmesi de dövme ama. Bütün sırtına falan yapıyorlar. Hani saklayamıyorsun.

Peki şöyle bir girişim olamaz mıydı? Sadece dövmelileri kabul eden bir hamam. Evet, Yakuza'nın da kendi hamamı vardı herhalde. Yakuza her şeyi yapıyor.

Bir hamam da açın be kardeşim. Bir sürü illegal iş yapıyorsunuz. Ama oradan ayrıldıktan sonra ortada kalıyorsun. Yakuza hamamına da gidemiyorsun.

Normal hamama da gidemiyorsun. Ve hamama gidemezsen Japonya'da yaşayamazsın. Orada turist olduğu belli. Sarışın kızlar var.

Mesela ayak bileğinde dövmesi var. Onlara da laf ediyorlardı. Ben gitsem giremeyeceğim demek ki. Japonya'da hamama giremeyeceğim.

İşte o yerine kalmış. Pardon, Yakuza'dan mısınız? İlk kullanım şekilleri de böyleymiş. Yerli kabilleler birbirini tanımak için yapıyormuş.

Roma'da suçlulara yapıyorlarmış. Toplumdan tecrit etmek için, ne olduğu belli olsun diye yapıyorlarmış. Avrupa'da coğrafi keşiflere kadar kötü algılanıyormuş dövmeye. Yani çok pozitif bir yaklaşım yok.

İlk hatta James Cook Tahiti'ye gidiyor galiba. Orada yerlerde görüyor dövmeleri. Tahiti dilinde de Tautu gibi bir şey galiba. Tatu kelimesi de Batı dillerine oradan geçmiş.

Çok yeni aslında, 18. yüzyılda falan. Ondan sonra denizciler arasında yaygınlaşmış dövme yaptırmak. Şöyle saçma bir hikaye de var.

Denizciler genelde horoz ve domuz dövmesi yaptırıyormuş. Tekne ya da gemi alabora olduğu zaman horozlar ve domuzlar ölmüyormuş. Bunun uğurlu geldiğine inanıyorlar horozla domuzların ama çok daha basit bir sebebi var. Horozlar ve domuzlar tahta kafeslere konduğu için kafesler suyun üzerinde kalıyor ve o yüzden ölmüyorlar.

Yani o kadar gemicisin ve kaldırma kuvvetiyle alakalı bir şeyi bile düşünemeyip bundan hemen bir mit icat ediyorsun. Çok garip geldi bu bana. Sonra tabii şey de oluyor işte çapadır, dümendir falan. Onlar artık böyle en sıkıcı hiçbir şey bulamamış.

Aynen, düz memur denizciyim ben. Maceracı değilim dövmesi. Bu ilginçmiş. Ondan sonra kabul edilir bir hale mi gelmiş?

Evet, pozitif bir şekilde yaygınlaşmaya başlamış. Bir şeyin kabul görmesi için galiba aristokratların bir el atması gerekiyor. Adabı muaşereti de onlar belirlediği için. Mesela Kral Edward İngiltere Kralı dövme yaptırıyor.

Bir tane George vardı, o da yaptırıyor. Tamam diyorlar, demek ki bu sadece suçlulara yapılan bir şey değil. Onlar ne dönmesi yaptırmış acaba? Taht, taç?

Gibi hanedanı, sembolüzerden. Zaten sembolleri var ya büyük ihtimalle. Ondan da iki tane hayvan var. Aslan ve kartal.

Başka da bir şey yok. Kimse böyle gergedan falan yaptırmıyor. Kartal, çift başlım olsun, tek başlım olsun. Oralarda ufak oynamalar var yani.

En büyük karar o yani. Sağa mı baksın, sola mı baksın? Bunları nasıl peki alıyorlar sence? Nasıl sildiriyorlar yani?

Ben bu dövme sildirme işinin deri yakmaktan ibaret olduğunu sanıyordum. Öyle değilmiş meğerse. Ben hiç bilmiyorum ama lazerle sildiriliyor ya, bu lazerle dövme silme. Bir şeyin içinde, bir teknolojinin içinde lazer geçiyorsa ben çok ikna oluyorum.

Lazer bunun en üst seviyesidir. Lazer her şeyi yapabilir gibi geliyor. Gerisini sorgulamana gerek yok değil mi? Evet, evet.

Biri diyor ki ben böbrek taşlarımı lazerle kırdırdım. Harika bir şey yapmışsın diyorum. İyi ki lazerle kırdım. Yani başka hiçbir şeye güvenme.

Göz ameliyatı. Sen benim için uzaylısın. En üst teknoloji benim için lazer, ışın. Bazıları diyor ki böbrek taşlarımı ses dalgasıyla kırdırdım.

Lazer olmadığı için biraz aşağı görüyorum onu. Ses dalgalarının belki de daha ileri bir teknoloji. Bilmiyorum yani. Ne yapıyorlarmış abi?

Nasıl sildiriyorlarmış? Picos Saniye Lazer diye bir şey varmış. Eminim çok iyi bir teknolojidir bu. Bir kere hem lazer hem de içinde pico kelimesi geçiyor yani artık daha ne olsun.

Aklımı uçurdu. Lazeri böyle tutup da ondan sonra ışığı bırakmıyor. Pico saniyede kapayıp açıyor. Yani saniyenin trilyonda birinde kapayıp açıyor.

O dalgalar halinde gönderiyor. O kadar darbeli bir şekilde vuruyor ki mürekkep parçalarını. Onları aslında yakmıyor bu. Onların yanmasına bile müsaade etmeden parçalıyor, un ufak ediyor.

Ve sonra senin vücudunun al yuvarları, al yuvar veya ak yuvar, hayatın boyunca öğrenemediğim bir fark bir tanesi geliyor. Onları temizliyor, alıyor yani onları. Götürüp senin karaciğerine işlenmesi için bırakıyor. Vücudun onu sonra atıyor.

Yani çiş olarak çıkıyor vücudundan. Direkt mürekkebi falan işiyorsun yani bir şekilde. Çok güzelmiş ya. Bir dövme sildirmek için harcanan kafa emeğine bak ya.

İnanın vücut ağlı yuvarlar devreye giriyor. Bir karaciğer bir şey ya. Herkes elinden geleni yapıyor. Ben sevdim.

Bu süreci sevdim. Yani lazer teknolojisini bulmuşlar. İlk iki soru, bununla sevişebilir miyiz? Bununla adam öldürebilir miyiz?

Üçüncü soru da dövme olmuş herhalde. Dövme silinebilir miyiz? Dövme silinir mi ya? İlk ikisi yapılmıyor.

Dron vuruyorlar şimdi bu aralar onunla. Lazerle mi? Evet, lazerle dronları devre dışı bırakmaya çalışıyorlar. Her işe geliyor yani neredeyse.

Abi en basit lazer bile işe yarıyor. Mesela maça gidiyorsun, futbolcuk penaltı açacak, gözüne lazer tutuyorsun, adam dışarı atıyor böyle. Bir şeye yarıyor ya. Bu lazerin şeyi nedir ya?

Lazer ben çok övdüm bu bölümde de bilmiyorum. Valla lazerle dövme sildireceksen en iyisi bu arada, en iyi renk siyah. Yani siyahın en zor silinden renk olacağını düşünürsün koyu diye. Ay deride kalır, lekesi kalır diye düşünürsün ama Siyah renk bütün dalga boylarını emdiği için tedavisi daha etkili oluyor.

En kötüsü de o yüzden mavi ve açık parlak yeşil, neon yeşili. Onlar için özel lazerler varmış. Yani yine onu da lazer hallediyor. Ama biraz daha özel, daha pahalı bir süreç.

Mesela premium lazere geçersen. Lazerle silemeyeceğin pişmanlık yok. Peki şey nasıldı? Bir ara dövme marjinal insanların içinde bulunduğu bir durumdu böyle.

Dövmeli insan. Şimdi normalleşti gibi hatta şey de denir, hiç dövmeyesi olmayan insanlar, senin gibi insanlar daha marjinal gibi. Yani dövme çok yaygınlaştı. Herkes yaptığı için beklemediğin insanlar da dövme çıkıyor gibi.

Akmar pasajı basılırdı ya. Bu satanistler işte metal müzik eşittir satanizm. İşte uzun saçlı insanlar, dövmeli insanlar. İstanbul'a ilk geldiğimde bir gitmiştim lan nasıl bir yer satanizmin mabedine bir gidelim bakalım ne oluyor diye.

KPSS hazırlık kitapları satılıyor. Eski şeytanlıklardan eser kalmamış. Şu an esnaf şeytan sadece. Sana biraz pahalıya satmaya çalışıyorlar yani.

Satanizm boyut değiştirmiş orada. Biraz kazıklamaya çalışıyorlar seni. Asıl şimdi basılması gerekiyor oranın. Yani oranın bir denetlenmesi gerekiyor.

Ya bu kitaplar bu kadar pahalı olamaz gibi geliyor bana. Onun dışında dövme çok marjinal görünmüyor sanki ya da çevremizde mi çok alıştık? Daha normalleşti canım. Her şey daha normalleşti ama ya.

Garip garip saç stilleri normalleşti. Saç renkleri normalleşti. Ben hakikaten dünyanın en sıkıcı insanı olarak kaldım. Hiçbir trende kancayı takıp gidemediğimiz için.

Dümdüz insanım yani şu anda. Evet, seni çok beyazlamamıştı abi. Sen muhafazada bir ön plana çıkıyorsun. Muhafazakar oldum yani.

Evet, evet. Hiçbir şeyi de yapmadın bunun için. Sadece durdun. Hadi Marjinal bizdik.

Evet arkadaşlar dövmeyi pişman olup lazerle sildirebilirsiniz ama bu bölümü dinlediğiniz için pişman olursanız bunun bir tedavisi yok. Geçmiş olsun. Lazer bir çözüm bulacaktır ama henüz değil. Yine lazere inancımız tam.

Lazer varsa umut vardır abi.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)